Her türlü gayreti göstermelerine rağmen, misyonerlik faaliyetlerinden bir türlü istedikleri sonucu elde edemeyen Hıristiyan batı dünyası ve özellikle bu faaliyetleri kendisine yaşam felsefesi edinmiş olan İngilizler savaşla, zorla bir yere varamayacaklarını İslam dünyasının kanla ve gözyaşıyla bu davadan vazgeçirilecek bir âlem olmadığını anladılar.

VAZGEÇİLMEZ BİR HÜLYA

Peki, bütün dünyayı Haç’ın bünyesinde, kilisenin tasallutu altında toplamak hülyasından vazmı geçeceklerdi? Atalarının asırlar boyunca peşinde koştukları bu ülküden nasıl olurdu da, vazgeçebilirlerdi? Yalnız asırlardır verilen bu mücadelede bir türlü başarı elde edilemediğine göre ortada ters giden bir şeyler vardı. Yöntemlerini değiştirmeliydiler. Kaleyi içten fethetmek için projeler ortaya koyuldu ve bütün İslam Âleminde ve İslam ülkelerinde bu projenin ayağı olacak olan şahıslar belirlendi. İslam dininin yok edilmesi amacıyla ortaya çıkıldığına göre elbette ki dinin direklerini yıkmakla işe başlamak gerekiyordu.

İÇİMİZDE CASUSLAR VAR

İslam Dünyasını ayakta tutanların sağlam din adamları ve bunların eserleri olduğunu gördüler. Bir şeyi yapmak için de yıkmak için de o şeyi çok iyi bilmek gerekir bunun için İslam yurtlarında İslam’ı çok iyi bilen binlerce casus yetiştirdiler. Bu casuslar İslam Âlimlerinin eserlerini karalayarak, seçtikleri satılık hocaları diledikleri gibi kullanarak ve din dışı açıklamaları onlar vasıtasıyla topluma empoze etmek yoluyla İslam Dünyasının temellerine dinamit koymak için harekete geçtiler.

DİNLERARASI DİYALOG PROJESİNİN TARİHİ PLANLARI

Bunların sonucunda inanç boşluğu oluştu bunun ardından da sistemli bir şekilde planlarını uygulama fırsatını elde ettiler. Bu planlar 18.yüzyılın başlarından beri sürekli uygulana gelmiştir ama
planın temel dinamikleri değişme göstermemiştir. Hedeflerine ulaşmak için ajanları, reformistleri, misyonerleri, oryantalistleri, teologları ve içimizdeki hainleri kullanarak Arap yarımadasında Vehhabilik inancı ile hedeflerine kısmen ulaşmışlardır. Ama onlar için asıl önemli olan Orta Asya ve Türk Dünyasıdır. Avrupa’da asırlardır, Müslüman ile Türk kavramı aynı manada kullanılmıştır. Bu sebeple onlar Türkleri yeryüzünde en büyük tehlike olarak görürler. Bu yüzden fethedilmesi gereken asıl coğrafya burası yani Anadolu coğrafyasıdır. Netice olarak bu coğrafyada da “DİNLERARASI DİYALOG VE HOŞGÖRܔ programı devreye sokuldu ve planlar şöyle belirlendi:

1)Müslümanların arasında ırkçılık, milliyetçilik taassubunu körükleyecek ve onların dikkatini İslamiyet’ten önceki kahramanlıklarına çekerek Mısır’da Firavunluğu, Irak’ta Babilliği, Anadolu’da eski medeniyetleri ihya edeceksiniz.

2)Şu dört şeyi gizli ve aşikâr yaymak lazımdır: İçki, kumar, zina, domuz eti.

3)Çıkardığımız meşgalelerle, Müslümanları din kitabı okumağa dinlerini öğrenmeye vakit bulamayacak hale getireceğiz.

4)Cihadın geçici bir farz olduğunu, vaktinin son bulduğunu telkin edeceğiz. Din kaynağı olan aile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için müstehcen resimleri neşrederek, gençleri fuhşa, livataya, cinsi sapıklığa sürükleyeceğiz. İslam ahlakını bozunca İslam’ı yıkmak kolay olur.

