<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom"><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-11-23:/</id><title>My to world</title><link rel="self" href="http://tunalim.blog.co.uk/feed/atom/posts/"/><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/"/><subtitle>M&amp;#304;LL&amp;#304; EKONOM&amp;#304; MODEL&amp;#304; : 5000 y&amp;#305;ll&amp;#305;k tarihiyle, 1400 y&amp;#305;ll&amp;#305;k Türk-&amp;#304;slam Medeniyeti ile ve 82 y&amp;#305;ll&amp;#305;k Cumhuriyet birikimiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti, Avrupa ve Asya k&amp;#305;talar&amp;#305;n&amp;#305;n kesi&amp;#351;ti&amp;#287;i en tarihi ve stratejik bölgede yer almaktad&amp;#305;r. Siyasi, ekonomik ve sosyal çat&amp;#305;&amp;#351;malar&amp;#305;n merkezinde ve hedefinde oldu&amp;#287;u halde, tarihinden ve inanc&amp;#305;ndan ald&amp;#305;&amp;#287;&amp;#305; güçle dimdik ayaktad&amp;#305;r ve ayn&amp;#305; zamanda tüm Türk-&amp;#304;slam dünyas&amp;#305;n&amp;#305;n ve dünyan&amp;#305;n mazlum milletlerinin son umududur. Sayg&amp;#305;lar&amp;#305;mla..</subtitle><generator version="1.0">MokoFeed</generator><updated>2009-11-23T09:49:05+01:00</updated><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-10-23:/2009/10/23/hosgeldiniz-welcome-7232108/</id><title>HOSGELDINIZ(welcome)</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/hosgeldiniz-welcome-7232108/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-10-23T21:24:11+02:00</published><updated>2009-10-23T21:24:11+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;GELİN BİR ve BERABER OLALIM &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;5000 yıllık tarihiyle, 1400 yıllık Türk-İslam Medeniyeti ile ve 82 yıllık Cumhuriyet birikimiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti, Avrupa ve Asya kıtalarının kesiştiği en tarihi ve stratejik bölgede yer almaktadır.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Siyasi, ekonomik ve sosyal çatışmaların merkezinde ve hedefinde olduğu halde, tarihinden ve inancından aldığı güçle dimdik ayaktadır ve aynı zamanda tüm Türk-İslam dünyasının ve dünyanın mazlum milletlerinin son umududur.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Var olduğu günden bu yana Türk Milleti, kendisini yükselten ve yücelten tarihi misyonuna sahip çıktığı dönemlerde insanlığa adaleti ve insan haklarını doya doya yaşatmış, teknolojiyi ve medeniyeti öğretmiştir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;21. yüzyıl Ulusal Egemenlik kavramının değiştiği bir yüzyıldır. Nitekim küreselleşmenin ideologlarından John Naisbitt şu yaklaşımı sergiliyor:&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;?Büyük şirketlerin özerk ve küçük ünitelere bölünerek, daha iyi çalışabileceklerini görüyoruz. Aynı durum, ülkeler için de geçerlidir. Eğer dünyayı tek pazarlı bir dünya haline getireceksek, parçaları küçük olmalı??&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Asırlar boyu sinsi bir şekilde yürütülen siyasi,kültürel ve sosyal faaliyetlerin sonucunda yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelen Milletimiz, verdiği İstiklal Savaşı neticesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Kuvay-ı Milliye ruhu ile kendine dönmüş, bağımsızlığına kavuşmuş ve özgürlük mücadelesi veren milletlere örnek olmuştur.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Atatürk, 1 Mart 1922?de yaptığı Meclis açılış konuşmasında şöyle diyordu: ?Her şeyden önce milli amacımız olan bağımsızlığımızı sağlamaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemeyiz. Bu nedenle de bizce önemli olan mali gücümüzün, bu sonucu sağlamaya yeterli olup olmayacağıdır.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;…Memleketimizin gelir kaynakları, milli davamızın güvenle sonuçlandırılmasına yeterlidir. Yoksunluklar içinde olsa da milli gücümüz, bugüne kadar olduğu gibi, dış devletlerden borç almadan memleketi yönetecek ve amacına ulaştırabilecektir.?&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Mustafa Kemal, yeni kurulan devletin ?tam bağımsız? olabilmesi için ?ekonomik bağımsızlığın? şart olduğunu özellikle vurgulamış, kapitülasyonları kaldırmıştır. 1923′te İzmir’de İktisat Kongresi düzenleyerek Milli ekonomiyi canlandırmaya çalışmıştır. Kongrede, ?ulusal bağımsızlık ilkesi?nden kesinlikle vazgeçilmeyeceği ve bu ilke içinde kalkınmanın gerçekleştirileceği kararlaştırılmıştır.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yani bağımsızlık ile kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi arasında direkt bir bağ vardır.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Devletimizin kurucusu Atatürk’ün döneminde, yani 1938′e kadar çeşitli sahalarda kalkınma plan ve projeleri uygulanmış ve çok büyük başarılar elde edilmiştir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bu dönemde kalkınmada uygulanan Milli Model ile ülkemiz Belçika?ya uçak ihraç edecek seviyeye ulaşmıştır. Fakat Atatürk’ten sonra ülke tekrar siyasi, kültürel, ekonomik vs. topyekün bir kuşatma altına alınmış; Batılı devletler, Mustafa Kemal döneminde hayata geçiremedikleri SEVR projesini AB ve IMF yoluyla gerçekleştirmeye başlamışlardır.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Uluslar arası şirketlerin devletimizin bütçesine yön verdiği IMF ve Dünya Bankası kıskacında ülkemizin kaynaklarının ve her türlü imkanlarının kullanıldığı, özelleştirmenin, KİT?lerin satışının, Uluslar arası Tahkim?in, tahdit kanunlarının ve AB?ye uyum adı altında çıkarların yasaların hayata geçirildiği bir süreçte Türkiye, hakikatte ?bu küçük parçalara ayrılma projesi?ni yaşamaktadır.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonomik bağımsızlığın, devletlerin bağımsızlığında gün geçtikçe daha belirleyici bir esasa dönüştüğü bir dünyada yaşıyoruz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Anadolu topraklarının altında kefensiz yatan sayısız şüheda ecdadımızın kemiklerinin sızlatıldığından dolayı rahatsız olanlar ve uykuları kaçanlar bir daha düşünün.&lt;br&gt;
Anadolu topraklarının içine saklanmış, ilahi kudret tarafından yerleştirilmiş olan eşsiz maden yataklarımızın,milli hazinelerimizin kapılarının; Müslüman Türk milletine kapatılmasından, bu milletlin ve bu vatanın düşmanlarına ardına kadar açılmasından ötürü rahatsız olup uykularını terk edenleri sağ duyulu olmaya davet ediyorum.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yine bu eşsiz güzellikler ve özellikler taşıyan,cennet vatanımızın sahiplerinin, çilekeş vatandaşlarımızın emeklerinin ve alın terlerinin toplanıp haçlılara peşkeş çekilmesinden ötürü acı ile kıvranan vatanperverleri bir daha aklı selimle düşünmeye davet ediyorum.&lt;br&gt;
Vatanperver vatandaşlarımızın vatan namustur satılmaz feryadına rağmen, vatan topraklarının altındaki madenleri ile birlikte, altındaki şehit mezarları ile birlikte ecnebilere satılmasından ötürü vicdan azabı çekenler,çaresizlik içinde kıvrananlar, vatan namustur satılmaz ilkesinde ısrar edenler,bir de Prof Dr. Haydar Baş beyi dinlemeye gayret edin.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Vatan için,bayrak için, sonraki nesillerin istiklalini temin için canlarını ve kanlarını sebil eden şehitlerimiz hakkında kelle ifadesini kullanmaktan utanmayanların,sıkılmayanların defterlerini dürmek isteyenleri BTP saflarına davet ediyorum.&lt;br&gt;
Bebek katiline sayın diyerek ve şehitlerimize de kelle diyerek bütün bir milletimizin bağrında derin yaralar açtığı halde hala ortalarda yalancı doktor edasıyla dolaşanlara, sandık başında sayın baylar güle güle demek için Prof.Dr. Haydar Baş’ın liderliğinde dalgalanan BTP bayrağı altında toplanmaya davet ediyorum.&lt;br&gt;
Minareler süngü kubbeler miğfer şeklinde şiir okuyarak kahraman olup milletin oylarını aldıktan sonra, altı buçuk yıllık iktidarı süresince misyonerlerin ve misyonerliğin önünü açanlara, dinler bahçesi adı altında kurdele kesenlere,haçlıların isteği doğrultusunda düzenlemelerle on binlerce kilise açanlara sandık başında hesap sormak isteyenleri saflarımıza davet ediyorum.&lt;br&gt;
Bin yıldır bu topraklarda tevhid bayrağını dalgalandıran Müslüman Türk milletinin oyları ile iktidar koltuğuna oturduktan sonra,bu milletin inanç sistemi ile oynayanları,tevhid cümlesinden Muhammedürresulüllah kısmını silenleri,attıkları her adımla bu milleti haçlı limanına biraz daha yaklaştıranları yüksek sesle protesto etmek isteyenler,bu kötü gidişattan ötürü uykuları kaçanlar bize buyurun. Bebek katiline sayın şehitlerimize kelle denilmesinden rahatsız iseniz bize buyurun.&lt;br&gt;
Vatan topraklarımızın bağrındaki şehit mezarları ile birlikte vatan düşmanlarına satılmasında ötürü uykunuz kaçıyorsa bize buyurun.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Emeğimizin,alın terimizin,servet ve sermayemizin haçlı siyonist tefecilerin elinde heba edilmesinden ve ettirilmesinden dolayı vicdan azabı çekiyorsanız bize buyurun.&lt;br&gt;
Ecdat yadigarı camilerimiz,medreselerimiz dökülürken bizim paramızla kiliselerin tamir ettirilmesinden ve hayırlı olsun denilerek hizmete açılmasından ötürü uykunuz kaçıyorsa bize buyurun.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Müslüman Türk çocuklarının on iki yaşından önce Kur-an’la temasını yasaklayan yasa devam ettirildiği halde yine Müslüman Türk çocuklarının üç yaşından itibaren kiliselere,papazların kucağına taşınmasından rahatsız olanlar,uykusu kaçanlar bize buyurun.&lt;br&gt;
AKP iktidarı altı buçuk yıldır AB ye girmek uğruna, onlardan gelen her talimatı milletimize dayattı,verilmedik taviz,satılmadık kurum bırakmadı, buna rağmen bir elli sene daha bekle talimatını aldı ve oturdu.AB nin ellinci yıl dönümü programına bile çağrılmadı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;AKP iktidarı teslimiyetçi ve tavizkar haliyle AB kapılarında kör topal yürümeye çalışırken,BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş,AB nin lokomotif ülkelerinden Almanya’da,tüm Avrupa üniversitelerinden gelen ilim adamlarına elini öptürdü.Tamamı profösör olan katılımcılar iki gün boyunca sayın Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli tezinin orjinalliğini,tüm ülkeler için bir çare bir çıkış formulü sunduğunu anlata anlata bitiremediler.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Daha mecliste dahi olmayan bir partinin lideri olarak Avrupanın ilim çevrelerine elini öptüren Haydar Baş’ın yarın iktidar olunca neler yapabileceğini varın siz hesap edin.&lt;br&gt;
Anadolu topraklarını altında yatan yer altı zenginliklerini haçlı tefeciler değil,yabancı şirketler değil, yine bu ülkenin insanı Müslüman Türk milleti kullanmalıdır diyen, Vatandaşlık maaşı vadeden, Ev hanımlarına işçi statüsü kazandırıp emeklilik vadeden,&lt;br&gt;
Sınavsız üniversite ve okuyan her çocuğa eğitim bursu vadeden,&lt;br&gt;
Bekarlara faizsiz evlilik kredisi vadeden,&lt;br&gt;
Devlet babadır ya vatandaşına iş bulur ya da aşını verir ilkesi doğrultusunda projeler geliştiren,&lt;br&gt;
Köylü ve çiftçi gerçekten efendi olacak ve bizim iktidarımızda altın çağını yaşayacak diyen BTP iktidarında buluşmak üzere Saygılarımla ..&lt;br&gt;
_________________&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;”Düşmanlarınızı affedin bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir aptallıktır. ” (J.f kennedy)&lt;br&gt;
Mehmet Tunabaş:BTP Biga İlçe Başkanı…. &lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/hosgeldiniz-welcome-7232108/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-10-23:/2009/10/23/kuert-karde-350-304-m-oyuna-gelme-7232093/</id><title>KÜRT KARDEŞİM OYUNA GELME</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/kuert-karde-350-304-m-oyuna-gelme-7232093/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-10-23T21:22:18+02:00</published><updated>2009-10-23T21:22:18+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
1878 Yılında Berlin Konferansı’nda ortaya atılan Kürdistan senaryosu günümüzde ecnebilerin yerli taşeronları tarafından hayata geçirilmek istenilmektedir.&lt;br&gt;
Tarihsel sürece baktığımızda görülecektir ki, Kürdistan Senaryosu’nun arkasındaki gerçek Büyük Ermenistan Devleti idealidir. Zira Berlin Konferansı’nda Ermeni Patrik’i Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Sivas ve Diyarbakır’da Ermeni Devleti kurulması için teklif vermiştir.&lt;br&gt;
Sevr Antlaşması’nın 62. ve 64. maddelerine göre ise İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak, bir yıl sonra Kürtler dilerse Birleşmiş Milletler’e başvurup bağımsız bir devlet olma talebinde bulunabileceklerdi.&lt;br&gt;
1912 yılında T. Wilson, Wilson ilkelerinde Türkiye sınırları içerisinde Ermenistan ve Kürdistan kurulmasını salık veriyordu.&lt;br&gt;
SEVR HORTLATILMAK İSTENİYOR.&lt;br&gt;
Lozan’da Lord Curzon: “Şimdi bu masada verdiklerimizi yakında ekonomik zorluklar içine düştüğünüzde bir bir geri alacağız diyordu.&lt;br&gt;
Ülkemizin düştüğü borç batağı, yaşadığımız ekonomik kriz, milletimizin düştüğü psikolojik buhranlar ve oluşturulan sanal gündemlerle milletimiz daha zor günlerin kendisini beklediğini maalesef algılayamamaktadır. Türk Milleti karda donmak üzeresin, uyku tatlı geliyor fakat ne yazık ki öldüğünün farkında değilsin.&lt;br&gt;
KÜRT SORUNU YABANCI MENŞELİDİR.&lt;br&gt;
20 Aralık 1919 tarihindeki Paris Konferansı’nda yer alan ve Kürt delegesi olarak seçilmiş olan Şerif Paşa Ermeni asıllıdır. Güya Kürtlerin sorunlarını dile getirmektedir fakat Ermeni ideallerine hizmet etmektedir.&lt;br&gt;
Zira PKK’da Ermeni terör örgütü ASALA’nın devamıdır. MİT raporlarına göre Şanlıurfa ili, Halfeti İlçesi, Ömerli Köyü’nde doğan Apo’nun asıl adı Artin AGOPYAN’dır. Babası ise Suriye asıllı Ömer isimli bir Ermenidir.&lt;br&gt;
Ve hafızalarımızı biraz tazelersek Güneydoğu’da ölü olarak ele geçen teröristlerin %80’inin sünnetsiz olduğu bir realitedir. Öcalan’da İmralı’daki görüşmelerinde ASALA ile 1980 lerde birlikte hareket ettiklerini ve toplantı düzenlediklerini itiraf etmiştir. Öte yandan ÖCALAN Papa’ya yazdığı mektubunda Hıristiyanlık dinine çok yakın olduğunu belirtmiştir. PKK eylemlerinde en çok katledilen ise Kürt vatandaşlarımız olmuştur.&lt;br&gt;
Binaenaleyh bunların ne Kürtlükle ne de Müslümanlıkla uzaktan yakından alakaları bulunmamaktadır. Bunlar küresel güçlerin maşalarıdır. Amaçları Türkiye’yi parçalayıp bizleri küresel dünyanın uşağı haline getirmektir.&lt;br&gt;
16.02.1999 yılında Kenya’da Abdullah ÖCALAN yakalanınca Vatikan: “1918 yılından beri Kürtler bağımsızlıklarını bekliyorlar.” açıklamasını yapmıştır.&lt;br&gt;
Lozan’da Musul meselesi konuşulurken İngilizler Şeyh Sait’i kullandılar. Fransızlarla Hatay mevzusu konuşulurken Dersim İsyanı gerçekleşti, Türk ordusu Kıbrıs’taki kıyıma dur deyince ASALA örgütü devreye girdi.1984 yılında ise Ağır sanayi yatırımları ile birlikte GAP’ın gerçekleşmesi sayesinde Türkiye’nin kalkınması ve bölgedeki suyu kontrolü sağlanacakken Amerika’nın düğmeye basmasıyla PKK devreye sokulmuştur. Apo’nun: “Şeyh Sait’in devamıydım, kullanıldım. Batılı ülkelerden yardım alarak Türkiye’ye karşı savaştım.” açıklamaları tespitlerimizi doğrular niteliktedir.&lt;br&gt;
ARZ-I MEV’UD’DA KÜRT KARTI&lt;br&gt;
ABD’ nin Irak’taki Kürtleri kışkırtması üzerine; Saddam’ın Kürtleri yok etme kararı alması ile ABD bölgeye çekiç güç yolladı. Çekiç güçle birlikte bölgede 1000 olan PKK’lı terörist sayısı 25.000 ‘ e çıktı.&lt;br&gt;
Kürt sorunu bilhassa Körfez krizi ile birlikte ABD Kongresi’nin gündemine gelmekle beraber, Rum ve Ermeni Lobileri’nin aksine, Yahudi Lobisi’nin desteğini alarak ortaya çıkmıştır. İsrail’in Ortadoğu’da son derece zayıflamış bir Irak istemesi ile birlikte Körfez Savaşı boyunca Saddam Hüseyin’in İsrail’e Scud Füzeleri’ni göndermesi; ABD Kongresi’nde Yahudi Lobisi’nin Kürt ayrılıkçılığını desteklemesine neden olmuştur.&lt;br&gt;
İsrail Kürtlerin Araplar içerisinde yaşayan bir azınlık olduğunu ve kendileri için iyi bir müttefik olduğunu gördü. Kürtler İsrail’in sadık hizmetçisi yapılmak istenmektedir.&lt;br&gt;
Öte yandan Washington’da kurulmuş olan bir think-tank kendisini bir Kürt Devleti kurmaya adamıştır.&lt;br&gt;
Washington Institute for Near East Policy (Yakın Doğu Politikası için Washington Enstitüsü ) adlı bu kuruluş hedeflediği Kürt Devleti’ne Türkiye’nin Güneydoğu’sunu da dâhil etmek istemektedir.&lt;br&gt;
Amerikan, Yahudi Basınının önemli yayın organlarından biri olan Washington Jewish Weekly’ de Ortadoğu’daki sorunların Kürtlerden kaynaklandığını Self-Determinasyon ile bunların kaderlerini tayin etmesi gerektiğini belirterek hedeflerini açıkça ortaya koymaktadırlar.&lt;br&gt;
İran-Irak Savaşında Kürtler İran aleyhinde kullanılmıştır. Daha sonra ise Yahudiler Irak’ın kuzeyinde bir Kürt Devleti, ortasında bir Sünni Devleti ve güneyinde bir Şii Devleti kurma amacındaydılar ve bugün buna kısmen ulaşmışlardır. Kürtler’in kullanılmasının amacı çok açıktır. “Ortadoğu’da –bu Müslüman Coğrafyasında- İsrail’den büyük devlet olmaması istenmektedir.&lt;br&gt;
BİZ TEK MİLLETİZ, BİZİ KİMSE AYIRAMAZ.&lt;br&gt;
Türk Milleti denildiğinde bir inançtan mürekkep millet anlaşılmaktadır. Ve bunun meydana gelmesinde kader ve tensib-i İlahi’nin etkileri inkâr edilemez. Türk Milleti’nin oluşmasında tarihi karabetin, ahlâki karabetin, akrabalığın özellikle “din birliğinin” önemi çok büyüktür.&lt;br&gt;
Atatürk’ün, Cumhuriyet’in ilk yıllarında uyguladığı nüfus politikasında da bu bilinci görmek mümkündür. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Türkiye nüfusunun elden geldiğince Müslümanlardan oluşması için çaba sarf etmiştir. Atatürk, “etnik” olmadıkları halde Müslüman kimliği ile Türkiye’ye bağlı olan Boşnaklar, Çerkezler gibi azınlıkların Türkiye’ye göç isteklerinin hepsini olumlu karşılamıştır. Hatta bazı tarihçiler bu politika nedeniyle Atatürk’ün Türk Milliyetçiliği’nin bir yönden de “Müslüman Milliyetçiliği” olduğunu söylerler.&lt;br&gt;
DİL FARKI MİLLİYET AYRIMINA SEBEP DEĞİLDİR.&lt;br&gt;
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın gerek kültürel gerek dini bakımdan birbirlerinden farkları olmamasından dolayı etkileşimleri fazla olmuştur. Her milliyet farkının dil farkını gerektirdiği ama her dil farkının milliyet farkını gerektirmediği sosyolojik bir gerçektir. Amerika’da yaşayan zenciler asimile olarak dillerini yitirmişlerdir fakat herkes bilir ki onlar milliyet bakımından diğerlerinden ayrılmaktadır.&lt;br&gt;
İSLAM BÖLÜCÜ DEĞİL BÜTÜNLEŞTİRİCİDİR.&lt;br&gt;
Kürtler ve Türkler de bir arada yaşamaları hasebiyle birbirlerini etkilemişlerdir. İslâm Medeniyeti’nin bir gereği olarak birbirlerine farklı göz ile bakmayan bu iki topluluk kardeşlik duyguları içerisinde birbirlerinden kız alıp kız vermişler, kan kana karışmıştır. Taki bölücü unsurların ortaya çıkıp siz birbirinizden farklısınız deyip nifak tohumlarını aralarına ekene kadar…&lt;br&gt;
Bu ayrılığı körükleyenler de elbette ki bu kardeşçe duygulara sahip olmayan ve İngiliz casusu Lawrence gibi Ermeni Şerif Paşa gibi Kürtlerin içlerine sokulan bir grup hain tarafından yapılmıştır.&lt;br&gt;
KÜRT KARDEŞİM OYUNA GELME.&lt;br&gt;
Tarih ilmi, geçmişten ders alınarak, geleceğe sağlam adımlarla yürünmesi için yol gösterici bir ilimdir. Tarihten ders alındığı müddetçe, tarih tekerrür etmez.&lt;br&gt;
Hicaz’da Müslüman Arap kardeşlerimiz kandırılmış; kendi ailesini, kendi vatanını bırakıp kutsal toprakları korumaya giden Osmanlı askerleri Arap hançerleriyle can vermiş, üzerlerindeki her şeyleri(iç çamaşırları dâhil) bedeviler tarafından yağmalanmıştır. Bugün aynı oyun doğudaki Kürt kardeşlerimiz üzerinde oynanmaktadır. Buradan onlara sesleniyoruz: Kürt kardeşlerimiz oyuna gelmeyiniz, akıttığınız kan Müslüman kanıdır. Dış mihrakların Kürtleri düşündüğü falan yok onların amacı, Büyük Ermenistan’dır, Arz-ı Mev’ud hülyalarıdır. Bugün Arap Yarımadasına bakıp ibret alın. Onlar da dün sizin gibi kandırıldı ve bugün İsrail’in amaçlarına hizmet etmek için kanları akıtılıyor, namusları kirletiliyor, evleri başlarına yıkılıyor. Hülasa yüzleri gülmüyor. Eğer bu oyuna gelirseniz sizin de yarın akıbetiniz hayrolmaz.&lt;br&gt;
EL ELE VERELİM BU OYUNU BOZALIM.&lt;br&gt;
Gerçekleştirilmek istenilen nihai hedef Federatif yapı, Otonomi ve bunların akabinde parçalanmadır. Ortadoğu çok bilinmeyenli bir denkleme benzer parçalardan birinin değişmesinin diğerlerini etkilememesi imkânsızdır. Kürtler’in kullanılması domino etkisi yapacaktır ve bölge bir kez daha çıkmaza sürüklenecektir.&lt;br&gt;
Ülkeleri bölüp parçalamanın o ülkenin çıkarlarına fayda sağlamayacağı aşikârdır. Eğer tarih tekerrürden ibaretse geçmişteki hüsran dolu tabloların yaşanmaması için oyunun Emperyalizm-Siyonizm menşeli olduğu görülmelidir. Aksi takdirde geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yaşamak zorunda kalacaklardır. Unutmamalıyız ki, ağaçtan düşen yaprak rüzgârın oyuncağı olur. Ortada ki müthiş hadisenin çaresi ise Osmanlı’nın 6 asır uyguladığı “İslam Kardeşliği” fikri, Atatürk’ün “Müslüman Milliyetçiliği” ideolojisidir.&lt;br&gt;
Burak EVCİ-TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/kuert-karde-350-304-m-oyuna-gelme-7232093/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-10-23:/2009/10/23/tuerk-304-ye-ate-350-cember-304-nde-7232085/</id><title>TÜRKİYE ATEŞ ÇEMBERİNDE</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/tuerk-304-ye-ate-350-cember-304-nde-7232085/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-10-23T21:21:14+02:00</published><updated>2009-10-23T21:21:14+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Uzun zamandır ülkemiz üzerinde baş döndürücü bir trafikle çeşitli oyunlar oynandığını hatırlatmıştık. Gelinen son nokta da bu oyunun adını artık koyabiliriz; “Türkiye ateş çemberinde”&lt;br&gt;
Açılım adı altında çeşitli süreçlerden geçilerek sonunda bu süreci başlatanların istekleri doğrultusunda düğmeye basıldı ve icraatlara geçildi…&lt;br&gt;
Bir grup terörist, demokratik açılım kapsamında Türkiye’ye geldi ve çeşitli etkinliklerle şenliklerle güvenlik güçlerine sözüm ona teslim oldu…&lt;br&gt;
Televizyonlarda canlı yayınlardaki görüntüleri ve konuşmaları takip eden sıradan bir vatandaş bile açıkça anlamalı ki bu bir teslim olmadan çok, barış gönüllüsü adı altında, İmralı’dan alınan talimatlar gereği, beklenen yol haritasını devletin en yüksek makamlarına ulaştırmak ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini terör örgütü ile masaya oturtmak için düzenlenen bir tiyatrodur…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İşin asla bununla kalmayacağını, DTP Milletvekili Sırrı Sakıkın ağzından öğreniyoruz. Canlı yayında spiker soruyor; “Sayın Sakık, bundan sonra eğer istenilen adımlar atılırsa PKK silah bırakacak mı?” Sakık cevap veriyor; “PKK nın mücadelesi sadece Kürt halkının özgürlüğü için değildir. Bu mücadele, bu topraklar üzerinde Türk kimliği altında ezilerek kimliklerini, dillerini, dinlerin yaşayamayan bütün halkların özgürlüğüne kavuşmasına kadar devam edecektir. Eğer bu sağlandığı takdirde, kimse silaha aşık değildir, dağlara aşık değildir. Tabii ki o zaman silahlar bırakılır.” &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Eee bir söz vardır lafın tamamı kime söylenir diye…&lt;br&gt;
Fazla söze ne hacet…&lt;br&gt;
Hükümet hala bu açılım projesi bizim projemizdir, biz kimseden akıl falan da almıyoruz derlerse desinler… Bunu ancak külahımıza anlatırlar…&lt;br&gt;
Bu projeler, asla Türk milletinin yararına değildir.&lt;br&gt;
Anlaşılan şu ki milletimiz aymazlığa hala devam eder, kurulan şeytani planları sezmezse, geçmiş olsun…&lt;br&gt;
Türkiye’nin parçalanma süreci fiilen başlamıştır.&lt;br&gt;
Millet olarak çok da iyi günlerin bizi beklemediğini söylemek için kâhin olmaya da gerek yoktur…&lt;br&gt;
Dua ediyoruz ki bu süreçten en az zararla kurtulalım, onun için de milletimizin mutlak ayıkması gerekmektedir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Uğur KEPEKÇİ-TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/tuerk-304-ye-ate-350-cember-304-nde-7232085/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-10-23:/2009/10/23/onlar-davasindan-vazgecmed-304-ler-7232077/</id><title>ONLAR DAVASINDAN VAZGEÇMEDİLER</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/onlar-davasindan-vazgecmed-304-ler-7232077/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-10-23T21:20:18+02:00</published><updated>2009-10-23T21:20:18+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Türkün tarihinde son zamanlarda alışık olmadığımız bir baş döndürücü, kafa karıştırıcı, gönül kirletici, bir süreç devam ediyor. Millet tarafından Devleti idareye memur kılınmış idareciler, AB ve ABD nin emir ve direktifleri doğrultusunda milli çıkarlarımıza ters icraatlar sergilemektedirler… &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tarihi gerçekler altüst edilmekte, dostlar düşman, düşmanlar dost konumuna getirilerek tarihimiz çarpıtılmak istenmektedir...  &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Koca Türk milletinin imparatorluklar kuran, çağlar açıp çağlar kapatan evlatları, yüce ideallerden soyutlanmış, aşının ekmeğinin peşinden koşar vaziyete getirildiğinden, dönen dolaplardan habersizdir.&lt;br&gt;
Dönen dolaplardan haberi olanlardan bir kısmı çaresiz, kahir ekserisi de dönen dolapların değirmenine su taşımakla ve düşmanlarla iş birlikle meşgul olmaktadır…  &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Aman Allah’ım bu millet bu kadar basireti bağlı olamaz, olmamalı… Tarihini, geçmişini unutmamalı, aidiyet duygusunu kaybetmemelidir.&lt;br&gt;
Aksi takdirde sonu olmayan gayet tehlikeli günler bizi beklemektedir… &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tarihimizi unuttuğumuz takdirde, tarihin tekrar tekerrür etmeyeceğini kimse garanti edemez. Milleti sadıka diye geçmişte bağrımıza bastığımız, kucak açtığımız Ermenilerin değiştiğini, barış içinde yaşayacağını, iç ve dış düşmanlarla işgal yıllarındaki gibi iş birlik içinde olarak vatanımıza, toprağımıza, canımıza, kast etmeyeceklerini kim garanti edebilecek...&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;“Uluslar arası kurumlar devrede onlar garanti veriyor” diye bir düşünce gafletine sakın düşmeyin. Çünkü İsrail-Filistin, Bosna Hersek-Sırbıstan, Azerbaycan-Ermenistan v.s. davalarında batı kimin yanında yer aldı, açık seçik meydandadır.  Batının bütün kurum ve kuruluşları, ister resmi ister sivil hepsi Türkün karşısındadır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bunu her an yaşamıyor muyuz?&lt;br&gt;
Suriye de yaşayan çok sayıda Ermeni vardır. Onlarla gidin konuşun…&lt;br&gt;
Onlar hep bizim topraklarımızı tekrar ele geçirip, bizi buralardan kovma hayali peşindedirler. Ve davalarından asla vazgeçemediler. Kilis’te, Antep’te, Maraş’ta dedelerinin evlerini gelip görürlerdi ve dillerinde hep şu söz vardı; “buraları er ve de geç sizden geri alacağız. Bunu göreceksiniz” derlerdi… &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Babam ölü değil sağdır. Gelin ona sorun. Size Suriye’de karşılaştıkları bir şahısla münakaşasını anlatsın...&lt;br&gt;
Babam diyor ki; “adamın birini lisanı biraz Kilis şivesine benzer gördüm.&lt;br&gt;
-Nerelisin diye sordum. O da, şöyle bir göğsünü gere gere ve göğsüne vurarak;&lt;br&gt;
-Ben Kilisli Ermeniyim, Ermeniyim… Dedelerimiz orada yaşamış, bizim orada evlerimiz var… Tekrar geleceyiz. Deyince kafamın tası attı… Ben de ona göğsümü gererek&lt;br&gt;
-Bende Kilisli Türküm… Türkoğlu Türküm… Dedim.&lt;br&gt;
Ancak orada bulunanlar, aman izzet amca bırak bunlar şirret adamlar sonra döğüş dava olur. Sen kafanı yorma diye beni yatıştırdılar” diye anlatır… Bu tip örnekler çoktur. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İddia ediyoruz ellerine fırsat geçtiği an, en akıl almaz düşmanlıklarını sergileyeceklerdir. En azından tazminat ve toprak talebinde bulunacaklar. Zaten batının mahkemeleri açmış ağzını bekliyor, bizi her yönden mahkûm edecekler. Çünkü haçlı batı, bizi bölmeyi, parçalamayı gözüne almıştır. Ve Büyük Ermenistan hayaliyle Ermenileri kışkırtmakta ve desteklemektedir…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bizi endişelendiren onların bu tutumundan çok, bizim aymazların sergiledikleri tavırlardır. İdarecilerimiz sanki süt dökmüş kedi gibi suçluluk psikolojisiyle davranmakta ve sürekli devletin bekasına zarar getirecek davranış sergilemektedirler. Milletimiz de üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi sessiz ve sedası seyretmektedir…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Şimdi daha iyi anlıyorum ki “bu milleti yine milletin azmi ve kararlılığı kurtaracaktır” diye hedef gösteren Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı kuvayi milliye hareketi benzeri bir hareket şarttır. Eninde sonunda Milletimizin ayıktırılması gerekmektedir... &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Vatanperver aydınımıza düşen, bıkmadan, usanmadan, gerçek dostu, gerçek düşmanı anlatmak ve olası tehlikeleri milletimize haber vermektir. Yoksa ne sana, ne bana, ne de çocuklarımıza yaşayacak vatan toprağı kalmayacaktır. Milli Şairimizin dediği gibi; “Sahipsiz vatanın batması haktır. Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Uğur Kepekçi-TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/10/23/onlar-davasindan-vazgecmed-304-ler-7232077/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-09-16:/2009/09/16/h-304-lal-304-n-goelges-304-nde-hac-cikarma-planlari-6973271/</id><title>HİLALİN GÖLGESİNDE HAÇ ÇIKARMA PLANLARI</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/16/h-304-lal-304-n-goelges-304-nde-hac-cikarma-planlari-6973271/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-09-16T02:07:42+02:00</published><updated>2009-09-16T02:07:42+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;Her türlü gayreti göstermelerine rağmen, misyonerlik faaliyetlerinden bir türlü istedikleri sonucu elde edemeyen Hıristiyan batı dünyası ve özellikle bu faaliyetleri kendisine yaşam felsefesi edinmiş olan İngilizler savaşla, zorla bir yere varamayacaklarını İslam dünyasının kanla ve gözyaşıyla bu davadan vazgeçirilecek bir âlem olmadığını anladılar.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;VAZGEÇİLMEZ BİR HÜLYA&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Peki, bütün dünyayı Haç’ın bünyesinde, kilisenin tasallutu altında toplamak hülyasından vazmı geçeceklerdi? Atalarının asırlar boyunca peşinde koştukları bu ülküden nasıl olurdu da, vazgeçebilirlerdi? Yalnız asırlardır verilen bu mücadelede bir türlü başarı elde edilemediğine göre ortada ters giden bir şeyler vardı. Yöntemlerini değiştirmeliydiler. Kaleyi içten fethetmek için projeler ortaya koyuldu ve bütün İslam Âleminde ve İslam ülkelerinde bu projenin ayağı olacak olan şahıslar belirlendi. İslam dininin yok edilmesi amacıyla ortaya çıkıldığına göre elbette ki dinin direklerini yıkmakla işe başlamak gerekiyordu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İÇİMİZDE CASUSLAR VAR&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İslam Dünyasını ayakta tutanların sağlam din adamları ve bunların eserleri olduğunu gördüler. Bir şeyi yapmak için de yıkmak için de o şeyi çok iyi bilmek gerekir bunun için İslam yurtlarında İslam’ı çok iyi bilen binlerce casus yetiştirdiler. Bu casuslar İslam Âlimlerinin eserlerini karalayarak, seçtikleri satılık hocaları diledikleri gibi kullanarak ve din dışı açıklamaları onlar vasıtasıyla topluma empoze etmek yoluyla İslam Dünyasının temellerine dinamit koymak için harekete geçtiler.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;DİNLERARASI DİYALOG PROJESİNİN TARİHİ PLANLARI&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bunların sonucunda inanç boşluğu oluştu bunun ardından da sistemli bir şekilde planlarını uygulama fırsatını elde ettiler. Bu planlar 18.yüzyılın başlarından beri sürekli uygulana gelmiştir ama&lt;br&gt;
planın temel dinamikleri değişme göstermemiştir. Hedeflerine ulaşmak için ajanları, reformistleri, misyonerleri, oryantalistleri, teologları ve içimizdeki hainleri kullanarak Arap yarımadasında Vehhabilik inancı ile hedeflerine kısmen ulaşmışlardır. Ama onlar için asıl önemli olan Orta Asya ve Türk Dünyasıdır. Avrupa’da asırlardır, Müslüman ile Türk kavramı aynı manada kullanılmıştır. Bu sebeple onlar Türkleri yeryüzünde en büyük tehlike olarak görürler. Bu yüzden fethedilmesi gereken asıl coğrafya burası yani Anadolu coğrafyasıdır. Netice olarak bu coğrafyada da “DİNLERARASI DİYALOG VE HOŞGÖRÜ” programı devreye sokuldu ve planlar şöyle belirlendi:&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;1)Müslümanların arasında ırkçılık, milliyetçilik taassubunu körükleyecek ve onların dikkatini İslamiyet’ten önceki kahramanlıklarına çekerek Mısır’da Firavunluğu, Irak’ta Babilliği, Anadolu’da eski medeniyetleri ihya edeceksiniz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;2)Şu dört şeyi gizli ve aşikâr yaymak lazımdır: İçki, kumar, zina, domuz eti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;3)Çıkardığımız meşgalelerle, Müslümanları din kitabı okumağa dinlerini öğrenmeye vakit bulamayacak hale getireceğiz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;4)Cihadın geçici bir farz olduğunu, vaktinin son bulduğunu telkin edeceğiz. Din kaynağı olan aile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için müstehcen resimleri neşrederek, gençleri fuhşa, livataya, cinsi sapıklığa sürükleyeceğiz. İslam ahlakını bozunca İslam’ı yıkmak kolay olur. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;5)Müslümanlara; Peygamberin İslam’dan kastının herhangi bir din olduğunu ve bu dinin Yahudilik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslam dininin olmadığı inancını aşılayacaksınız.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;6)Müslümanları, ibadetlerinden uzaklaştırmaya çalışacak ve “Allah insanların ibadetlerine muhtaç değildir.”diyerek, onları ibadetin faydaları hakkında tereddüde düşüreceksiniz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;7)Müslümanların inançlarına bidatler sokup, İslam’ ı gericilik ve terör dini olarak itham edeceksiniz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;8)Çocukları babalarından uzaklaştırıp, büyüklerini dini terbiyelerinden mahrum kalmalarını sağlayacaksınız. Onları biz yetiştireceğiz, çocuklar babalarının terbiyelerinden koptukları an, dinden ve ilimlerden kopmaya mahkûm olacaklardır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;9)Örtünmek gerçek İslami bir emir değildir, diyerek kadınların soyunmasını sağlayıp sonra da, gençleri ona karşı tahrik edip, her ikisinin de arasına beraberlik hâsıl olması için çalışacaksınız! Müslümanlığı yok etmek için, bu iş, çok tesirlidir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;10)Her vesile ile camiye gidenler arasına kin ve düşmanlığa sokarak, cemaat ile namaz kılmayı ortadan kaldıracaksınız.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;11)Türbe yapmanın bidat olduğu gerekçesiyle, hepsinin yıkılması lazımdır diyeceksiniz. Ayrıca İslam büyüklerinin kabirleri hakkında, şüpheye düşürerek, onlarını ziyaret etmekten men edeceksiniz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;12)Seyyidlerin, Peygamberin soyundan geldikleri hususunda insanlar tereddüde düşürülerek. Seyyidlerin diğer insanlarla karıştırılmaları sağlanacak.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;13)Bütün Müslümanlara hürriyetin önemini bahane ederek ,”Herkes dilediğini yapabilir. Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil münker ve İslam ahkâmının öğretilmesinin önüne geçilecek.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;14)İslamiyet’in yalnız Arapların dini olduğunu yayın. Böylece İslam’ın yayılmasının ve Müslüman olmayanlara öğretilmesinin önüne geçilecek.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;15)Fıkıh kitapları saf dışı bırakılarak dini yalnız Kuran’dan öğrenmesi sağlanacak sonra Müslümanları Kur’an hakkında şüpheye düşürecek çok dilde, içinde noksanlık olan, tahrif edilmiş Kur’an neşredilecek. Aynı şekilde, hadisler hakkında da şüpheye düşürün. Ayrıca Arap memleketleri dışında ezan, namaz gibi ibadetlerin Arapça yapılmasını engelleyeceksiniz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;KÜRT KARDEŞİM OYUNA GELME&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Planlara bakıldığında bunların bir kısmının gerçekleştiğini, bir kısmının ise gerçekleştirilmeye çalışıldığı görülecektir. Hicaz’da Müslüman Arap kardeşlerimiz kandırılmış; kendi ailesini, kendi vatanını bırakıp kutsal toprakları korumaya giden Osmanlı askerleri Arap hançerleriyle can vermiş, üzerlerindeki her şeyleri(iç çamaşırları dâhil) bedeviler tarafından yağmalanmıştır. Bugün aynı oyun doğudaki Kürt kardeşlerimiz üzerinde oynanmaktadır. Buradan onlara sesleniyoruz: Kürt kardeşlerimiz oyuna gelmeyiniz, akıttığınız Müslüman kanıdır. Dış mihrakların Kürtler ‘i düşündüğü falan yok onların amacı, Büyük İsrail’dir. Bugün Arap Yarımadasına bakıp ibret alın. Onlar da dün sizi gibi kandırıldı ve bugün orada İsrail’in amaçlarına hizmet etmek için kanları akıtılıyor, ırzlarına geçiliyor, &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;evleri başlarına yıkılıyor. Eğer bu oyuna gelirseniz sizin de yarın akıbetiniz hayrolmaz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;AKP DE BU PROJENİN BİR PARÇASIDIR&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İçki, kumar, zina gırla giderken; AKP Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapmakla, eski ceza kanunundaki 440.441.442.443. no’lu “Evli Kadın ile erkeğin zinası” nı düzenleyen maddeleri kaldırmıştır. Kendi rızası ile hükmünün yaş haddi indirilmiştir. Teşhiri engellenmiştir.11 Mayıs 2005’de kabul edilen 5349 sayılı bu kanun ile AKP’de kime hizmet ettiğini göstermiştir. Ayrıca AB’ye uyum çerçevesinde Değiştirilen Gıda Kodeksinde kırmızı et tebliğinde domuz da var. Kasaplık büyükbaş hayvanlar “sığır, manda ve deve”, kasaplık küçükbaş hayvanlar “koyun ve keçi”, diğer kasaplık hayvanlar da “domuz, yaban domuzu, at ve tavşan” olarak Gıda Kodeksine girdi. Böylece projenin bu maddesinin önündeki engellerde kalkmış oldu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;EKRANLAR NARKOZ VERİYOR&lt;br&gt;