5)Müslümanlara; Peygamberin İslam’dan kastının herhangi bir din olduğunu ve bu dinin Yahudilik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslam dininin olmadığı inancını aşılayacaksınız.

6)Müslümanları, ibadetlerinden uzaklaştırmaya çalışacak ve “Allah insanların ibadetlerine muhtaç değildir.”diyerek, onları ibadetin faydaları hakkında tereddüde düşüreceksiniz.

7)Müslümanların inançlarına bidatler sokup, İslam’ ı gericilik ve terör dini olarak itham edeceksiniz.

8)Çocukları babalarından uzaklaştırıp, büyüklerini dini terbiyelerinden mahrum kalmalarını sağlayacaksınız. Onları biz yetiştireceğiz, çocuklar babalarının terbiyelerinden koptukları an, dinden ve ilimlerden kopmaya mahkûm olacaklardır.

9)Örtünmek gerçek İslami bir emir değildir, diyerek kadınların soyunmasını sağlayıp sonra da, gençleri ona karşı tahrik edip, her ikisinin de arasına beraberlik hâsıl olması için çalışacaksınız! Müslümanlığı yok etmek için, bu iş, çok tesirlidir.

10)Her vesile ile camiye gidenler arasına kin ve düşmanlığa sokarak, cemaat ile namaz kılmayı ortadan kaldıracaksınız.

11)Türbe yapmanın bidat olduğu gerekçesiyle, hepsinin yıkılması lazımdır diyeceksiniz. Ayrıca İslam büyüklerinin kabirleri hakkında, şüpheye düşürerek, onlarını ziyaret etmekten men edeceksiniz.

12)Seyyidlerin, Peygamberin soyundan geldikleri hususunda insanlar tereddüde düşürülerek. Seyyidlerin diğer insanlarla karıştırılmaları sağlanacak.

13)Bütün Müslümanlara hürriyetin önemini bahane ederek ,”Herkes dilediğini yapabilir. Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil münker ve İslam ahkâmının öğretilmesinin önüne geçilecek.

14)İslamiyet’in yalnız Arapların dini olduğunu yayın. Böylece İslam’ın yayılmasının ve Müslüman olmayanlara öğretilmesinin önüne geçilecek.

15)Fıkıh kitapları saf dışı bırakılarak dini yalnız Kuran’dan öğrenmesi sağlanacak sonra Müslümanları Kur’an hakkında şüpheye düşürecek çok dilde, içinde noksanlık olan, tahrif edilmiş Kur’an neşredilecek. Aynı şekilde, hadisler hakkında da şüpheye düşürün. Ayrıca Arap memleketleri dışında ezan, namaz gibi ibadetlerin Arapça yapılmasını engelleyeceksiniz.

KÜRT KARDEŞİM OYUNA GELME

Planlara bakıldığında bunların bir kısmının gerçekleştiğini, bir kısmının ise gerçekleştirilmeye çalışıldığı görülecektir. Hicaz’da Müslüman Arap kardeşlerimiz kandırılmış; kendi ailesini, kendi vatanını bırakıp kutsal toprakları korumaya giden Osmanlı askerleri Arap hançerleriyle can vermiş, üzerlerindeki her şeyleri(iç çamaşırları dâhil) bedeviler tarafından yağmalanmıştır. Bugün aynı oyun doğudaki Kürt kardeşlerimiz üzerinde oynanmaktadır. Buradan onlara sesleniyoruz: Kürt kardeşlerimiz oyuna gelmeyiniz, akıttığınız Müslüman kanıdır. Dış mihrakların Kürtler ‘i düşündüğü falan yok onların amacı, Büyük İsrail’dir. Bugün Arap Yarımadasına bakıp ibret alın. Onlar da dün sizi gibi kandırıldı ve bugün orada İsrail’in amaçlarına hizmet etmek için kanları akıtılıyor, ırzlarına geçiliyor,

evleri başlarına yıkılıyor. Eğer bu oyuna gelirseniz sizin de yarın akıbetiniz hayrolmaz.