Milletimiz televizyon karşısında uyuklatılıyor. Anneler, babalar çocuklarına İslam Dini’nin iyi bir şekilde öğretmek yerine ekranların esiri oluyorlar. Yüz binlik beşiklerde, futbol maçlarında halk ninnilerle uyutuluyor. Bütün hafta boyunca futboldan konuşuyorlar. Magazin programlarının başından kalkmayan anneler bırakın çocuklarla ilgilenmeyi çoğu zaman onların temel ihtiyaçlarını bile karşılamaktan acizleşiyorlar. Televizyon, satılmış medya halka narkoz veriyor. Vatanı satılmış, dini, milli değerleri dumura uğratılmış, hakları çalınıyor, geleceği peşkeş çekiliyor ama dünyası televizyondan ibaret olan halk hiç bir şeyin farkında değil. Diğer taraftan en önemli meşgale olarak geçim sıkıntısı karşımıza çıkıyor. Karnını doyurmanın, ihtiyaçlarını karşılamanın davasını güden insanlar dini vecibelerini yerine getirmekten geri kalıyorlar.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BU OYUN TEK KİŞİLİK PARODİ DEĞİLDİR&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Burada şunu söylemenin zamanı geldi; oynanan bu oyun tek kişilik bir parodi değildir. Oyunun başrolündekiler dini mevzuların içini boşaltmak için uğraş verirken ve buna ulaşmak için Kur’an’ın tarihselliğinden dem vurup, bazı ayetlerinin hükmünü tamamladığını savunurken, cihadın kılıçla değil, kalemle olacağını genç beyinlere &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;dayatmak için uğraşırken; diğer taraftan öbürleri de açık, saçık neşriyatların yaygınlaşması için çaba sarf etmektedirler. Diğer taşeronlar ise uyuşturucu madde ile gençlerimizi tuzağa düşürmek için uğraşmaktadırlar.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;CENABET PAPAZIN CAMİDE NE İŞİ VAR?&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Hak dinler kavramını savunarak, diğer dinlerinde geçerli olduğu safsataları da kendini göstermiştir. Ve bunu yaparken de Kur’an’ın ayetleri çarpıtılmaya çalışılmaktadır. Cenabet Papazlar camilerimize, kutsal mekânlarımıza sokulmakta, iftar sofralarında bunlara iftar duası okutturulmakta, Papa’ya dualar okunup, sağlığının, sıhhatinin baki olması için Allah’a yalvarılmakta, ölümünden sonra Yasinler okunmaktadır. Tasavvur edilen bunların hepsinin Hak olduğunu savunmak olduğu için bu dinlerden bir harman yapılmak istenilmektedir. Ama bu dinin İslam olmadığı, bu safsataların da Müslümanlarla alakası olmadığı bir realitedir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BATI KENDİ İNSANINI BİLE KATLETMEKTEN ÇEKİNMEZ&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Müslümanları terörist gibi göstermek için diğer ülkelerde oyunlar oynanmakta bu uğraşı içerisinde hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamakta, bu dava için kendi tezgâhladıkları patlamalarda kendi insanlarını göz göre göre katletmekten dahi çekinmemektedirler. Hâlbuki insanlık tarihinin görmüş olduğu en büyük terörü, Hıristiyan batı medeniyeti gerçekleştirmektedir. Yaptıkları savaşlarla Ortadoğu coğrafyasına kan ve gözyaşı getirmişlerdir. Mazide ki Haçlı Seferlerinden bahsetmeye ise gerek bile duymuyoruz. Kendi mezhebinden olmadığı için kendi dindaşlarını bile 1204 yılındaki 4.Haçlı Seferinde katleden, İstanbul’u tarihinde görülmemiş yağmaya, talana uğratan vahşi bir güruhun evlatları… Tabi basiretleri bağlanmış olanlar ve onların uşakları mevzuya at gözlüğüyle bakmaya devam etmektedirler. Öyle ki, İsrail’ de ölen çocuklara ağıt yakmakta, Londra metrosundaki patlama için başsağlığı dilemekte, Bush’u, Tony Blair’i bir kenara bırakıp Bin Ladin’i en sevmediği adam ilan edip Müslümanlara terörist gözüyle bakılması için hesaplar yapanların; ta kendileri bu düşüncenin, bu planın ve projenin adamlarıdır. Ama bunlar aynı sevgiyi, merhameti Müslüman’dan esirgerler. Müslüman’a terörist, şehide kelle yaftasını yapıştırıp kenara çekilirler.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;AİLELERİNE DÜŞMAN EDİLMİŞ ÇOCUKLAR&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Meydana getirdikleri; siyasi teşekküllerinde, gençlik kolları gibi çalışan ama öte taraftan da verdikleri beyanatlarla siyasetle uğraşmıyormuş gibi görünen ama siyasetin tam içerisinde gerek kadrolarıyla, gerek yazarçizer takımıyla bulunan bu gruplar üniversite öğrencilerini ve ilkokul çağından, liseye kadar bütün talebeleri kendi yurtlarında, evlerinde babalarından eti senin, kemiği benim mantığı ile alarak diledikleri sistemin adamı olacak şekilde yetiştirmektedirler. Okul zamanlarının dışında düzenledikleri programlarla ve bu programlardan sonra çeşitli uğraşlarla bu gençler oyalanmakta evlerine, ailelerine gitmeleri engellenmekte böylelikle aile bağları koparılmaktadır. Ve dikkat edin bu çocuklar ailelerine düşman edilmektedir. Öylesine beyinleri yıkanmıştır ki ailem beni öldürtmek istiyor, diyebilecek kadar çılgınlaşmışlardır. Öte yandan evlenmenin hizmeti engellediği düşüncesi ile bunların evlilik yönündeki isteklerinin de önü kesilerek, aile kavramı tamamen hayatlarından silinmektedir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;VEHHABİLER KÂBE’Yİ VE RAVZA’YI YIKACAKLARDI&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Türbe yapmanın ve türbelerin bidat olduğu da Arap yarımadasında yayıldı. Burada ki Vehhabiler bu türbelerin, mezarların hepsini yıktılar. O kadar ileri gittiler ki içlerinden Ravza’yı Mutahhara’nın, Kâbe’nin yıkılmasını savunan gafiller bile çıkmıştır. Bazı din adamları da çıkıp türbelere gidilmesinin günah olduğunu savunmaktadır. Bu konuya değinmişken şunu da belirtelim; günah olan türbe ziyareti değil Hıristiyan adetlerindeki gibi türbelere mum dikmek, çaput bağlamak, Allah’tan değil de türbede yatandan direkt istekte bulunmaktır. Vs.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;KENDİ DİNLERİNİ KURDULAR&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil münker terk edilmiş, sapık insanlar kendi hocalarının kurmuş olduğu dinin gerekleri içerisinde hareket etmektedir. Bunlar Allah’ın kitabını, Resul’ünün sünnetini bırakıp hocamız ne söylerse doğru söyler mantığından hareket etmektedirler. Öte yandan Kur’an ‘ın aslını tahrif etmek ve kendi söyledikleri sözlere dayanak oluşturabilmek için, kendi mantıklarına göre Kur’an mealleri neşretmekte ve önce başka dillere çeviri yapıp o &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;dilden de diğer dillere çeviri yapıp böylece Kur’an’ın aslını tahrif etmek için yapılan çalışmalara ortaklık etmektedirler.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Kaynak&lt;img src="/img/smilies/grayrazz.gif" alt=":b" class="middle" border="0"&gt;urakevci.com...TUNALIM..
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/16/h-304-lal-304-n-goelges-304-nde-hac-cikarma-planlari-6973271/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-09-09:/2009/09/09/kueresel-kr-304-z-304-n-ko-350-e-ta-350-lari-6933786/</id><title>KÜRESEL KRİZİN KOŞE TAŞLARI</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/09/kueresel-kr-304-z-304-n-ko-350-e-ta-350-lari-6933786/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-09-09T23:23:53+02:00</published><updated>2009-09-09T23:23:53+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;15 Eylül 2008'de dünyanın en eski ve saygın yatırım bankalarından biri olan Lehman Brothers'ın çöküşü küresel finans piyasalarında panik yarattı. Finans dünyasındaki sarsıntı kısa sürede küresel ekonomiyi de vurdu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Lehman Brothers'ın çöküşü borsaları alt üst etti&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Çok sayıda ülkeyi resesyona iten kredi krizinin ilk sinyalleri aslında Lehman Brothers'ın batışından önce ortaya çıkmıştı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;9 Ağustos 2007 tarihinde Fransız bankası BNP Paribas'tan gelen kötü haberler, kredi bulmanın maliyetini keskin biçimde yükseltmiş ve finans dünyasını ilk kez durumun ciddiyetine uyandırmıştı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Fakat uzmanlar, küresel ekonomiyi Büyük Buhran'dan bu yana görülmedik düzeyde sarsan kredi krizinin köklerinin bundan önceki yıllarda ABD'deki emlak piyasasında yaşanan aşırı borçlanmaya uzandığını düşünüyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;2004 ile 2006 yılları arasında ABD'de faiz oranları yüzde 1'den yüzde 5.35'e tırmanınca, Amerikan emlak piyasası bir duraklamaya girdi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Aldıkları konut kredisinin aylık geri ödemeleriyle faizler düşükken zar zor başa çıkabilen çok sayıda Amerikalı yükselen faizler karşısında konut borcunu ödeyemez hale geldi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amerikan bankalarının ve finans kuruluşlarının kredi geçmişi kötü olan ya da daha önce hiç borçlanmamış kişilere verdiği yüksek riskli konut kredilerinde rekor düzeyde bir çöküş kaydedildi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Konut borcunu geri ödemeyen milyonlarca kişi evini kaybederken, aylık ödemelerden mahrum kalan banka ve finans kuruluşlarındaki sarsıntı hızla yayıldı, çünkü sözkonusu konut kredilerinin çoğunluğu borçların alınıp satıldığı bankacılık sisteminde elden elde piyasalara dağılmıştı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Temmuz 2007&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yatırım bankası Bear Stearns, kendisine bağlı iki ihtiyat fonuna yatırım yapmış müşterilerine ya hiç ya da çok az para alabileceklerini itiraf etti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amerikan Merkez Bankası başkanı Ben Bernanke yüksek riskli konut kredilerinin batışının 100 milyar dolara malolabileceğini duyurdu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ağustos 2007&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Fransız yatırım bankası BNP Paribas, iki fonunun yatırımcılarına paralarını geri alamayacaklarını bildirdi. Banka, ''piyasalardan nakit paranın tamamen kaçtığını'' söyleyerek fonlardaki varlığın değerini ölçemediğini belirtti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bankaların birbirleriyle iş yapmaktan çekindiğinin ilk açık göstergesi olan bu gelişmenin ardından Avrupa Merkez Bankası nakit akışını calandırmak için piyasalara 95 milyar euro pompaladı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bankalar tüketici kredisi vermekte çok ihtiyatlı davranmaya başladı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Eylül 2007&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BBC, İngiliz Bankası Northern Rock'un İngiltere Merkez Bankası'ndan acil mali yardım talep ettiğini öğrendi. Bundan bir gün sonra bankanın müşterileri Nortern Rock şubelerine akın ederek 1 milyar sterlin çekti. İngiltere tarihinde bir asırdır görülmedik bu banka paniğini yatıştırmak için İngiltere hükümeti mevduat sahiplerine hesaplarının garanti altında olduğunu duyurdu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekim 2007&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yatırım bankası Merrill Lynch'in yöneticisi, bankanın 8 milyar dolara yakın kötü borçları olduğunun açıklanmasının ardından istifa etti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Aralık 2007&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amerikan Merkez Bankası, eşi benzeri görülmedik bir adım atarak önde gelen beş merkez bankasıyla bir araya gelir ve piyasalara milyarlarca dolar pompalamayı konuştu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ocak 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Dünya çapında borsalar, 11 Eylül 2001'den bu yana görülmemiş düzeyde değer kaybına uğradı. Dünya Bankası, ekonomik büyümenin 2008 yılında yavaşlayacağı uyarısında bulundu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Şubat 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İngiltere hükümeti sorunlu banka Northern Rock'un kamulaştırılmasına karar verdi. Sanayileşmiş yedi ülkeyi temsil eden G7 grubunun liderleri, ABD'de emlak piyasasının çöküşünün tetiklediği kredi krizinin kayıplarının 400 milyar doları bulabileceğini söyledi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Mart 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amerika'nın beşinci büyük bankası Bear Stearns, rakibi JP Morgan Chase tarafından satın alındı. İngiltere'de ev fiyatlarının yıl sonunda düşüşe geçeceği tahminleri, ABD'deki emlak krizinin İngiltere'ye de atladığı beklentisini doğurdu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İspanya, işsizliğin en hızlı arttığı Avrupa ülkelerinden biri&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Nisan 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Uluslararası Para Fonu IMF, kredi krizinin küresel kayıplarının 1 trilyon doları bulabileceğini ve hatta bunu aşabileceğini ilan etti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Mayıs 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İsviçre bankası UBS, ABD'nin emlak piyasasında kaybettiği 37 milyar doların bir kısmını geri alabilmek için harekete geçti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Haziran 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İngiltere'nin önde gelen bankalarından Barclays defterlerini düzeltmek için 10 milyar dolara yakın yatırım çekmek istediğini açıkladı. Körfez ülkelerinden Katar, bankanın yaklaşık 8'ine sahip oldu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Temmuz 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;ABD'nin en büyük iki kredi kuruluşu olan Fannie Mae ve Freddie Mac'i kurtarmak için yetkililer devreye girdi. Amerikan hükümeti, 5 trilyon dolar civarında konut kredisinin bağlı olduğu iki kurumun batmasına izin verilemeyeceğini söyledi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ağustos 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İngiltere'de ev fiyatlarında yıllık yüzde 10.5 düşüş gerçekleştiği açıklandı. Maliye Bakanı Alistair Darling bir gazeteye verdiği mülakatta ekonominin son 60 yılın en büyük kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Eylül 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Wall Street, yatırım bankası Lehman Brothers'ın son üç ayda 4 milyar dolara yakın zarar ettiği açıklamasıyla sarsıldı. Nafile bir kurtuluş yolu arayan Lehman Brothers yaklaşk bir hafta sonra krizin iflasa sürüklediği ilk büyük banka olarak kayda geçti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amerikan Merkez Bankası ülkenin en büyük sigorta şirketi AIG'i kurtarmak için 85 milyar dolarlık bir paket açıkladı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Konut kredisi veren dev Amerikan şirketi Washington Mutual mali müfettişler tarafından kapatıldıktan sonra JP Morgan Chase'e satıldı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Avrupa'nın bankacılık sektöründe yayılmayı sürdüren kredi krizinin kurbanı olan bankacılık ve sigorta devi Fortis kısmen kamulaştırılarak kurtarıldı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;ABD'de Kongre, bankaların kötü borçlarını üstlenmek üzere 700 milyar dolarlık bir mali paket üzerinde anlaşmaya vardı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Borsalarda gergin anlar &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekim 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Almanya, en büyük bankalarından birini kurtarmak amacıyla 50 milyar euro tutarında bir paket açıkladı. İzlanda hükümeti, ülkenin ikinci en büyük bankasını kamulaştırdı. İngiltere hükümeti ülke tarihindeki en büyük kamulaştırma hamlelerinden birine imza atarak üç bankaya vergi mükelleflerinin milyarlarca dolar parasını aktardı. ABD'de faiz hadleri piyasaları canlandırmak için yüzde 1.5'ten yüzde 1'e indirildi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Kasım 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Çin hükümeti ekonomisini canlandırmak için 586 milyar dolar tutarında iki yıllık bir kurtarma paketi açıkladı. Euro kullanan Avrupa Birliği ülkelerinin resesyona girdiği resmen doğrulandı. Bankacılık sektörü tamamen çöken İzlanda'ya İMF 2 milyar doları aşkın borç vermeyi kabul etti. Amerikan Merkez Bankası, finans sistemini rayına oturtmak ve ekonomiyi deflasyondan korumak amacıyla piyasalara 800 milyar dolar ek para pompalayacağını ilan etti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Aralık 2008&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;ABD'nin resesyona girdiği resmen doğrulandı. İngiltere dahil Avrupa ülkelerinde faiz hadleri bir kez daha düşürüldü. ABD'de faiz hadleri rekor bir düzey olan yüzde 0.25'e çekildi. Bank of America 35 bin kişiyi işten çıkarmak zorunda kalacağını açıkladı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ocak 2009&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Başkan Barack Obama Amerikan ekonomisini 'çok hasta' diye niteleyerek, durumun giderek kötüleştiğini söyledi. Resmen resesyona girdiği doğrulanan İngiltere'de faiz hadleri 315 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 1.5'e çekildi. Çin'in ihraç ürünlerinde son on yılın en büyük düşüşünün gerçekleştiği bildirildi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Şubat 2009&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İngiltere'de faiz hadleri yüzde 1'e dek indirildi. Başkan Obama, ''Amerikan tarihindeki en büyük ekonomik canlanma paketini'' imzalayarak yürürlüğe soktu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Mart 2009&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amerikan Merkez Bankası yaklaşık 1.2 trilyon dolar kötü borcu satın alarak bankaların kredi verme olanaklarını iyileştirmeyi hedefledi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Piyasalara milyarlarca dolar para pompalandı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Nisan 2009&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Londra'da düzenlenen G20 zirvesinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin liderleri küresel finans krizine önlemleri görüştü.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Mayıs 2009&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;ABD'nin en büyük üç otomobil üreticisinden biri olan Chrysler hükümetin baskısı altında iflastan korunma önlemleri aldı ve şirket varlığının büyük bölümü Fiat'a satıldı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Haziran 2009&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Petrol devi BP şirketi, 1993'ten bu yana küresel petrol tüketiminin ilk defa 2008'de düştüğünü açıklayarak küresel ekonomideki gerilemeye ışık tuttu. Japonya, 2009'un ilk üç ayında ekonomisinin rekor bir hızda küçüldüğünü ve üretimin yüzde 14.2 daraldığını açıkladı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Temmuz 2009&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amerikan yatırım bankası Goldman Sachs ekonomi gözlemcilerinin tahminlerini şaşırtarak nisan ve haziran ayları arasında 3 buçuk milyar dolara yakın net kar ettiğini duyurdu. Bankanın çalışanlarına ayırdığı ikramiye rakamları eski sisteme geri mi dönülüyor eleştirilerini beraberinde getirdi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BBC NEWS....TUNALIM..