AKP DE BU PROJENİN BİR PARÇASIDIR

İçki, kumar, zina gırla giderken; AKP Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapmakla, eski ceza kanunundaki 440.441.442.443. no’lu “Evli Kadın ile erkeğin zinası” nı düzenleyen maddeleri kaldırmıştır. Kendi rızası ile hükmünün yaş haddi indirilmiştir. Teşhiri engellenmiştir.11 Mayıs 2005’de kabul edilen 5349 sayılı bu kanun ile AKP’de kime hizmet ettiğini göstermiştir. Ayrıca AB’ye uyum çerçevesinde Değiştirilen Gıda Kodeksinde kırmızı et tebliğinde domuz da var. Kasaplık büyükbaş hayvanlar “sığır, manda ve deve”, kasaplık küçükbaş hayvanlar “koyun ve keçi”, diğer kasaplık hayvanlar da “domuz, yaban domuzu, at ve tavşan” olarak Gıda Kodeksine girdi. Böylece projenin bu maddesinin önündeki engellerde kalkmış oldu.

EKRANLAR NARKOZ VERİYOR
Milletimiz televizyon karşısında uyuklatılıyor. Anneler, babalar çocuklarına İslam Dini’nin iyi bir şekilde öğretmek yerine ekranların esiri oluyorlar. Yüz binlik beşiklerde, futbol maçlarında halk ninnilerle uyutuluyor. Bütün hafta boyunca futboldan konuşuyorlar. Magazin programlarının başından kalkmayan anneler bırakın çocuklarla ilgilenmeyi çoğu zaman onların temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan acizleşiyorlar. Televizyon, satılmış medya halka narkoz veriyor. Vatanı satılmış, dini, milli değerleri dumura uğratılmış, hakları çalınıyor, geleceği peşkeş çekiliyor ama dünyası televizyondan ibaret olan halk hiç bir şeyin farkında değil. Diğer taraftan en önemli meşgale olarak geçim sıkıntısı karşımıza çıkıyor. Karnını doyurmanın, ihtiyaçlarını karşılamanın davasını güden insanlar dini vecibelerini yerine getirmekten geri kalıyorlar.

BU OYUN TEK KİŞİLİK PARODİ DEĞİLDİR

Burada şunu söylemenin zamanı geldi; oynanan bu oyun tek kişilik bir parodi değildir. Oyunun başrolündekiler dini mevzuların içini boşaltmak için uğraş verirken ve buna ulaşmak için Kur’an’ın tarihselliğinden dem vurup, bazı ayetlerinin hükmünü tamamladığını savunurken, cihadın kılıçla değil, kalemle olacağını genç beyinlere

dayatmak için uğraşırken; diğer taraftan öbürleri de açık, saçık neşriyatların yaygınlaşması için çaba sarf etmektedirler. Diğer taşeronlar ise uyuşturucu madde ile gençlerimizi tuzağa düşürmek için uğraşmaktadırlar.

CENABET PAPAZIN CAMİDE NE İŞİ VAR?

Hak dinler kavramını savunarak, diğer dinlerinde geçerli olduğu safsataları da kendini göstermiştir. Ve bunu yaparken de Kur’an’ın ayetleri çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Cenabet Papazlar camilerimize, kutsal mekânlarımıza sokulmakta, iftar sofralarında bunlara iftar duası okutturulmakta, Papa’ya dualar okunup, sağlığının, sıhhatinin baki olması için Allah’a yalvarılmakta, ölümünden sonra Yasinler okunmaktadır. Tasavvur edilen bunların hepsinin Hak olduğunu savunmak olduğu için bu dinlerden bir harman yapılmak istenilmektedir. Ama bu dinin İslam olmadığı, bu safsataların da Müslümanlarla alakası olmadığı bir realitedir.

BATI KENDİ İNSANINI BİLE KATLETMEKTEN ÇEKİNMEZ

Müslümanları terörist gibi göstermek için diğer ülkelerde oyunlar oynanmakta bu uğraşı içerisinde hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamakta, bu dava için kendi tezgâhladıkları patlamalarda kendi insanlarını göz göre göre katletmekten dahi çekinmemektedirler. Hâlbuki insanlık tarihinin görmüş olduğu en büyük terörü, Hıristiyan batı medeniyeti gerçekleştirmektedir. Yaptıkları savaşlarla Ortadoğu coğrafyasına kan ve gözyaşı getirmişlerdir. Mazide ki Haçlı Seferlerinden bahsetmeye ise gerek bile duymuyoruz. Kendi mezhebinden olmadığı için kendi dindaşlarını bile 1204 yılındaki 4.Haçlı Seferinde katleden, İstanbul’u tarihinde görülmemiş yağmaya, talana uğratan vahşi bir güruhun evlatları… Tabi basiretleri bağlanmış olanlar ve onların uşakları mevzuya at gözlüğüyle bakmaya devam etmektedirler. Öyle ki, İsrail’ de ölen çocuklara ağıt yakmakta, Londra metrosundaki patlama için başsağlığı dilemekte, Bush’u, Tony Blair’i bir kenara bırakıp Bin Ladin’i en sevmediği adam ilan edip Müslümanlara terörist gözüyle bakılması için hesaplar yapanların; ta kendileri bu düşüncenin, bu planın ve projenin adamlarıdır. Ama bunlar aynı sevgiyi, merhameti Müslüman’dan esirgerler. Müslüman’a terörist, şehide kelle yaftasını yapıştırıp kenara çekilirler.

AİLELERİNE DÜŞMAN EDİLMİŞ ÇOCUKLAR

Meydana getirdikleri; siyasi teşekküllerinde, gençlik kolları gibi çalışan ama öte taraftan da verdikleri beyanatlarla siyasetle uğraşmıyormuş gibi görünen ama siyasetin tam içerisinde gerek kadrolarıyla, gerek yazarçizer takımıyla bulunan bu gruplar üniversite öğrencilerini ve ilkokul çağından, liseye kadar bütün talebeleri kendi yurtlarında, evlerinde babalarından eti senin, kemiği benim mantığı ile alarak diledikleri sistemin adamı olacak şekilde yetiştirmektedirler. Okul zamanlarının dışında düzenledikleri programlarla ve bu programlardan sonra çeşitli uğraşlarla bu gençler oyalanmakta evlerine, ailelerine gitmeleri engellenmekte böylelikle aile bağları koparılmaktadır. Ve dikkat edin bu çocuklar ailelerine düşman edilmektedir. Öylesine beyinleri yıkanmıştır ki ailem beni öldürtmek istiyor, diyebilecek kadar çılgınlaşmışlardır. Öte yandan evlenmenin hizmeti engellediği düşüncesi ile bunların evlilik yönündeki isteklerinin de önü kesilerek, aile kavramı tamamen hayatlarından silinmektedir.

VEHHABİLER KÂBE’Yİ VE RAVZA’YI YIKACAKLARDI

Türbe yapmanın ve türbelerin bidat olduğu da Arap yarımadasında yayıldı. Burada ki Vehhabiler bu türbelerin, mezarların hepsini yıktılar. O kadar ileri gittiler ki içlerinden Ravza’yı Mutahhara’nın, Kâbe’nin yıkılmasını savunan gafiller bile çıkmıştır. Bazı din adamları da çıkıp türbelere gidilmesinin günah olduğunu savunmaktadır. Bu konuya değinmişken şunu da belirtelim; günah olan türbe ziyareti değil Hıristiyan adetlerindeki gibi türbelere mum dikmek, çaput bağlamak, Allah’tan değil de türbede yatandan direkt istekte bulunmaktır. Vs.

KENDİ DİNLERİNİ KURDULAR

Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil münker terk edilmiş, sapık insanlar kendi hocalarının kurmuş olduğu dinin gerekleri içerisinde hareket etmektedir. Bunlar Allah’ın kitabını, Resul’ünün sünnetini bırakıp hocamız ne söylerse doğru söyler mantığından hareket etmektedirler. Öte yandan Kur’an ‘ın aslını tahrif etmek ve kendi söyledikleri sözlere dayanak oluşturabilmek için, kendi mantıklarına göre Kur’an mealleri neşretmekte ve önce başka dillere çeviri yapıp o

dilden de diğer dillere çeviri yapıp böylece Kur’an’ın aslını tahrif etmek için yapılan çalışmalara ortaklık etmektedirler.

Kaynak:burakevci.com...TUNALIM..