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/09/kueresel-kr-304-z-304-n-ko-350-e-ta-350-lari-6933786/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-09-07:/2009/09/07/kilif-kuerd-304-stan-hedef-bueyuek-ermen-304-stan-6916366/</id><title>KILIF KÜRDİSTAN, HEDEF BÜYÜK ERMENİSTAN</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/07/kilif-kuerd-304-stan-hedef-bueyuek-ermen-304-stan-6916366/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-09-07T22:14:40+02:00</published><updated>2009-09-07T22:14:40+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
“Kürdistan senaryosu ilk kez Berlin konferansında ortaya atıldı” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Perde gerisinde İngilizler ve Ermeniler vardı ve asıl hedef Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan devletini kurmaktı” diye konuştu. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Kürt açılımı ve bir anda yeniden gündeme oturan Ermeni açılımı konusunda Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’tan dikkat çekici değerlendirmeler geldi. BTP Genel Başkanı açıklamasında bugün gelinen sürecin tarihi kökeni ve gelişimine dikkat çekti. Prof. Dr. Haydar Baş, “şu anki asıl hedef büyük Emenistan hayalidir” dedi ve yaşananların arka planı üzerine hiç gündeme gelmeyen, hiç konuşulmayan noktalara vurgu yaptı. “Kürdistan senaryosu ilk kez 1878 Berlin konferansında ortaya atıldı” diyen BTP Genel Başkanı, “o zaman Kürtler ön plandaydı ama perde gerisinde İngilizler ve Ermeniler vardı ve asıl hedef Doğu Anadolu’da Büyük Ermenistan devletini kurmaktı” diye konuştu. BTP genel Başkanı şunları söyledi: “1878 Berlin Konferansında Ermeni patriği o zamanki durumda Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Sivas ve Diyarbakır’da Ermeni devleti kurulması için konferansa bir teklif veriyor. Asıl iddia sahibi kimler? Ermeniler. Onun için Apo’nun teröründe hatırlarsanız Güneydoğu’da ölü olarak ele geçen teröristlerin yüzde 80’i sünnetsizdi. Kim bunlar? Başkanı Apo ama yanındakiler Ermeniler, olay bu.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Arka planda Ermeniler var&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Haydar Baş söz konusu konuşmasında 20 Aralık 1919 tarihinde düzenlenen Paris Konferansında baş rol oynayan Şerif Paşa ismine özellikle dikkat çekti. Şerif Paşa’nın aslen Ermeni olduğunu dile getiren Prof. Dr. Baş, “Şerif Paşa burada Kürt delegesi seçiliyor. Kim bu Şerif Paşa? Aslen Ermeni olan ama Kürtlerin adına iş yapan, güya Kürt olduğunu iddia eden bir isim. Yanlış anlamayın, Kürt olarak kendini bu fitne döneminde ortaya koyanların bekli de bazıları bu şerif Paşa gibidir” diye konuştu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yabancılar gündeme getiriyor&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Aslında Kürt ve Müslüman olmayan şahısların Kürtlerin haklarını arama adına hareket ettiğini ancak asıl hedefin İngiliz himayesinde bir Ermeni devleti olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu oyunu gündeme getiren Rusların desteğiyle beraber Ermeniler, onların arkasında da İngilizler vardır. Bu mesele hep dışarıdaki ecnebi güçlerin ülke içerisindeki faaliyetleri neticesidir. O coğrafyada yaşayan halkın meselesi değildir.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Batı Sevr’den vazgeçmedi&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Her fırsatta batılı kuruluşlarca gündeme getirilen bölünmüş Türkiye haritalarına da dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “bunlar batının Mondros’tan, Sevr’den vazgeçmediğinin birer göstergesi” dedi. Sevr Antlaşmasının maddeleriyle AB’ye uyum adına çıkarılan yasaları da karşılaştıran BTP genel Başkanı üçlü koalisyon hükümeti döneminde çıkan Self Determinasyon yasasına özel vurgu yaptı. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Baş şunları söyledi: “Sevr Antlaşmasının 62. ve 64. maddelerinde İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon, Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak. Bir yıl sonra Kürtlerin dilerse Milletler Cemiyetine bağımsızlık için başvurabileceklerinden bahsedilmektedir. Herhangi bir etnik grubun kendi coğrafyasında yaşarken, ‘efendim biz bağımsızlığımızı istiyoruz’ diye Birleşmiş Milletlere başvurur, Birleşmiş Milletler de bunlara müsaade eder, kendi geleceklerini belirlemek üzere referanduma yönlendirilir. Ekseriyeti alırsa o bölgede o etnik güç, devlet kurmak da dahil birçok hakka sahip olur. Self Determinasyon Yasası bu anlama gelmektedir. Sayın Devlet Bahçeli şu anda bağırıyor. Kimin döneminde çıktı bu yasa?”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;ABD sınırlarımızı tanımadı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Doğu ve Güneydoğu Anadolu üzerine ABD’nin sinsi planlarına da konuşmasında değinen Prof. Dr. Haydar Baş, stratejik ortak denilen ABD’nin Türkiye’nin Güneydoğu sınırlarını hala kabul etmediğine dikkat çekerek Lozan müzakerelerinden bir anekdot anlattı. BTP Genel Başkanı şöyle konuştu: “Amerika o zaman diyor ki; ‘Biz sizin isteklerinize evet diyemeyiz. Bizim bir şartımız var.’ Neymiş o şartınız? ‘Türkiye’nin yeraltı kaynaklarının işletmesini bize vereceksiniz. Biz de sizin isteklerinizi ve Güneydoğu sınırlarınızı kabul edeceğiz.’ Merhum İnönü, Mustafa Kemal Atatürk’e telgraf çekiyor, ‘Paşam durum böyle böyle. Ne Güneydoğu sınırlarımızı ne de şartlarımızı kabul ediyorlar. İstedikleri yeraltı kaynaklarımız. Telgrafı alıyor merhum güzel bir yırtıyor. Sonra da ‘Canımızı vererek ve kanımızı dökerek aldığımız toprak parçalarını asla masa başında terk edemeyiz’ diyor.” TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/07/kilif-kuerd-304-stan-hedef-bueyuek-ermen-304-stan-6916366/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-09-07:/2009/09/07/bilmeyenler-bilsinler-6916359/</id><title>BILMEYENLER BILSINLER</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/07/bilmeyenler-bilsinler-6916359/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-09-07T22:13:21+02:00</published><updated>2009-09-07T22:13:21+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;Bu millet hiç bir zaman esaret altına girmemiştir,girmeyecektir de.Esaret altına girmemek için her türlü eza ve cefaya gögüs geren fedakar aziz Türk milleti bu gün de içinde bulunduğu bu vehametin üstesinden gelecektir.Türk milletinin benliğinde vardır.Mücadele etmek,ta ki zafere ulaşana kadar!..Bu milletin kökü çok derinlerdedir.Ağacını budarlar,daha da gürleşir.Keserler tekrar ışkın verir.Ama ama hiç bir kazma bu kökü sökmeye muktedir değildir.ATTİLA bir defa korkutmuş bunları !...ALPARSLAN Malazgirt'te silleyi öyle bir çakmış ki,İstanbul'da bulmuşlar kendilerini!..FATİH'in sillesi ile yani o meşhur Osmanlı tokatı ile Viyana kapılarının ardına düşmüşler.GAZİ MUSTAFA KEMAL'in 19 mayıs ta Samsun'dan gelen sillesi ile dökülmüşler Akdenize. VE BUGÜN;HAYDAR BAŞ milleti ile beraber kaldırdı elini(ne diyordu?''bu kol sizin kolunuz,sizin kolunuz benim kolumdur'')sillesi geliyor.Görecekler bileğin kuvvetini ve bir daha kalkabileceklermi bakalım?...''ONLAR GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER ''GÖNDERECEĞİZ !..Silahları ile gelmişlerdi,silahımızla,kazma kürekle kovmuştuk!..BU GÜN&lt;img src="/img/smilies/graysmilewinkgrin.gif" alt=";D" class="middle" border="0"&gt;iplomasiyle geldiler,diplomasiyle kovacağız!..Kültürleriyle geldiler,kültürümüzle kovacağız!..Dinleriyle geldiler,dinimizle kovacağız!..Dilleriyle geldiler,dilimizle kovacağız!..Onlar conileriyle,sam amcalarıyla,papazları ile geldiler,biz Mehmetçik'le,Atatürk'le,Haydar Baş'la kovacağız!,,,Yine gelecekler,gelsinler,ne diyordu ulu önder?''Geldikleri gibi giderler''Biz hep burada kalacağız.(BU VATAN BİZİMDİR,BİZİM KALACAKTIR.)&lt;br&gt;
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/07/bilmeyenler-bilsinler-6916359/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-09-02:/2009/09/02/tuerk-m-304-llet-304-30-a-286-ustos-da-350-ahlandi-6879296/</id><title>TÜRK MİLLETİ 30 AĞUSTOS'DA ŞAHLANDI</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/02/tuerk-m-304-llet-304-30-a-286-ustos-da-350-ahlandi-6879296/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-09-02T22:51:32+02:00</published><updated>2009-09-02T22:51:32+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;Zafer Bayramı vesilesiyle bir mesaj yayınlayan Prof. Dr. Haydar Baş, “Türk milletine karşı oynanan oyunlar kadar büyük bir oyun, hiçbir millete oynanmamıştır. Hiçbir millet de, Türk milleti gibi direnememiştir” dedi. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;30 Ağustos Zafer Bayramı münasebetiyle bir mesaj yayınlayan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Kurtuluş Mücadelesi ve 30 Ağustos Zafer bayramı günlerinin, Türk milletinin büyüklüğünün göstergesi olduğuna dikkat çekti. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş “Tarih boyunca Türk milletine karşı oynanan oyunlar kadar büyük bir oyun, hiçbir millete oynanmamıştır. Hiçbir millet de, bu büyük oyunlara karşı Türk milleti gibi direnememiştir. Bu da milletimizin büyüklüğünü göstermektedir” dedi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş mesajında şunları söyledi: “30 Ağustos günleri, boynuna Sevr patentli ekonomik, politik ve askeri kementler atılarak sömürgeleştirilmek ve böylece bağımsızlığı elinden alınmak istenen Türk milletinin varoluş mücadelesi zaferi ve bayramıdır. Dün Türk milletinin boynuna bu kementleri geçiremeyenler, maalesef AB`ye uyum ve BOP adı altında bugün vatanımıza ve milletimize yönelik benzer manevralar içine girmişlerdir. Bu bağlamda Türkiye`nin sürüklendiği körü körüne AB`ye uyum süreci ve BOP projesi, Türk Milletini yok etme hareketidir; Türk milleti ve medeniyetini mezara gömme projesidir. Yüce milletimizi kendi coğrafyasından çıkartma planıdır. Ancak milletimiz üzerindeki emelleri, yine milletimizin azmi ve kararı boşa çıkaracaktır; bu bağlamda sivil–asker ve devlet-millet bütünlüğü, bu güçlü milli iradenin hem kendisi, hem de teminatıdır. Tarih, şayet bir kez daha tekerrür etmesi gerekiyor ise, Türk milleti tekerrür ettirecektir. Bunda kimsenin şüphesi olmasın.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;30 Ağustos`ta Türk milleti şahlandı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş “Atatürk`ün önderliğinde Türk milletinin ve içinden çıkardığı kahraman Türk ordusunun kanları ve canlarını feda ederek kazandıkları zaferin tarihte eşine az rastlanır bir kahramanlık destanıdır” dedi. BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş mesajına şöyle devam etti: “Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz zaferleriyle bezenmiş 1921 ve 1922 Ağustos ayları, Türk Milletin iradesi, imanı, kültürü ve siyasetinin Gazi Mustafa Kemal adı etrafında ortaya çıktığı günlerdir. Atatürk, Türk milletinin siyasetidir, iradesidir, kültürüdür, medeniyetidir. 26 Ağustos`ta Başkumandan Mustafa Kemal riyasetinde olarak, belirttiğimiz işte bu milli irade, bu iman ve bu kültür şahlandı; 9 Eylül`de Haçlı Avrupası`nın ordularını denize döktü. 85–90 sene önce yaşanan söz konusu olaylara baktığımızda görülür ki, iki ordu değil, iki medeniyet çarpıştı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bugün bu mücadelenin sona erdiğini iddia edenler, hem kendilerini hem de yüce milletimizi aldatmaya kalkışmaktadırlar. Tarih şahittir ki, bu zorlu mücadelelerden yüce milletimiz yine kendi azmi, kararı ile zaferlere ulaşmıştır. Şuna inancımız tamdır ki, yüce milletimizin bu azim ve kararlılığı, BTP`nin uluslar arası kongrelerde bilim adamları tarafından baş tacı edilen Sosyal Devlet–Milli Devlet projeleri ve Milli Ekonomi Modeli ile bütünleştiği nispette, aşılamayacak engel, ulaşılamayacak zafer yoktur` dedi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TUNALIM..
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/09/02/tuerk-m-304-llet-304-30-a-286-ustos-da-350-ahlandi-6879296/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-08-30:/2009/08/30/btp-yillar-oences-304-nden-buguenue-tar-304-f-ett-6856629/</id><title>(BTP)YILLAR ÖNCESİNDEN BUGÜNÜ TARİF ETTİ</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/30/btp-yillar-oences-304-nden-buguenue-tar-304-f-ett-6856629/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-08-30T21:48:21+02:00</published><updated>2009-08-30T21:48:21+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Prof. Dr. Haydar Baş’ın 1993’te söylediği, “Çekiç güçle o bölgede tampon bir bölge oluşturulacak. Dış kaynaklı güçler terörist eğitecek. Bölgede anarşinin önü alınamayacaktır” uyarıları dikkate alınsaydı terör bugün ortadan kalkmış olacaktı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), AKP hükümetinin ortaya koyduğu Kürt açılımı konusundaki görüşlerini arşivlerini basınla paylaşarak açıkladı. BTP söz konusu açıklamaları Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş’ın 16 yıl önceki açıklamalarının bugün yaşananları yıllar öncesinden büyük bir öngörüyle dile getirilmiş olduğunu ortaya koydu. Prof. Dr. Baş’ın 1993 yılında, “Çekiç güçle o bölgede tampon bir bölge oluşturulacak. Dış kaynaklı güçler terörist eğitecek. Bunlar bölgeye salınacak ve bölgede anarşinin önü alınamayacaktır” uyarısında bulunduğunu ortaya koyan BTP açıklaması bugün yaşananlara ışık tutuyor. İşte BTP’nin hükümetin Kürt açılımı konusundaki adımlarını değerlendiren açıklaması:&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yabancı güçlerin hesabı bozulmalı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;“Türkiye’de temel ayrım Türk–Kürt, Alevi–Sünni, sağ–sol, laik–anti laik değil; devlet ve milleti AB, ABD ve IMF nin aklıyla diledikleri yere sürüklemek isteyenler ile bu sürüklenişe dur diyen vatanperverler arasındadır” denilen açıklamada, 29 Ekim 1993’te BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın çok önemli açıklamaları ortaya konuldu. Prof. Dr. Baş’ın 1993 yılındaki söz konusu açıklaması şöyle: “Sorunu yanlış teşhis ediyorlar. Hesap arkadaki güçten değil, bölge insanından soruluyor. Düzeltilmesi gereken bir sorun varsa, o da terörü kullanarak amacına ulaşmak isteyen yabancı güçlerin hesabının bozulması ve heveslerinin kursağında kalmasıdır.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;‘Çekiç Güç anarşi çıkaracak’ demişti&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yine 1993 yılında bir başka açıklamasında Prof. Dr. Haydar Baş’ın Çekiç Güç bölgede anarşiye zemin hazırlayacağını dile getirdiğine işaret edildi. Prof. Dr. Haydar Baş 1993 yılında Çekiç Güçle ilgili olarak yaptığı çarpıcı değerlendirme şöyle: “Çekiç güçle o bölgede tampon bir bölge oluşturulacak. Dış kaynaklı güçler terörist eğitecek. Bunlar bölgeye salınacak ve bölgede anarşinin önü alınamayacaktır.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Türkiye’ye karşı kurulmuş ittifak&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Takvimler 23 Kasım 1998’i göstermektedir ve Bağımsız Türkiye Partisi henüz kurulmamıştır. Prof. Dr. Haydar Baş o günlerde katıldığı bir programda Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu’su üzerine oynanan oyunları anlatmaktadır. İşte BTP açıklamasına göre “Güneydoğu Anadolu üzerinde oynanan oyunlar Musevi–Haçlı ittifakının bir sonucudur” açıklamasında bulunan Genel Başkan Prof. Dr. Haydar Baş’ın 11 yıl öncesinden bugüne ışık tutan sözleri: “Şimdi siz eğer orada bir tek adamın işidir diye bunu kabul ediyorsanız, o gücün arkasındaki gücü görmüyorsunuz, af edersiniz bunun adına körlük denir. Arkada öyle güçler var ki, kimsenin şimdi sayamadığını–saymadığını ben sayayım bu suç değil. Başta İsrail var, Amerika var, İngiltere, Almanya ve Fransa var. Şu anda gündem edilen –ki en azı odur– İtalya var. Topyekûn Avrupa var. Ne ittifakı var burada? İsrail’le birleştirirseniz Musevi–Haçlı ittifakı var. Ne üzerinde Güneydoğu Anadolu üzerinde.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Referandum talep edecekler&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BTP açıklamasına göre 1998 yılında, “Türk Silahlı Kuvvetleri sadece üç–beş eşkıyayla mücadele etmiyor, asıl bu eşkıyaları besleyen güçlerle mücadele ediyor” diyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, o günlerde daha yeni yeni peydahlanan Irak’ın Kuzeyindeki Barzani yönetimindeki Peşmerge devletine de şöyle dikkat çekmişti: “Apo’dan çok daha tehlikeli bu manada orada kurulan devlettir. Neden? Şimdi orada devlet olarak kimliğine kavuşan bir güç Suriye’den, İran’dan –zaten Irak’ta kurulmuş– ve de Türkiye’den bazı talepler gelirse, mesela– ki şu ana kadar olayları bu noktaya taşıyanlar bu söyleyeceğimi niçin gündem etmesinler?– referandum talebinde bulunursalar ve hukuk diliyle de bunu izah etmeye çalışırlarsa öp başına geleni. Ne yapacaksın onu söyle bana? O halde şu anda Türkiye’nin asıl meselesi kurulmakta olan bu federasyonun üzerine gidip kesinlikle bunu lağvetmesidir. Efendim ne olacak yani orada devlet kursa bu arkadaşlar nereden çıkacaklar ki, hangi kapıdan çıkacaklar? Türkiye’den çıkacaklar ben bunu sana söyleyeyim.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amaç Türkiye’yi güçten düşürmek&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BTP Genel Merkezinin açıklamasında 1998 yılında yaptığı bir başka açıklamada “Körfezde görünen amaç petrolse de görünmeyen amaç Türkiye Cumhuriyeti’nin sahip olduğu azameti azaltmak, gözden düşürmektir” diye konuşan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, “Birinci Körfez Savaşı, Irak’ın kuzeyinde fiili devlet kurulmasını sağlamıştır. İkinci harekâtın amacı buna hukuki statü kazandırmaktır, Bu da Türkiye’nin bütünlüğünü daha da zorlayacaktır” diye uyarmıştı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;‘Ateş Türkiye’yi saracak’ diye uyarmıştı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yıllar öncesinden bulunduğu uyarılar dikkate alınsaydı Türkiye bugün yaşadığı sorunların birçoğunu unutmuş olacakğı dile getirilen BTP açıklamasında, “ABD’nin BOP projesine ortaklık yapan hükümet ve AB ci, ABD’ci çevreler Irak’ın işgaliyle demokrasi ve barış geleceğini söylüyorlardı. Prof. Dr. Haydar Baş ise “Oyun Türkiye’yedir, işgal bölgeyi daha da karıştıracak, kuzey Irak’a Kürdistan kurulacak, ateş Türkiye’yi saracak” diyordu. Türkiye bu oyunun bir parçası olamaz bu Türkiye’nin boynuna tasma geçirmektir buna müsaade edilemez dedi. Kürdistan’a geçit verecek her hareket bölgede ikinci bir İsrail’in tesisi anlamına gelir. Prof. Dr. Haydar Baş, 1998’de bunu ifade ederken Türkiye’yi yönetenler İsrail’le gizli açık anlaşmalar imzalıyordu” denildi. TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/30/btp-yillar-oences-304-nden-buguenue-tar-304-f-ett-6856629/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-08-21:/2009/08/21/prof-haydar-ba-350-ve-m-304-ll-304-ekonom-304-model-6788437/</id><title>PROF. HAYDAR BAŞ VE MİLLİ EKONOMİ MODELİ</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/21/prof-haydar-ba-350-ve-m-304-ll-304-ekonom-304-model-6788437/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-08-21T23:49:38+02:00</published><updated>2009-08-21T23:49:38+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
 Bizim gibi millilikte iddialı olanlar bile popüler ya da yapay dalgaların etkisinde kalabiliyor.&lt;br&gt;
İtiraf ediyorum Küresel Sistemin taşeronu ya da Truva atı Kemal Derviş’i tanıyor ve beraber yemek yemişliğim var da Prof. Haydar Baş Bey’i bir kez olsun görmüş ve de konuşmuşluğum yoktur. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Eflatun ve Gazali&lt;br&gt;
Hayır bu tutumumda kasıt yok lakin yabancılaşma artık hücrelerimize kadar nüfuz etmiş durumda!&lt;br&gt;
Bize Platon ya da Eflatun’u öğrettiler de, Gazali’yi ya da Rabbani’yi belletmediler. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Onun içindir ki bu ülke kamuoyu, küresel sistemin avantürleri olan Televoleci  iktisatçıları omuzlarda taşırken, Milli bir model sunan Prof. Dr. Haydar Baş’ı merak dahi etmemiştir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tanzimat’tan beri aşağılık kompleksiyle debelenen güdümlü hükümran zihniyet, kökleri ve teklifleri milli olana peşin hükümle uzak durmuş ve dahası onu  önyargı ile mahkûm etmiştir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Laf aramızda biz de bu olumsuz etkileşim açığımızı kapatmak için birkaç gündür Prof. Baş’ın kitaplarını okuyoruz. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Milli Ekonomi Modeli adlı eserini yeni bitirdik. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Siyasal’da Makro, Mikro ve Uluslararası ekonomiyi okumuş biri olarak açıklıkla söylemeliyim ki Prof. Baş Hoca’nın kitabı fevkalade ilmi ve iddialı. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;En önemlisi ütopik değil, gerçekçi. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İktisat Matematiği&lt;br&gt;
İktisat matematiği kavramını bilime dönüştürmüş! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Gelirin adil bölüşümünden, istihdam sorununa çareye ve sürekli büyümeye kadar somut tez ve teklifler var Milli Ekonomi Modeli’nde… &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Kitap mübalağasız yeni sömürgecilik anlayışına başkaldırı ya da küresel sisteme meydan okuyan bir kimlikte. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Sadece kapitalizmi değil, buyurgan ya da dayatmacı ekonomik yaklaşımları da reddediyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Devlet olgusuna saygı duyuyor ama devletin kaba değil, baba olmasının gereğine dikkat çekiyor.&lt;br&gt;
Ekonominin manifestosunu tüketim ve talep yaratmaya endeksleyerek bazılarının yaptığı gibi hayali önermelerde bulunmayıp somut ve pragmatik çözümler teklif ediyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Milli Ekonomiye bağlı kalınarak sosyal devlet projesini de beraberinde sunuyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Doğrusu bu ya kitabı okuyunca neden olmasın deyip insanın umudu yeşeriyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Haydar Baş, sosyal proje bağlamında sağlam aile olgusuna da müthiş değer veriyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Dinci mi?&lt;br&gt;
Dahası, bulunduğumuz coğrafya itibarı ile güçlü devlet ve ordunun olmazsa olmazlığına dikkat çekiyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İtiraf edeyim bu kitabı bugüne kadar  okumadığım için kendime bayağı bir kızdım. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tam bu noktada bir parantez açıp Prof. Haydar Baş ile ilgili spekülasyonlar noktasında bir kaç şey söylemek istiyorum… &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Diyorlar ki Haydar Bey dincidir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ankara’da büromda bizi ziyarete gelip saatlerce konuştuğum ve pek çok şeyi sorduğum arkadaşlarının verdiği görüntü dinci olmalarından ziyade samimi Müslüman olmaları şeklindeydi. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bazıları gibi İslam’ı asla siyasallaştırmıyorlar. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Evet, inançlılar ama din’i asla araç gibi görmüyorlar. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;En önemlisi emperyalizmin kucağında değiller. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ne Vatikan’ın, ne AB’nin, ne de Arap vehhabisinin örtülü ödeneğiyle finanse edilmiyorlar! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Derin devletin adamı mı?&lt;br&gt;
Bazılarınızın Prof. Baş için Türk derin devletinin tuttuğu adam dediğini duyar gibiyim ama emin olun öyle de değil. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Birincisi bu ülkede maalesef  Müslümanların gerçeği ve görevlisini ayırt edecek şekilde milli ve şuurlu bir derin yapı  asla yok, ikincisi ise o yakıştırmada kast edilen eğer Türk Silahlı Kuvvetleri ise o bakış da gerçeği yansıtmıyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Nereden mi biliyorum? &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Haydar Baş Bey’in çıkardığı Yeni Mesaj Gazetesi Genelkurmaya akredite değil de ondan. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Evet, yanlış okumadınız. Prof. Baş’ın gazetesi TSK’nın rezervliler listesinde, bunu bizatihi Haydar Bey’in arkadaşlarından öğrendim. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Görüyorsunuz Prof. Baş ve arkadaşları tıpkı ülkücüler misali bu ülkede halkın vicdanının dışında hiç ama hiçbir yerden destek almıyorlar. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonomist ve mütefekkir!&lt;br&gt;
AKP ve Tayyip Erdoğan’ın isim zikrederek hedefe oturttuğu Prof. Baş ve arkadaşları AKP karşıtlarınca izlenmeye alınmalı ve dahası sahiplenmelidir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;AKP’nin panzehiri olan milli-muhafazakâr gurupların desteklenmesi  Türkiye’nin geleceği için hayat-memat gibidir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Keza Merkez sağ’da Prof. Baş’ı kucaklamalı ve bu şekilde imajındaki gedikleri tamir ederek muhafazakârlık açığını kapatmalıdır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Haydar Bey benim hükmüme göre klasik  bir din adamı değil milli bir ekonomist ve mütefekkir görüntüsünde... Öyle olduğu içindir ki Prof. Baş Türkiye’de kabul görmese de pek çok ülkede baş tacı ediliyor ve kitapları konferanslara konu oluyor… &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Sabahattin ÖNKİBAR, Yeniçağ Gazetesi &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;&lt;a href="mailto:sonkibar@gmail.com"&gt;sonkibar@gmail.com&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=9400"&gt;http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=9400&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/21/prof-haydar-ba-350-ve-m-304-ll-304-ekonom-304-model-6788437/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-08-08:/2009/08/08/kuert-ac-304-l-304-m-304-parcalanmanin-haberc-304-s-6675606/</id><title>KÜRT AÇİLİMİ,PARÇALANMANIN HABERCİSİ...</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/08/kuert-ac-304-l-304-m-304-parcalanmanin-haberc-304-s-6675606/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-08-08T01:02:27+02:00</published><updated>2009-08-08T01:02:27+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;PİRİZADE BEKİR’DEN ÖCALAN'A 88 YILLIK İHANET&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bugün AB ve ABD’nin tezgahıyla sözde Kürt açılımı pazarlayanların ağaları da emperyalist İngilizlerle iş tutmuştu&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Atatürk’ün başlattığı kurtuluş mücadelesini baltalamayı amaçlayan bölücü hainler isyanlar çıkarıp özerklik istediler&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Sözde ‘sorun’ İngiltere yapımı!&lt;br&gt;
KURTULUŞ Savaşı sırasında fırsatı kaçırmak istemeyen İngiltere’nin organize ettiği sözde Kürt sorunu, Batı’nın dayatmalarıyla bir kez daha ‘talep açıklama’ noktasına getirilmek isteniyor. Türk’ü zayıflatmak için her zaman her yolu deneyen Batı ile işbirliği yapan hainlerin adı değişse de oynanan oyun hiç değişmiyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Türk milletini sırtından hançerledi&lt;br&gt;
EMELLERİ için, Abdülhamit zamanında 4. Türk Kolordusu’nun komutanı olan Pirizade Bekir’i kullanan İngilizlerin planını, dönemin ABD Yüksek Komiseri Tuğamiral Mark Bristol, yazdığı raporda “İngilizler, bölgedeki petrol yataklarını kontrol altına almak için Kürtleri Türklere karşı kullanacaklar” diyerek ülkesini uyarıyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Fransızlar bir an bile duraksamaz&lt;br&gt;
RAPORUNDA, Kürdistan’ı ’özel etki bölgesi’sayan Fransızlara dikkat çeken Bristol, “Türk-İngiliz sürtüşmesinden çıkar sağlamakta bir an duraksamayacaklardır” ifadesini kullanıyor. Fransız raporunda da İngilizlerin Kürtleri kullanarak karışıklık yaratmak ve isyan çıkarmak üzere ajanlar gönderdiğine dikkat çekiliyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Batı, ateşli her işte maşa kullanır!&lt;br&gt;
FRANSIZ Askeri İstihbaratı’nın 1992 tarihli raporunda “Bu ajanlar arasında Kürt Mustafa Paşa, Mulan Zade ve Hamit Paşa vardır” denilerek İngiliz ajanları açıklanıyor. Aradan geçen sürede senaryo hiç değişmiyor; Batılı ülkelerin rol paylaşımında küçük oynamalar oluyor, kullanılan kuklaların ise sadece adı değişiyor&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İşte bölücü Bekir’in talepleri 1921&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;1 Kemalist Hükümetin Kürt vilayetlerini içine alan otonom bir Kürt devletini tanıması,&lt;br&gt;
2 Bu devletin sınırlarının Kürtler ve müttefikleri tarafından saptanması,&lt;br&gt;
3 Türk memur ve jandarmalarının hemen geri çekilmesi,&lt;br&gt;
4 Otonom Kürdistan’ın kurulmasında Türklerin ellerini uzak tutması,&lt;br&gt;
5 Ankara Hükümeti tarafından toplanan savaş vergilerinin ve başka katkılarının Kürdistan’a geri verilmesi,&lt;br&gt;
6 Türkiye’nin sınırları içinde yaşayan Kürtlere güvenlik tanınması ve askerde olan Kürtlerin hemen terhis edilmesi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İşte bölücü Apo’nun talepleri 2009&lt;br&gt;
1 Türkiye vatandaşlığı Anayasa’da yer alsın.&lt;br&gt;
2 Kürtçe eğitim ve öğretim dili olarak kabul edilsin. Anayasa’da yer alsın.&lt;br&gt;
3 Ateşkes devam etsin. Koşulsuz bir genel af ilan edilsin.&lt;br&gt;
4 Akil adamlar geçiş döneminde inisiyatif alsın&lt;br&gt;
5 Siyaset yapma özgürlüğü önündeki engeller kaldırılsın. Affedilen PKK’lılar dahil herkes siyaset yapma hakkına sahip olsun.&lt;br&gt;
6 Koruculuk kaldırılsın. Yerel yönetimler güçlendirilsin. Demokratik özerklik kabul edilsin.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İhanet cephesinde değişen bir şey yok&lt;br&gt;
Kurtuluş Savaşı’nı fırsat bilen İngilizler karışıklık yaratmak ve isyan çıkarmak için bölgeye ajanlar gönderdi. O dönemde bölücülerin baş aktörlüğünü Pirizade Bekir üstlenmişti&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Haber: Salim YAVAŞOĞLU&lt;br&gt;
Türkiye’nin parçalanması için mücadele veren dış güçler tarih boyunca Kürt sorunu adı altında ülkemizin karıştırılması için elinden gelen herşeyi yaptı. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı sırasında dahi bu ayak oyunları sürdü. Başta İngiltere olmak üzere Avrupa ülkelerinin nasıl bir oyun tezgahladığı raporlara yansıdı. Dönemin ABD Deniz Kuvvetleri Yüksek Komiseri Tuğamiral Mark L. Bristol, hazırladığı bir raporu 20 Şubat 1922’de ABD Dışişleri Bakanlığı’na sundu. Raporda İngilizlerin desteklediği Pirizade Bekir’in nasıl bir hainlik içinde bulunduğu gözler önüne seriliyor. Fransız Askeri İstihbaratı da, daha önce bir rapor hazırlamış ve bu konuda şu bilgileri vermiştir: &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ayaklandırma çabası&lt;br&gt;
“Dünya savası sırasında başlıca Kürt ailelerinden Bedirhan ailesinin başı Abdürrezak Bedirhan kendini Kürdistan Prensi tanıması koşuluyla Rusya’ya hizmetini ve 25 bin süvari vermeyi önermiştir. Çarın egemenliğini kabul etmeye hazır olduğunu bildirmiştir. Rusya, bu öneriyi çok tehlikeli olacağı gerekçesiyle reddetmiştir. Ara yerde İstanbul Hükümeti Kürtleri ayaklandırmaya çalıştığı için Bedirhan’ı ölüme mahkum etmiş, Bedirhan ise çabalarını sürdürmüş ve bu defa İngilizlere dönmüştür, ancak birdenbire ölmüştür. Versailles Anlaşması’ndan önceki yıllarda Paris’te yaşamakta olan zengin ve etkili Kürt Şerif Paşa, bu anlaşmaya bir Kürt devleti kurulmasını sokturmayı neredeyse başarmış, ancak Londra Konferansı bunu engellemiştir. İngilizler, Kürtlerin hoşnutsuzluğundan yararlanarak, karışıklık yaratmak, bir isyan çıkarmak üzere ajanlar göndermiştir.” &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Türk milletini sırtından hançerledi&lt;br&gt;
Daha sonra ayaklanmaların başladığını kaydeden Fransız raporu şöyle devam ediyor: “Bu ajanlar arasında Kürt Mustafa Paşa, Mulan Zade ve Hamit Paşa vardır. Başlangıçtaki ayaklanma güçlük çıkmadan bir Türk taburuyla bastırılmıştır. Haziran’daki başka bir ayaklanma daha güçlü olmuş ve bununla başa çıkmak için bir tümen kadar kuvvet gerekmiştir. Kazım Karabekir Paşa bütün yaz boyunca, Kürtlerin eylemleri, önlemlere rağmen ayaklanmaya katılanların sayısının artması karşısında kuşku içinde kalmıştır. Mardin bölgesindeki asilere Abdülhamit zamanında 4. Türk Kolordusu’nun komutanı olan Pirizade Bekir komutanlık yapmıştır.”&lt;br&gt;
Atatürk ve silah arkadaşları, emperyalizme karşı bağımsızlık savaş verirken, etrafına topladığı bölücü güruhuyla Türk milletini sırtından hançerleyen Pirizade Bekir, Haziran 1921 tarihi itibarıyla Kürt sorunun (!) çözümü için Ankara’dan şu taleplerde bulunmuştu:&lt;br&gt;
1- Kemalist Hükümetin Kürt vilayetlerini içine alan otonom bir Kürt devletini tanıması,&lt;br&gt;
2- Bu devletin sınırlarının Kürtler ve müttefikleri tarafından saptanması,&lt;br&gt;
3- Türk memur ve jandarmalarının hemen geri çekilmesi,&lt;br&gt;
4- Otonom Kürdistan’ın kurulmasında Türklerin ellerini uzak tutması,&lt;br&gt;
5- Ankara Hükümeti tarafından toplanan savaş vergilerinin ve başka katkılarının Kürdistan’a geri verilmesi,&lt;br&gt;
6- Türkiye’nin sınırları içinde yaşayan Kürtlere güvenlik tanınması ve askerde olan Kürtlerin hemen terhis edilmesi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İŞTE O RAPOR&lt;br&gt;
İstanbul&lt;br&gt;
20 Şubat 1922 &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Sayın Dışişleri Bakanı&lt;br&gt;
Washington&lt;br&gt;
“Bakanlığın bilgisi için Askeri Ateşe tarafından Kürdistan’daki durumla ilgili hazırlanan raporu sunuyorum. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Kürt sorunu dikkati çekecek değerdedir. Normal koşullarda bile Kürtler daima komşuları için sorun olmuşlardır. Şimdi, Kürdistan’ın, ünlü petrol yatakları nedeniyle, yabancı entrikalar kuşkusuz başladığı için ciddi sonuçlar çıkabilir. İngilizler herhalde Kürdistan’ı denetim altına almak için Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyeceklerdir, Türkler de Kuzey Mezopotamya’yı ele geçirmek için aynı şeyi yapacaktır, Kürdistan’ı özel etki bölgesi sayan Fransızlar da Türk-İngiliz sürtüşmesinden çıkar sağlamakta bir an duraksamayacaklardır.&lt;br&gt;
Saygılarımla&lt;br&gt;
Tuğamiral, ABD Deniz Kuvvetleri&lt;br&gt;
ABD Yüksek Komiseri&lt;br&gt;
Mark. L. Bristol&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bebek katilinden sözde çözüm!&lt;br&gt;
DTP’nin organize ettiği sözde açılım adı altında bir toplantı yapıldı. Çalıştay bildirisini eski DEP Milletvekili Hatip Dicle okudu. Dicle , Güneydoğu Anadolu’dan Kürt coğrafyası diye söz ettiği açıklamasında, PKK terör örgütünün barışa katkı vermesini istediklerini söyledi. Dicle, PKK’nın ve terörist başının muhatap alınmasını istedi. Hatip Dicle, Türkülüğü hedef aldığı konuşmasında, “Kültürel hakların anayasada güvence altına alınmalı ve anayasadaki ayrımcılığa dair tüm düzenlemeler derhal kaldırılmalıdır” diye konuştu. Daha sonra bu çalıştay raporu daha sonra terörist başına gönderildi. Öcalan’ın bu konudaki sözde çözüm paketenin Türk askerlerinin şehit edildiği Şemdinli baskının ylıdönümü olan 15 Ağustos’ta açıklanacak. Teröristbaşının açıklayacağı pakette şunların yer alacağı belirtiliyor:&lt;br&gt;
1 Türkiye vatandaşlığı Anayasa’da yer alsın.&lt;br&gt;
2 Kürtçe eğitim ve öğretim dili olarak kabul edilsin. Anayasa’da yer alsın.&lt;br&gt;
3 Ateşkes devam etsin. Koşulsuz bir genel af ilan edilsin.&lt;br&gt;
4 Akil adamlar geçiş döneminde inisiyatif alsın&lt;br&gt;
5 Siyaset yapma özgürlüğü önündeki engeller kaldırılsın. Affedilen PKK’lılar dahil herkes siyaset yapma hakkına sahip olsun.&lt;br&gt;
6 Koruculuk kaldırılsın. Yerel yönetimler güçlendirilsin. Demokratik özerklik kabul edilsin.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Amaçları petrol kuyularının üzerine oturmak&lt;br&gt;
Tarih boyunca Türkiye’yi parçalamak için mücadele veren dış güçler, bölgedeki petrol kaynaklarına ulaşmak için çalışıyorlar. Bunun için Türkiye’yi parçalama hesapları yapan ABD ve Avrupa ülkeleri Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devleti kurdurtarak buradaki petrol kuyularının üzerine oturmak istiyor. Çabaların ilk meyvesi de alınmaya başladı. ABD Savunma Bakanı Robert Gates, dün Irak ziyareti kapsamında Erbil’de peşmerge reisi Mesud Barzani ile görüştü. Gates’in, sözde bölgesel yönetim ile merkezi hükümet arasında, ileride çatışmaya dönüşebilecek toprak, petrol ve güç paylaşımı konularındaki anlaşmazlıkları çözmeyi hedeflediği bildirildi. Önceki gün Irak Başbakanı Nuri El Maliki, içişleri ve savunma bakanları ile görüşen Gates, Amerikalı işgalci askerlerin kentlerden çekilme işleminin iyi gittiğini söylemiş, “sınır ve petrol konularındaki anlaşmazlıkların çözümüne yardımcı olmak istediklerini” belirtmişti.&lt;br&gt;
-------TÜRKİYE'Yİ BÖLÜYORLAR,GÖRMÜYORMUSUN?&lt;br&gt;
TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/08/kuert-ac-304-l-304-m-304-parcalanmanin-haberc-304-s-6675606/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-08-02:/2009/08/02/omuzlar-305-uestuende-kafa-yerine-saks-305-ta-351-305-yanlar-6637145/</id><title>Omuzları üstünde kafa yerine 'saksı' taşıyanlar</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/02/omuzlar-305-uestuende-kafa-yerine-saks-305-ta-351-305-yanlar-6637145/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-08-02T19:21:28+02:00</published><updated>2009-08-02T19:21:28+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;Omuzları üstünde kafa yerine saksı taşıyanlar, devlet ve milletlerinin emek, üretim, hizmet ve kaynaklarıyla, “ABD’nin karşılıksız banknot imparatorluğu”na hizmet etmektedirler, emir erliği, kapı kulluğu yapmaktadırlar. Devlet ve milletlerini de “yok olma” pahasına kendi vaziyetlerine sürüklemektedirler. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Türk devleti ve milletinin ahvali, bunun en trajik örneklerinden biridir. Türkiye, 7 kocalı Hürmüz gibidir; bir taraftan ABD teslimiyetçiliği çekiştirip batırıyor, bir taraftan IMF bağımlılığı, bir taraftan AB ham hayali, bir taraftan Vatikan diyalogu, bir taraftan Patrikhane… Türkiye’yi devlet ve milletiyle topyekün, içten ve dıştan, aşağıya çeken, çökerten ve batıran pek çok bağ var, omuzları üstünde saksı taşıyan koca koca adamlar var. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bu kadar zengin iklim, toprak, insan gücü, bilgi ve kaynaklara rağmen açlık ve yoksullukla cebelleşmesi bundandır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Dün demiştik ki, her devlet, kendi Gayri Safi Milli Hasılası’nın yüzde 30 ila yüzde 110’lara varan oranlarda, emisyon hacmini genişletir, kendi parasını piyasaya sürer. Bu, bağımsızlık hakkıdır, hükümranlık hakkıdır, senyoraj hakkıdır. Piyasanın hareketliliği bununla sağlanır, kamu maliyesi bununla koordine edilir, milletin emek ve üretiminin karşılığı bununla ödenir… vs. Bu çark, “sömürülen ülkeler dışında” her yerde böyledir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonomi tarihinde, bu çarkın “iktisat matematiği”ni, “yeni para denklemi”ni ve “Sosyal Devlet açılımı”nı BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş bey, Milli Ekonomi Modeli ile ortaya koymuştur. Binlerce bilim adamı bu gerçeği takdir etti, modeli baş tacı yaptılar. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Emisyon hacmi bağlamında ABD’nin vaziyeti ise çok daha farklı; ABD, dünyaya karşılıksız banknot kusuyor… Ona özel bir vurgu yapacağız. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Türkiye’nin vaziyeti ise, 3. dünya ülkelerinden de beter! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Baş, Türkiye’yi ve dünyayı bu “vahim vaziyet”ten kurtarmak için, Milli Ekonomi Modeli’ni ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezini insanlığın önüne getirdi. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Türkiye’nin vaziyetine “mukayeseli” olarak bakalım. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;EURO bölgesinde (Euro’nun geçerli olduğu AB ülkelerinde, ki, İngiltere buna dahil değil) 2004 yılı GSMH, 7.601 milyar Euro… Piyasalarında dolanımda bulunan Euro banknotu miktarı (M1 rakamı) ise 2.937 milyar Euro! Yani EURO bölgesi emisyon hacmi/GSMH oranı (M1/ GSMH) yüzde 38. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;2004 yılında Çin ekonomisinde bu emisyon/GSMH oranı yüzde 69.7! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TÜİK rakamlarına göre Türkiye’nin 2004’teki GSMH’sı, 559 milyar 033 milyon YTL… Emisyon miktarı ise 17 milyar 330 milyon YTL! Yani 2004 yılı sonu itibarıyla emisyon hacmi/GSMH (M1/GSMH) oranı, yüzde 3.1. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;2005 yılında GSMH’mız, 648 milyar 932 milyon YTL… Dolaşımdaki banknot miktarı ise 18 milyar 276 milyon YTL… Yani emisyon hacminin GSMH’mıza oranı yüzde 4.1! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;2008 yılı Gayri Safi Milli Hasıla değerimiz, cari fiyatlarla 853 milyar 636 milyon YTL. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;2008 yılı Gayri Safi Milli Hasıla değeri, cari fiyatlarla 950 milyar 144 milyon YTL… Emisyon oranımız ise yine yüzde 2’ler, yüzde 3’lerde geziniyor! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yüzde 3, yüzde 4’lük emisyon hacmi oranı ile, Türkiye adım atacak, kamu maliyesi koordine edilecek, köylünün-çiftçinin mahsulüne para ödenecek, işçiye-memura emeğinin karşılığı verilecek öyle mi?!  Verilebildi mi? Hayır… Verilemez. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Yarım kg. kan ile 80-90 kg’lık koca cüsse nasıl ayakta duramaz, bitkisel hayata düşer, yatalak olursa; Türk ekonomisi de bu emisyon hacmi ile bitkisel hayata düşmüş, küresel tefeciler başına üşüşmüş vaziyette! Hatta bu yüzde 2’lik-3’lük emisyon hacmi oranı da, maalesef, daha ziyade dış borç karşılığı piyasaya sürülen banknot miktarıdır! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tam bu noktada, ecnebi tefeciler hortumlamaya başlıyor. Devlet ve hükümet erkanı, dış borç ve kredi adı altında yabancılardan “faizli banknot” dilenerek, devletin ve milletin tüm varlığı dışarıya transfer ediliyor! Ekonomiyi ayakta tutacak kan mesabesindeki kendi GSMH’mız karşılığındaki paramız çekiliyor, onun yerine faiz mikrobu taşıyan ecnebi kanı veya serumu veriliyor; böylece devletin ve milletin katrilyonluk emeği, üretimi, yani GSMH’sı, ecnebinin karşılıksız banknotuna “karşılık” yapılarak, dışarıya transfer ediliyor! &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Haydar baş bey, işte bu büyük oyunu bozuyor, küresel güçlerin ve onların yerli taşeronlarının işbirlikleriyle tezgahlanan bu devlet ve millet hortumlamasını bitiriyor! Bu gerçeği görmek için çok da akıllı ve arif olmaya hacet yok! Omuzları üstünde kafa yerine saksı taşıyanlar dışındaki herkes bu gerçeği görür. 80’i aşkın devletin idarecileri ve bilim adamları bu gerçekleri fark etmeye başladı; Prof. Dr. Baş’ın modelini uygulamaya koyuldular! Darısı başımıza…&lt;br&gt;
M.Emin Koç-TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/08/02/omuzlar-305-uestuende-kafa-yerine-saks-305-ta-351-305-yanlar-6637145/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-29:/2009/07/29/tueket-304-c-304-desteklenmeden-ekonom-304-dueze-cikamaz-6614494/</id><title>TÜKETİCİ DESTEKLENMEDEN EKONOMİ DÜZE ÇIKAMAZ</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/29/tueket-304-c-304-desteklenmeden-ekonom-304-dueze-cikamaz-6614494/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-29T22:53:54+02:00</published><updated>2009-07-29T22:53:54+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Türkiye nüfusunun yüzde 90’ını oluşturan tüketim kesiminin desteklenmesinin şart olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Tüketim artmadan ve pazar problemi çözülmeden ekonomilerin büyümesi hiç mümkün değildir” dedi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bağımsız Türkiye Partisi(BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yaptığı açıklamada ekonomi politikalarımızın hedefinin üretim ile tüketimin arasındaki dengenin oluşturulması olduğunu söyledi. Açıklamasında toplumun yüzde 90’ının oluşturan tüketim kesiminin gelir seviyesinin mutlaka arttırılması gerektiğine değinen BTP Genel Başkanı devletin fonksiyonunun ne olması gerektiği konusuna da vurgu yaptı. BTP olarak atacakları adımları de dile getiren Prof. Dr. Baş, sosyal adaleti sağlayabilecek kadro ve teze sahip tek partinin Bağımsız Türkiye Partisi olduğunu söyledi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonominin büyümesi için tüketici desteklenmeli&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Konuşmasında, “Tüketim kesiminin desteklenmesi sürekli büyümenin sağlanması için olmazsa olmaz şarttır” diyen Prof. Dr. Haydar Baş, şunları kaydetti: “Tüketim kesiminin içinde özellikle hedefimiz, belli bir gelir seviyesinin altında kaldığı için ihtiyacı olduğu halde bunu elde edemeyen hane halklarıdır. Bu kitle özellikle ülkemiz için düşünüldüğünde toplumun en az yüzde 90’ını oluşturmaktadır. Eğer ekonomiyi büyütmek istiyorsak tüketim kesimini desteklemek zorundayız, tüketim artmadan pazar problemi çözülmeden ekonomilerin büyümesi hiç mümkün değildir. Bugün çağımızın en büyük problemi hane halklarının büyük bir kısmının tüketebilme kabiliyetini yitirmiş olmasıdır. Tüketicinin güçlendirilmesiyle elde edilecek netice ise, piyasaların tamamının refahını temin edecek şekilde bir bütünlük arz etmektedir.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Devlet vatandaşını korumalı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet – Milli Devlet, tezlerinde devletin halkın tamamını kucaklayan bir konumda bulunduğuna işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, devletin fonksiyonunun ne olması gerektiğini konusunda şunları söyledi: “Devlet üreticisini, tüketicisini, esnafını, memurunu, köylüsünü, gencini–yaşlısını koruyan ve gözeten; iktisadi anlamda önünü açan; eğitim, sağlık gibi hizmetlerden en üst seviyede faydalanmasını temin eden bir misyon üstlenmelidir.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BTP vatandaşın cebine para koyacak&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Konuşmasında Türkiye’nin milli ve dini bütünlüğünü bozmak için sahnelenen oyunlara da dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, “Milli Ekonomi Modeli’nde yer alan projelerle sosyal adalet sağlanacak ve tüm oyunlar bozulacak” dedi. BTP olarak tüketiciyi güçlendireceklerinin altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, partisinin bu konudaki görüşlerini şu şekilde ortaya koydu: “Şu ana kadar 6 uluslararası kongrede tartışılıp dünyanın önde gelen iktisatçıları tarafından onaylanan Milli Ekonomi Modeli tezimiz, tüketim eksenli bir analizdir. Biz bu model uyarınca ev kadınlarına, ‘500 TL ev hanımı meslek maaşı’ bağlayacağız, çocuklarımız ayda 250 TL çocuk maaşı alacak. Tarım, hayvancılık kesimi desteklenecek, asgari ücret 2000 TL olacak. Dahası girişimcilere proje mukabili faizsiz kredi sağlanacak. Bütün bunlar hayata geçtiğinde, vatandaşın alım gücü artacak ve şu anda durgunluk içinde olan piyasalar canlanacaktır. Esnaf iş yapacak, imalatçı üretecek; devlet de iş hacminin artmasından dolayı vergi gelirlerini arttıracaktır.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/29/tueket-304-c-304-desteklenmeden-ekonom-304-dueze-cikamaz-6614494/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-24:/2009/07/24/irak-ekonom-304-s-304-abd-304-350-gal-304-yle-enkaza-doendue-6582573/</id><title>IRAK EKONOMİSİ ABD İŞGALİYLE ENKAZA DÖNDÜ</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/24/irak-ekonom-304-s-304-abd-304-350-gal-304-yle-enkaza-doendue-6582573/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-24T23:32:43+02:00</published><updated>2009-07-24T23:32:43+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt; Dünyanın en zengin 2. petrol rezervine sahip Irak’ta ekonomi tam anlamıyla enkaza dönmüş durumda. 30 milyon nüfuslu ülkede kayıtlı işsiz sayısı 1.5 milyon. Petrol gelirlerinin yüzde 80’i maaşlara harcanıyor.&lt;br&gt;
Irak, yatırımcıların ilgisini çeken başlıca Ortadoğu ülkelerinden biri. Ancak hala güvenlik riskinin olması, yatırımcıları caydırıyor. Irak’ın ekonomisi de bu yüzden toparlanmakta güçlük çekiyor.&lt;br&gt;
Uzmanlar, Irak’ın ekonomik durumu konusunda hemfikir: Petrol zengini topraklarda ekonomi tam anlamıyla bir enkaza dönüşmüş durumda. Saddam Hüseyin rejiminin ardında bıraktığı miras, 30 yıl içinde yaşanan dört savaş ve Batılı ülkelerin 13 yıl boyunca uyguladığı yaptırımlar, Irak ekonomisini derinden sarstı.&lt;br&gt;
Irak Girişimciler Birliği Yönetim Kurulu üyelerinden işadamı Muhammed Şeker El Deleymi ülkenin ekonomik durumunu şöyle özetliyor: “Ekonomi sadece birkaç alanda işliyor. Ancak öncelikle sanayi sektörü ABD’nn işgalinden sonra tamamen harap oldu.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Elektrik üretilemiyor&lt;br&gt;
Irak ekonomisinin gördüğü ağır zarar ilk bakışta kendini gösteriyor. Örneğin savaştan sonra yeterli elektrik üretilememesi yüzünden ülkedeki işletmeler tam kapasite çalışamıyor.&lt;br&gt;
Ayrıca çok sayıda devlet işletmesi de hatalı ideolojik planlamalar nedeniyle ne üretime geçebiliyor, ne de rekabet gücü kazanabiliyor. Devlet işletmelerinin hatalı yapılanmaları nedeniyle özelleştirilmesi de zor görünüyor. Yatırımcı, üretim için sadece 600 kişilik istihdam gerektiren bir devlet işletmesini 3 bin çalışanı ile birlikte devralmaya yanaşmıyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İşsizlik artıyor&lt;br&gt;
Ülkede yatırım yapılmadığı için işsizlik her geçen gün artıyor. Almanya’nın Köln kentinde yaşayan Iraklı ekonomi uzmanı Dr. Said El Hayali şunları söylüyor: “İşsiz sayısını rakamlarla ifade edersek… Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göre, Irak’ta kayıtlı 1,5 milyon kişi işsizin bulunduğundan söz ediliyor… ”&lt;br&gt;
El Hayali, kayıt dışı rakamlar eklendiğinde ise Irak’taki işsiz sayısının daha yüksek olduğunu vurguluyor. Ülkede ekonomik duruma paralel yoksukluk da tırmanıyor. Iraklı işadamı Muhammed Şeker El Deleymi, bu konada şu bilgileri verdi: “Irak halkının yüzde 23’ünün yoksulluk sınırının altında yaşadığına işaret etmek isterim. Bunun anlamı şu: Bu insanlar, ayda 60 dolardan az para kazanıyor.” &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Petrol gelirleri&lt;br&gt;
Oysa Irak zengin petrol kaynaklarına sahip. Ancak ekonomisini tek başına finanse edebilecek güce sahip olmayan Irak’a yatırım yapılmadığı için petrol gelirleri düşüyor. Petrol gelirlerinin yüzde 80’ni ordu ya da emniyet gibi devlet kurumlarında çalışanların maaşlarına gidiyor. Yaklaşık yüzde 20’si de ekonomik girişimlere ayrılmış durumda. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Çıkış turizm ve inşaatta&lt;br&gt;
Dolarla ifade etmek gerekirse; toplam 58 milyar Amerikan Doları olan Irak bütçesinin sadece 21 milyar doları yeniden imar planlarına aktarılıyor. Irak ekonomisinin 2003 yılından bu yana yüzünü güldüren, din turizmi ve inşaat sektöründeki gelişmeler oldu. Saddam Hüseyin’in devrilmesinden bu yana milyonlarca kişi, Şiilerin kutsal mekanlarının bulunduğu Kerbala ve Necef kentlerine akın etti.&lt;br&gt;
Kerbela ve Necef kentlerinde yeni inşa edilen 500 otelle birlikte Irak genelinde yapılan yeni konutlar istihdamı destekledi.&lt;br&gt;
Zira Irak’ta savaş sırasında yıkılan binaların yerine  hala yenileri inşa ediliyor. Irak yönetiminin umudu petrol gelirlerinde. Irak yönetimi, önümüzdeki beş yıl içinde petrol üretimini artırmayı planlıyor, ancak ekonomi uzmanlarına göre Irak’ın kendi ayakları üzerinde durabilmesi için en az 20 yıllık barış sürecine ihtiyacı var. Tunalım...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/24/irak-ekonom-304-s-304-abd-304-350-gal-304-yle-enkaza-doendue-6582573/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-16:/2009/07/16/304-slamc-305-gecinenler-ye-351-ile-boyanm-305-351-kapitalizm-de-debeleniyor-6528459/</id><title>İslamcı geçinenler 'yeşile boyanmış kapitalizm'de debeleniyor</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/16/304-slamc-305-gecinenler-ye-351-ile-boyanm-305-351-kapitalizm-de-debeleniyor-6528459/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-16T18:40:36+02:00</published><updated>2009-07-16T18:40:36+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Son çeyrek asrın İslamcı geçinen kalem ve kelam erbabı, küresel uyum sürecine girerek Hıristiyan demokrat oluverip çıktılar. Ancak bu dönüşümleri, sadece politik ve teo–politik bağlamda kalmadı. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonomide de liberal–kapitalizmin değirmenine su taşımaya koyuldular. Bu biraz da İslamcı geçinen aydınlar içinde sosyalizm, komünizm, kapitalizm ve liberalizmin dünyayı ahtapot gibi kuşatması sürecinde, özgün bir ekonomi tezi ortaya koyamamalarından kaynaklandı. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Sosyalizmin ve komünizmin 1990’lı yıllar itibarıyla kısa zamanda çökmesine, kapitalizm ve liberalizmin de onların benzeri çöküşü yaşamasına rağmen, İslamcı geçinen takım, bir dönem adları “radikal”e çıkacak kadar özümsedikleri yüreklerindeki “ilahî ölçü”leri ve “ilahî vahyin bereketi”ni “AB–ABD eksenli küresel uyum”a yakalanarak kaybettiler. Haçlı kültürü ile adete iğdiş oldular. Böylece Haçlı kapitalistlerinden daha kapitalist, Batı liberallerinden daha liberal olmaktan kurtulamadılar. Sloganlarla bir dünya inşa etmeye çalışan İslamcı takım, reel hayatta çuvalladılar; ekonomi başta olmak üzere pek çok alanda İslam gömleğini çıkarıverdiler. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Özünde biraz “ilahî duyarlılık” bakiyesi kalanlar da, Türk milletinin medeniyetin sağladığı temel ölçüleri, ekonomi hayatına uygulayamadıkları için, bize özgü bir ekonomi modeli oluşturamadıkları için, yapabildikleri tek iş, kapitalizm ve liberalizmin enstrümanlarını “yeşil”e boyayıp, İslam ekonomisi veya faizsiz ekonomi diye kendilerini avutmak oldu. Bu yöntemlerle geniş muhafazakar tabanın sermayesini de böylece, reel piyasanın ve reel sektörün dışına çekerek “kapitalist bankacı–faizciler”in para tekeli havuzlarını andıran alanlarda bloke ettiler. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İslamcı geçinen aydınların bu vahim sürüklenişi, biraz da kendi kültür ve medeniyet değerlerinden bir ekonomi modeli oluşturamamalarının yanı sıra, sosyalizm ve kapitalizmin dünyayı ahtapot gibi saran vaziyetine apansız yakalanmaları sebebiyledir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Müslümanların ekonomik ihtiyaçlarına çare arayan bir aydınlar, bir elin parmaklarını geçmez. Bu adam kıtlığı, en çok son çeyrek asırdaki İslamcı geçinenleri vurmuştur. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonomi sahasında son yıllarda kırık–çıkık kalem oynatan İslamcı takımın akıl hocaları, ilk dönemlerden İbn Haldun ve Tusî… Son dönemden ise Prof. M. A. Mannan! Bu bağlamda “İslam Ekonomisine Giriş” adlı çalışmasıyla özgün ekonomi alanında güya en iddialı duran Prof. M. A. Mannan… Ancak Mannan da, İbn Haldun ve Tusî’nin ayakları tutmayan yaklaşımları tekrar etmekten başka bir iş yapmıyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Hatta Prof. Mannan, daha işin başında çuvallıyor. O da kapitalizmin kucağına oturuyor. Çünkü Mannan’a göre, “kıt kaynaklar açısından İslâm ekonomisi ile çağdaş ekonomi arasında hemen hemen hiç bir fark yoktur.” Bu yaklaşımıyla Mannan’ın zihin dünyası, Prof. Robinson’un postulatlarının esiridir; dolayısıyla kapitalizmin kıskacındadır. Mannan’ın düşünce dünyası, “net” ve “ölçü”lü değildir. Mannan, İslam’ın ekonomi ölçülerini, “kıt kaynaklar” eksenli kapitalizm dayatması ve kendi kafa bulanıklığı sebebiyle, İslam’ı da kapitalizmin söz konusu illeti ile ma’lul göstermektedir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Evet, Manan açıkça çuvallamıştır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Öte yandan Mannan’a göre sanki İslam’ın ekonomi öğretileri, tüm bireylerin ve toplumların ihtiyaçlarını düzenleyecek kıvamda değil; sadece “dindar” kesimin ihtiyaçlarını karşılayacak türden bir modeldir. Manan, kendi zihin zafiyetini, adeta İslam’ın üzerine yıkarak, ekonominin içinden sıyrılmaya çalışmaktadır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Hicks, Lange, Koldor gibi kimi ekonomist–lerin, “refah ekonomisi” yaklaşımına, iktisadın matematiğini konuşturamayan Mannan, “refah ekonomisi”nin “ahlak” yoksunluğuna dikkat çekiyor, ekonomiyi reel zeminden “metafizik zemin”e kaydırıyor, ancak bu yolla kendi açığını kapatmaya çabalıyor. Halbuki Mannan’ın yapması gereken, “ahlakî değerler” korunarak fert ve toplumların refahının nasıl sağlanacağının “matematiği”ni ortaya koymaktı. Mannan’da böyle bir iktisat matematiğine rastlanmaz. Bu sebeple Mannan’ın yaklaşımı, fert ve toplumların karnını doyuramayan güdük bir yaklaşımdır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Refah, sosyal adalet, adil gelir dağılımı, sürekli büyüme, istihdam, emek, alınteri ve hizmetin karşılığını noksansız verebilme gibi temel ekonomik gerçeklere matematik çözümler sunamayan bir ekonomi yaklaşımı, adı ne kadar İslamî veya İslamcı diye anılsa da, faiz tuzağına, enflasyon–stagflasyon bataklarına düşmeye mahkumdur. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Mannan ve post–modern zamanlarda ondan güya ekonomi aklı devşirenler, ilk evrede İslam kapitalizmi, İslam sosyalizmi gibi paradokslarla cebelleşmekle kalmadılar, sonunda faiz–nema illetine yakalandılar. Liberal–kapitalizmin vazgeçilemez illetli enstrümanı olan “faiz”i Müslümanlara “nema” olarak yutturmaya, liberal–kapitalizmin sair bankacılık enstrümanlarını ve finans sistemini de muhafazakar kesimin önüne ve reel piyasaya “faizsiz finans” sistemleri olarak sürmek durumunda kaldılar. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bir zamanların bu idealist İslamcılarının maalesef hepsi, şimdi yerel ve küresel ölçekte birer faizci olup çıktılar. Şimdilerde “Hıristiyan demokrat” takılan bir zamanların İslamcı geçinen takımının düştüğü bu vahim vaziyeti, Marmara Üniversitesi İktisat bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Tabakoğlu “İslam ekonomisi çıkışları, güya faizsiz ve zekatlı kapitalizm halini almıştır” tespitiyle özetliyor. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;İşin hazin tarafı, bu liberal–kapitalizm girdabında debelenenler, aynı zamanda Kur’an ve Sünnet’ten ezberledikleri nasları yüksek perdeden seslendirerek mangalda da kül bırakmamaktadırlar.&lt;br&gt;
Biraz düşünseler, biraz akıllarını işletseler, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş bey, bir zamanların bu İslamcı geçinen takımının da önüne muhteşem bir ufuk ve açılım sunuyor; onları da liberal–kapitalizm batağından çekip çıkartıyor. 90’lı yıllarda sosyalizmin bir anda devrilmesinin ardından, bu günlerde tam bir çöküş sürecine giren liberal–kapitalizmin batağındaki insanlığa, Milli Ekonomi Modeli ile “insan ekonomisi”nin matematiğini ve somut uygulamalarını sunduğu gibi, yıllardan beri buradan oraya, oradan Haçlının ve kapitalizm rıhtımına savrulan İslamcı takımın önüne de kurtuluş reçetesi koyuyor. Görene… Köre ne!? &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonomi, aynı zamanda matematiktir; Prof. Dr. Baş, işte bu matematiği insanlığın önüne koyuyor. Bu iktisat matematiğidir ki, dini, dili, ırkı, rengi farklı dünyanın 70’i akın ülkesinden binlerce bilim adamını cezb ediyor, Prof. Dr. Baş’ın modelini baş tacı yapıyorlar… Konu önemli, biraz daha irdeyelim&lt;br&gt;
M.Emin Koç-TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/16/304-slamc-305-gecinenler-ye-351-ile-boyanm-305-351-kapitalizm-de-debeleniyor-6528459/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-16:/2009/07/16/adaletten-nasibi-olmayanlar-adalet-dersi-vermeye-kalkarsa-6524027/</id><title>Adaletten nasibi olmayanlar, adalet dersi vermeye kalkarsa...</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/16/adaletten-nasibi-olmayanlar-adalet-dersi-vermeye-kalkarsa-6524027/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-16T03:34:11+02:00</published><updated>2009-07-16T03:34:11+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Dün ajanslarda çıkan haberleri okuyorum, özellikle bir habere takıldım, beni oldukça güldürdü.&lt;br&gt;
ABD’nin en tepesi Beyaz Saray,  “İran’da halka yönelik şiddet ve adaletsizlikleri” kınamış. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs, İran’daki gösterilerin engellenmesi için polisin güç kullanmasının ABD’de öfkeyle karşılandığını söylemiş.&lt;br&gt;
Dünyada nerede şiddet varsa, arkasında ABD’nin parmağı var.&lt;br&gt;
ABD, Irak’ta, Afganistan’da ve son olarak Pakistan’da milyonlarca masum sivilin ölümünden direkt olarak sorumlu...&lt;br&gt;
ABD, yıllarca Filistin’de devam eden İsrail zulmünün ve katliamının da en büyük destekçisi...&lt;br&gt;
Dünyadaki adaletsizliklerin en büyük sorumlusu dünya kaynaklarını bir şekilde elde etmek isteyen ABD...&lt;br&gt;
Dahası, ABD’de üç beş tane zenginin rahat yaşaması için milyonlarca ABD vatandaşı bedel ödemek zorunda kalıyor. Bütün dünyayı sarsan mortgage krizinin temel nedeni de bu.&lt;br&gt;
Katrina kasırgasını hatırlayın. New Orleans’ta yaşayan zengin bir azınlık kendisini kurtarabilmişti, geri kalan çoğunluk ise ölüme terkedilmişti. İsyan etmesinler diye de Irak’ta katliam tecrübesi edinmiş ABD askerleri ağır silahlarla buraya gönderilmiş ve “vur emri” verilmişti.&lt;br&gt;
İşte başkalarına adalet dersi vermeye kalkan ABD’nin kendi halkına uyguladığı adalet...&lt;br&gt;
Bırakın kendi içindeki baş kaldırmaları, dünyanın her hangi bir yerinde kendisine yapılan muhalefete tahammülü olmayan bir irade ABD.&lt;br&gt;
Tehdit olarak algıladığı bir ülkeyi ya işgal ediyor, ya da o ülkede turuncu devrim yaparak idaresini ele geçiriyor.&lt;br&gt;
Clinton Doktrini’ni hatırlayın. ABD, çıkarlarına ters düşen ve ABD’yi tehdit eden ülkelerin liderlerine suikast düzenlemeyi bile kendisine yasal olarak müsaade ediyor.&lt;br&gt;
Dünya bir garip hale gelmiş.&lt;br&gt;
Katiller, hırsızlar, katliam yapanlar, işgal edenler dünyaya adalet ve demokrasi dersi veriyor.&lt;br&gt;
ABD’nin yörüngesinde hareket eden Birleşmiş Milletler de (BM), İran’da sivillere yönelik tutuklamaların, tehditlerin ve güç kullanımının derhal sona ermesi çağrısında bulundu.&lt;br&gt;
Aynı BM, ABD Irak’ta masum sivillere bomba üstüne bomba yağdırırken sessiz vaziyette duruyordu; İsrail Gazze’de katliam üstüne katliam yaparken gıkını çıkarmıyordu.&lt;br&gt;
ABD de, İsrail de katliamlarına hala devam ediyor ama BM’den yine ses seda yok.&lt;br&gt;
Bu BM değil miydi, İsrail Lübnan’daki sivilleri vurduktan sonra, İsrail’i koruma kararı veren...&lt;br&gt;
Dünyada “adalet” kelimesini ağızlarına almaması gerekenler adalet havarisi gözükmeye devam ettikçe, gerçek adaleti sağlayacak olanlar ise kendi misyonlarının farkına varmadıkça dünyanın bu garabet durumu devam edecektir.&lt;br&gt;
Sevinilecek bir nokta var ki, dünyaya hak ve adaleti kazandırmaya talip devletlerin artık gerçek bir rehberi var: Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet Milli Devlet” eseri.&lt;br&gt;
Dua edelim ki, bu kutsal misyon yine Türk milletine nasip olsun&lt;br&gt;
M.Çabas-TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/16/adaletten-nasibi-olmayanlar-adalet-dersi-vermeye-kalkarsa-6524027/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-08:/2009/07/08/ka-304-nat-devlet-304-304-deal-6475241/</id><title>KAİNAT DEVLETİ İDEALİ</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/08/ka-304-nat-devlet-304-304-deal-6475241/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-08T22:52:32+02:00</published><updated>2009-07-08T22:52:32+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
---Türk’ün dünya hakimiyeti sona erdiğinden bu yana; genelde dünya insanlığının, özelde de Müslüman Türk dünyasının yüzü asla gülemedi…&lt;br&gt;
Dünyanın her tarafında Müslüman Türk Halkları ezilen, asimile edilen, soykırıma tabi tutulan bir konumdadır.&lt;br&gt;
Doğu Türkistan’da yaşanan son saldırılarda soydaşlarımız Uygur Türkleri açık ve net olarak bir soykırıma tabi tutulmaktadır. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeden Çinliler tarafından kurşuna dizilmekte, özelikle de sözde insan hakları savunucuları, haçlı batı, sahte diyalogcular sessiz bir şekilde seyirci kalmaktadırlar.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bu olayları yaşarken şöyle bir hafızamı yokladım da; gençlik yıllarımızda Türk Milliyetçilerinin “Esir Türkler davası” diye bir davası vardı..!&lt;br&gt;
Dünyanın değişik yerlerinde Türk soydaşlarımızın  esaret altında olduğunu, Türk’ün dünyaya tekrar egemen olduğu taktirde esir milletlerin özgürlüğüne kavuşacağını dillendirir, hafızalarımızda Türk Milletinin dünya hakimiyetini hayal eder dururduk…&lt;br&gt;
Bu hayal bir milleti fikir olarak diri ve güçlü kılmaktaydı…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Haydar Baş’ın bir ifadelerinde; “en dini meselelerimiz en dini partilere, en milli meselelerimiz en milli partilere tarumar ettirilmektedir.” Sözünün tecellisi midir nedir ? Türk Milletini kendi başının derdine düşürdüklerinden midir nedir?&lt;br&gt;
Kimsenin böyle bir derdi de kalmadı...&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Kürselleşme sürecinde milli ve dini duyguları öğütülen aziz milletimizin fertleri, kendi komşusunun dahi aç mı tok mu, hastamı, ölü mü,  farkında değilken, ta ötelerde, hem de Çin’de olan bitenden haberdar olması, yada Onun derdini dert etmesi nasıl beklenir ki?&lt;br&gt;
İnsanlığın yüzünün gülebilmesi, huzur ve selamet içerisinde yaşayabilmesi için, bağımsız, güçlü ve zengin bir Türkiye idealinin mutlaka gerçekleşmesi lazımdır. Çalışmalar bu yönde olmalı, fikirler düşünceler bu yönde kuvvet bulmalıdır. Aidiyet duygusu acilen canlandırılmalıdır. Yoksa bir millet dünyanın her yerinde lime lime edilmeye mahkum olacaktır…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Sayın Prof. Dr. Haydar Baş, ısrarla “Türkiye’yi Kainat devleti yapmaya ben varım siz de var mısınız?” diye haykırırken, Onun ne kadar haklı olduğunu her geçen gün ve her yaşanan olaydan sonra daha iyi anlıyorum.&lt;br&gt;
Ah birde milletimiz anlayabilse…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ugur Kepekçi-TUNALIM&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/08/ka-304-nat-devlet-304-304-deal-6475241/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-06:/2009/07/06/ekonom-304-k-moral-papazlari-tuerk-304-ye-de-6462652/</id><title>EKONOMİK MORAL PAPAZLARI TÜRKİYE'DE</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/06/ekonom-304-k-moral-papazlari-tuerk-304-ye-de-6462652/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-06T23:21:11+02:00</published><updated>2009-07-06T23:21:11+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;AKP hükümeti, 13.8’lik şoku atlatacak vaziyette değil… Çünkü, Türk ekonomisini masaya yatıracak, yılın ilk çeyreğine ilişkin verileri ve tahlil sonuçlarını okuyup “teşhis” koyacak uzman doktor yok Ankara’da!&lt;br&gt;
AKP hükümeti, yapacak bir şeyimiz yok deyip beklese, ekonominin ahvali, inanın, bugünkünden daha iyi olur.&lt;br&gt;
Hükümet durmuyor… Küresel kefen soyucuların ayağına gidiyor, onları ülkemize davet ediyor, onlardan akıl ve kredi dileniyor. Dahası, kapitalizmin “moral papazları”ndan himmet bekliyorlar. IMF’nin kapısını aşındırdılar!&lt;br&gt;
Bu arada hükümet, eski ANAP’lı Bakan Tınaz Titiz’e güya Mardin ve çevresindeki ekonomik darboğaza dair rapor hazırlattırıyor. Basına yansıyan şekliyle, ortaya konan çare şu; Mardin ve çevresinde piyasanın canlanması için Süryanî papazın geri getirilmesi lazım…&lt;br&gt;
AKP hükümeti, batak ekonomide debelendikçe, bir Süryani papaza savruluyor, bir ecnebi kapitalist papazlara, müflis kâhinlere!&lt;br&gt;
Krizin kâhini diye nam salan Amerikalı ekonomist Nouriel Roubini Türkiye’ye damladı. Nobel Ekonomi Ödüllü Robert E. Lucas, soluğu Türkiye’de aldı.&lt;br&gt;
Kelin dermanı olsaymış başına sürermiş…&lt;br&gt;
Kapitalizmin ne kadar kel ve fodul ekonomisti varsa, musalla taşında bekleyen Türk ekonomisinin başına üşüştüler… Kefen soyucuların musalla taşındaki ölünün yanı başına bir anda bitmeleri gibi, adları kahine çıkan müflis ekonomistler, ABD ve AB’deki kriz-zede liberal-kapitalist para babaları adına Türkiye’den son olarak neler kopartabileceklerini araştırıyorlar.&lt;br&gt;
AKP yönetiminin ise kafası karışık!&lt;br&gt;
Kahin Roubini, diyor ki, acilen IMF ile anlaşın!&lt;br&gt;
Meşhur meslektaşı Lucas ise tam tersini söylüyor:&lt;br&gt;
Türkiye’nin IMF’ye ne ihtiyacı var ki… Hem bu kurumlar krizde kendilerine bir varlık sebebi yaratmaya çalışıyor!&lt;br&gt;
Şimdi ne yapsın AKP, yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürtse sakal… Şaşırıp kaldılar!&lt;br&gt;
Bu arada Liberal-kapitalist ekonominin kurtlarından Lucas, Türk ekonomisinin 13.8’lik küçülmesinin şoku ile, Prof. Dr. Haydar Baş beyin tezinden bazı pasajları ve yaklaşımını sayıklıyor; “Acilen tüketici kesimini destekleyin, tüketimi artırıcı önlemler alın, bu arada köklü reformlar yapmanız şart!”&lt;br&gt;
Haydar Hoca’ya kulak asmayıp Türk ekonomisini ecnebi aklıyla batırmakta ısrar edenleri, cilvesine kurban olduğum Allah, kimlerin kapısına emir kulu yapıyor, hangi müflis kâhinlerin kapısına bağlıyor!&lt;br&gt;
Hükümet yönetimi ve Türk ekonomisinin kaptanları, bu liberal-kapitalist kahin ekonomistlerin tavsiyeleri arasında gel-git yaşıyorlar! Gerçekten şaşırmış vaziyetteler; ne yapacaklarını bilmiyorlar… İsa’ya mı gitseler, Musa’ya mı!?&lt;br&gt;
Yanlış yerlerde geziniyorlar.&lt;br&gt;
Nerede gezinirse gezinsinler, kime giderlerse gitsinler, yanlış yerlerde geziniyorlar… Er veya geç Prof. Dr. Baş’ın kapına gelecekler!&lt;br&gt;
Bu kapı milli ekonomi modeli kapısıdır, hak, hakikat ve çözüm kapısıdır; başka kapı ve çare de yoktur!&lt;br&gt;
Liberal-kapitalist kellerin dermanı olsaydı, kendi başlarına sürerlerdi... Amerika, tarihinin en yüksek işsizliğini yaşıyor; işsizlik oranı %9.5 oldu. AB İstatistik Kurumu Eurostat’ın verilerine göre, Euro bölgesindeki 16 ülke de Amerika’dan farklı değil… Euro bölgesi ortalama işsizlik oranı, bu yılın nisan ayında yüzde 9,3… Bunlar kırpılmış, düzeltilmiş resmî rakamlar; reel işsizlik oranları çok daha yüksek!&lt;br&gt;
Elin gâvurları avantajlılar, biizmkilerden fersah fersah öndeler; çünkü Prof. Dr. Baş’ın yeni model ve çözümlerini duydular, keşfetmeye başladılar, anladıkları kadar uygulamaya çabalıyorlar. Bizimkiler daha o noktaya dahi gelemediler, üç maymunu oynuyorlar, batmaya devam ediyorlar.&lt;br&gt;
AB, ABD ve sair kapitalist ülkelerin hepsi batıyor, iflas ediyor… Haydar Hoca’nın model ve çözümlerinden bazı pasajlar aşırarak çıkış arıyorlar.&lt;br&gt;
Kendi ülkelerinde akılları ve ekonomi bilgileri iflas etmiş olanlar, Haydar Hoca’dan duyduklarını, Türkiye’de sihirli formül olarak pazarlıyorlar. Türk piyasalarında moral papazlığı yapıyorlar!&lt;br&gt;
Hangi liberal-kapitalist kitapta yazar, tüketici kesimini desteklemek, dar gelirli geniş halk tabanının tüketim kabiliyetini artırmak! Var mıydı bugüne kadar?! Yok…&lt;br&gt;
Liberal-kapitalizmin doğasına aykırı böyle bir yaklaşım.&lt;br&gt;
Kimden duydu dünya bu çözümleri… Lucas, kimden çaldı da konuşuyor?! Prof. Dr. Baş’tan!&lt;br&gt;
9-10 yıldan beri, acilen tüketici kesimin desteklenmesi lazımdır, devletin derhal sosyal devlet projeleriyle devreye girip “milletin emek ve üretimi karşılığında emisyonunu genişleterek” vatandaşının cebine para koyması lazımdır, toplumun tüketim kabiliyetinin artırılması şarttır, IMF kafasıyla bu ekonomi battıkça batar, diye haykıran, bunun formül ve projelerini ortaya koyup dünyaya öğreten kim?! Prof. Dr. Baş!..&lt;br&gt;
Hükümet ve Türk aydınları, elin gâvurlarının gördüğü kadar dahi, bu gerçeği göremedikçe Türkiye batacaktır, batmaya devam edecektir. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;M.Emin Koç--TUNALIM...&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/06/ekonom-304-k-moral-papazlari-tuerk-304-ye-de-6462652/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-05:/2009/07/05/avrupa-batakli-286-i-ve-ta-350-eronlarinin-k-304-rl-304-yuezue-6456145/</id><title>AVRUPA BATAKLIĞI VE TAŞERONLARININ KİRLİ YÜZÜ</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/05/avrupa-batakli-286-i-ve-ta-350-eronlarinin-k-304-rl-304-yuezue-6456145/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-05T23:32:23+02:00</published><updated>2009-07-06T17:17:01+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
1960 ‘ların başından beri Avrupa’nın kapısındayız ne girebildik ne çıkabildik! Tam çıkacak gibi oluyoruz bizi tekrar içine çekiyor. Türkiye’nin başka bir alternatife yönelmesinden korkuyorlar aksi takdirde, Türkiye kendi liderliğini yapacağı yeni bir birlik kuracaktır.&lt;br&gt;
Biri sizi bir kez kandırırsa suç onundur ama ikinci kez kandırırsa suç sizindir.Bunu anlamayanları basiretsiz diye addedeceğim ama çok hafif kalacağı kanaatindeyim.Kim iktidara gelirse gelsin bir öncekine nazire yaparcasına AB müktesebatını uygulamak için telafisi mümkün olmayan tavizler veriyor..Sanal mevzularla gündemi işgal eden kartel medyası da onların ibrikçiliğini yapmak için birbirleriyle kıyasıya bir yarışa tutuşmuşlar.Televizyon müptelası halkımız her şeyin günlük gülistanlık gittiğini zannededursun işin arka planı çok vahim… Avrupa ‘da duruma o kadar hâkim ki açık açık birliğe almayacaklarını zikrediyorlar buyurun maddeler halinde ele alalım:&lt;br&gt;
1) 6 Ekim ilerleme Raporu ‘nun 2. maddesinde hukukun temel ilkelerinden iyi niyet kuralına aykırılığın mevzu bahis olmasına rağmen müzakerelerin sonucunun önceden garanti edilemeyeceği, açık uçlu bir süreç olduğu, ileride farklı seçeneklerin gündeme getirileceği zımnen belirtiliyor.&lt;br&gt;
2) 3. maddede “ Birliğin Türkiye ‘yi hazmetme kapasitesi gerek Türkiye gerek birliğin çıkarları açısından göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husustur. ” denilerek hazmetme (sindirme) kavramı yeni bir şart olarak Türkiye ‘nin önüne tercihli olarak konulmuştur ve mali açıdan mı; sosyo kültürel açıdan mı, ekonomik açıdan mı, siyasi açıdan mı bir süreç olacağı açıkça belirtilmemiştir.&lt;br&gt;
Bu iki madde beraber değerlendirildiğinde şeksiz şüphesiz görülecektir ki Türkiye ‘ye tam üyelik dışında diğer seçenekler dayatılmak istenmektedir. (İmtiyazlı Ortaklık veya Özel Statü) Kişilerin serbest dolaşımı tarımsal-yapısal fonlara getirilen kalıcı sınırlamalar da bu seçenekleri desteklemektedir.&lt;br&gt;
3) Bilindiği gibi, Kıbrıslı Türkler ‘in, Türkiye ‘nin ve AB ‘nin açık desteğine rağmen Annan Planı Rumlar tarafından reddedilmesi sebebiyle hayata geçirilememiştir. Hal böyle iken Rumlar çözümü reddeden taraf olarak adeta AB tarafından ödüllendirilerek AB ‘ye alınmışlardır ve adanın tek siyasi temsilcisi olarak kabul edilmiştir. AB KKTC’ye vaat ettiği güvenceleri yerine getirmeyerek, KKTC’yi siyasi ve ekonomik olarak fiilen tasfiye sürecine sürüklemiştir ve tabela devleti haline getirmeyi amaçlamaktadır.&lt;br&gt;
Ayrıca ek protokolün imzalanmasıyla TC ‘nin KKTC ile olan tüm ticari ve mali ilişkileri ciddi sekteye uğrayacaktır.&lt;br&gt;
4) 7. madde Türkiye ‘nin Dış Politikası ‘nın Birlik ve üye devletler tarafından kabul edilen politikalar ve tutumlarla tedricen uyumlu hale getirmesini öngörmektedir.&lt;br&gt;
Bu maddenin asıl amacı Güney Kıbrıs’ın NATO ‘ya girişi önündeki Türkiye’nin en büyük kozu olan veto hakkını kaldırmaktır. Ve bu madde ileride Türkiye ‘nin Kıbrıs’ta işgalci olduğunu ve 7.maddeye uygun davranarak adadan askerlerini çekmesini talep etmesi gündeme gelebilecektir.&lt;br&gt;
5) 10.madde de şimdiye kadar hiçbir üye devlete yapılamayan bir uygulamayla müktesebatın neler içerdiği ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Ve bunun altında siyasi amaçlar yatmaktadır. Avrupa Parlamentosu’nun “Tavsiye” ve “Görüş” lerinin hiçbir üye devlete hukuken bağlayıcı etkileri olmamasına rağmen Türkiye ‘ye karşı bunlar da bağlayıcı hale getirilmek isteniyor. Bu ”Dürüstlük ve Eşit İşlem İlkesine” aykırılık teşkil eder.&lt;br&gt;
Bu maddeyle de özellikle Avrupa Parlamentosu’nun Ermeni Soykırımı ve Kıbrıs konularında aldığı kararlara Türkiye ‘nin uyması talep edilecektir.&lt;br&gt;
6) 11.MADDE Türkiye tarafından imzalanan ve üyeliğin yükümlülüklerine aykırı olan tüm uluslar arası antlaşmaların geçersiz hale geleceğini öngörmektedir. Türkiye ve KKTC arasındaki bütün antlaşmalar geçersiz sayılacak. Bu madde kapsamında değerlendirilmesi gereken bir diğer husus Lozan Antlaşmasına ilişkindir. AB Komisyonu’nun yayınladığı 3 EKİM 2004 tarihli ilerleme Raporu’nda Azınlık Hakları, Kültürel Haklar ve Azınlıkların Korunması ile ilgili bölümünde Yahudi, Ermeni ve Rumların yanı sıra Kürtlerin ve Alevilerin azınlık sayılması ile ilgilidir. AB böylece Lozan’ı tanımamakta din, dil, etnik ve kültürel farklılıkları esas alarak yeni azınlıklar oluşturmak istemektedir. Ayrıca bu madde 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi açısından da tehlike oluşturmaktadır.&lt;br&gt;
7) 12. maddenin 4. paragrafı kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar ve tarım alanında kalıcı kısıtlamaların getirilebileceğini öngörmektedir. Yine bu madde de tam üyeliğin dışında farklı bir statünün düşünüldüğünü göstermektedir.&lt;br&gt;
AB’YE ÜYELİK İMKÂNSIZ&lt;br&gt;
Netice itibariyle AB müktesebatına uygun tam üyeliğin mümkün olmadığı görülmektedir. Bu özel statü “İmtiyazlı Ortaklığın” veya “İkinci Sınıf Üyeliğin” öngörüldüğünü göstermektedir.&lt;br&gt;
Öte yandan AB’ye üye olmayıp Gümrük Birliği’ne üye olan tek ülke Türkiye ‘nin bu durumu yeniden gözden geçirmesi kaçınılmazdır. Zira bir ülkenin ekonomik iradesinin temsil edilmediği bir kuruma yıllarca teslim etmesi, hem ekonomi biliminin kurallarına hem de uluslar arası ilişkilerin ve siyasetin doğasına aykırıdır.&lt;br&gt;
Görüldüğü üzere ne Annan’ın planları Kıbrıs’ı kurtarmaya yetmiş ne de hükümetin verdiği tavizleri, başbakanın ümit var açıklamaları AB’nin taassubunda değişiklik yaratmıştır.&lt;br&gt;
Ayrıca, Avrupa Birliği mensubu Avrupa Ülkeleri hala Hıristiyan taassubu ve haçlı zihniyeti ile hareket etmekte ve Türkiye’ye AB çerçevesinde hiçbir hak tanımak istememektedirler.&lt;br&gt;
TÜRKİYE’DEN TARIM ÜRÜNÜ ALIMI YAPILMIYOR&lt;br&gt;
Bu yüzdendir ki yarım asra yakın bir süreçtir Avrupa Birliği’nin kapısında bizi bekletiyorlar. Bekletmek şöyle dursun verdiğimiz bunca tavize rağmen elde ettiğimiz hiçbir menfaat bulunmamaktadır. AB’ye üye olmayıp da Gümrük Birliği’ne üye tek ülke olmamız da manidardır. Bu birliğe üye olunmakla birlikte malların serbest dolaşımı ilkesi kabul edilmiştir. Birlik ülkelerinin elde ettikleri vergisizlik, vergi indirimleri de onların yanlarına kar kalmaktadır. Gerçi hoş! Avrupa Birliği uğrunda çıkarılan uyum yasaları doğrultusunda yakında kendimiz de yiyecek tarım ürünü bulamayacağız ama birliğe müracaat dahi etmemiş olan İsrail ve Kuzey Afrika ülkelerinden narenciye ve tarım ürünlerini alınırken, Türkiye’den hiçbir şey alınmayarak iktisaden çökmemiz için kasıtlı ve Yunanistan’ın arzusuna uygun şekilde davranmaktadırlar. Yine Yunanistan’ın arzuları dâhilinde kıta sahanlığının 12 mile çıkartılması Türkiye’ye dayatılarak Ege Denizi bir Yunan Gölü haline getirilmek istenmektedir.&lt;br&gt;
Öte yandan yabancı sermaye çok elzemmiş gibi gösterilerek bu konuda da tavizler verilmiş, yabancıların Türkiye’ye yatırım yapabilmeleri için vergi muafiyetinin, gayrimenkul edinmelerinin ve kazandıkları paralarını yurtdışına rahatça kaçırabilmeleri için bir dizi önlemler alınarak, önleri açılmıştır.&lt;br&gt;
YABANCI SERMAYENİN AMACI TÜRK’Ü KÖLELEŞTİRMEKTİR&lt;br&gt;
Onlar kendi topraklarına sığamıyorlar. Biz ise kendi toprağımızı layıkıyla işleyemiyoruz. Bu nedenle işsizlik oranımız çok fazla ve işçilerimiz çalışmak için yurtdışına gitmek istiyor. Kapılarımızı sonuna kadar onlara açmamızı istiyorlar. Sanayi tesisleri kurup, sermayeyi ayağınıza kadar getiriyoruz diyerek yurdumuzda müştereken oturmak ve bizim gelişme imkânlarımıza ortak olmak istiyorlar. Kazandıkları paraları da yurt dışına kaçırmak için garanti istiyorlar. Çıkarılan yasalarla toprağımıza da sahip çıkıp, yarın bizi vatanımızdan kaçırmak istiyorlar. Ama şimdiden bu hilelerini söyleyip kendi oyunlarını bozamazlar. Bir müddet sonra bizi kurnazlıkla kovalayıp Orta Asya bozkırlarına göndermek nihai planlarıdır.&lt;br&gt;
Zaten Hıristiyanlık Dini ve Papa ‘da bunu emrediyor. Ama şimdilik sanayi yatırımı yapıyoruz diyerek bizleri oyalamak işlerine geliyor.&lt;br&gt;
Haçlı Seferleri’nin şimdilik ekonomik oyunlarla devam ettiğini bize açıkça anlatmak mecburiyetinde değiller. Bizim için sanayi tesisleri kurarak ebediyen köleleri olmamızı ve ölmeden sürünmemizi onların hizmetkârı olmamızı temin edeceklerinden hiç şüpheniz olmasın.&lt;br&gt;
GÜLERİZ AĞLANACAK HALİMİZE&lt;br&gt;
Peşkeş çekilen maden işletmelerimizi havada kapan yabancıların işçisi olarak çalışan köylülerin fotoğraflarını görme fırsatım oldu. Senelerdir ehil olmayan iktidarların elinde sefaletten kan ağlayan köylümüz senelerdir hasretini çektiği çamaşır makinesine sarılmış objektiflere gülümseyerek poz veriyor. Ve onu maden işletmesinde çalışarak aldığını söylüyor. Hal bu ki maden kendisine ait, yabancı firmalar onu işletiyor; köylü de onların kölesi… Peki, köylü bu madeni devleti ile ortak işletse ne olur? Değil çamaşır makinesini onun fabrikasını alır.&lt;br&gt;
LİDER UFKU KADAR BÜYÜKTÜR&lt;br&gt;
Bir tarafta vatandaşını göz göre göre yabancıların kölesi yapıp, süslü sözlerle onu kandıran, onu sefalet bataklığına sürükleyen, icra ettiği icraatlarla onun tarih sahnesinden silinmesinin yolunu açan iktidarlar ve liderler öbür tarafta kandırılmış çaresiz insanımız.&lt;br&gt;
Peki, bu böyle mi gidecek? Bu duruma dur diyen bir lider çıkıp halkımızı kucaklamayacak mı? Elbette buna dur diyen birileri var. Pek tabi ki dış mihrakların aklı ile değil kendi akılları ile hareket eden liderler. Türk Milletini kurtarmak için inanıyoruz ki Türk’ün aklı ile Türk gibi, Atatürk gibi düşünen liderlere ihtiyacımız var.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.burakevci.com"&gt;http://www.burakevci.com&lt;/a&gt;  --TUNALIM..
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/05/avrupa-batakli-286-i-ve-ta-350-eronlarinin-k-304-rl-304-yuezue-6456145/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-07-05:/2009/07/05/milli-devlet-yepyeni-bir-hukuk-sistemi-demektir-6456132/</id><title>Milli Devlet, yepyeni bir hukuk sistemi demektir.</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/05/milli-devlet-yepyeni-bir-hukuk-sistemi-demektir-6456132/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-07-05T23:29:55+02:00</published><updated>2009-07-05T23:29:55+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Dünyada bilinen iki ana hukuk sistemi vardır. Ülkemizde de uygulanan Roma Hukuk sistemine göre, “bireyler arasındaki hukuk” ile “devlet ile birey arasındaki hukuk” ayrılmıştır. Anglo Sakson sisteminde ise, ikisi bir bütün olarak ele alınmaktadır.&lt;br&gt;
Milli Devlet ise, yepyeni bir hukuk yaklaşımı ortaya koymaktadır. Bireylerin kendi aralarındaki hukuk ile “devlet ile bireyler arasındaki hukuk” ayrılmakta; ancak bireyler arasındaki hukukta devlet de müşteki–mağdur karşısında sorumlu tutulmaktadır. Böyle bir sistem şu ana kadar hiçbir siyasi ve hukuki düşünce içerisinde yer almamıştır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Sosyal haklar genişletilmektedir&lt;br&gt;
Bu konuya Sosyal Devlet kısmında geniş olarak değindik. Devlet, bireylere ait her türlü sosyal hakları, gerek sağlık, gerek eğitim, gerekse kimseye muhtaç olmadan onurlu yaşama hakkını vatandaşlarına yaşatmak zorundadır. Devletin bütün bunları yerine getirmesi için sahip olacağı yetkiler de, kamu yararı ve kamuya hizmetle sınırlandırılmalıdır. Elbette böyle bir devletin varlığına ve işleyişine zarar verecek her türlü fiil, sadece devletin şahsına yönelik değil, aynı zamanda millete yönelik değerlendirilmeli, hak ettiği şekilde cezalandırılmalıdır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Milli Devlet, hak vermek üzerine kuruludur&lt;br&gt;
Bugün Batı dünyasında insan haklarının son dönemde ağırlıklı olarak gündem edilmesinin iki sebebi bulunmaktadır. Birincisi, gelişmekte olan ülkelerin iç işlerine karışmak için bu konular mazeret olarak kullanılmaktadır. Bir diğeri ise, kapitalist yaklaşımlarda devletin azdan da az bir grubun kontrolünde olması münasebetiyle kapitalist devlet yapılanmaları millete hizmeti esas almamış; aksine devlet, milletten elde ettiğini, bu azınlığa kullandırmaya yönelmiştir. Elbette böyle bir düşünce kalıbı içerisinde devletlerin vatandaşlarının haklarını korumasını bekleyemeyiz. Ancak bizim tarif ettiğimiz Sosyal Devlet/Milli Devlet modelinin zaten varlık sebebi, vatandaşlarının haklarını onlara vermek ve en geniş manada yaşatmaktır. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET /&lt;br&gt;
Prof. Dr. Haydar Baş’ın kaleminden &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;SOSYAL DEVLET - MİLLİ DEVLET İÇİN NE DEDİLER &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ünal Emiroğlu / Mimar Sinan Üniversitesi&lt;br&gt;
Sosyal Devlet Milli Devlet tezi, ulusal bilinci yükseltiyor&lt;br&gt;
200 yıla yakın bir süredir Batı, “sosyal devlet”, “sosyal haklar”, “sosyal hukuk” gibi kavramlarla uğraşıyor. Bu kavramlar 1960 sonrası Türkiye’sinde sözü en çok edilenlerdendir. 40 yılı aşkın bir süredir ülkemizde bu kavramlar çerçevesinde yürütülen tartışma ve mücadele, demokrasi ve hukuk devleti sorunlarına ilişkin tartışmalar kadar yoğundur. Ne var ki, özellikle sosyal haklarla ilgili olanda göze çarpan, genel ve çözüm üreten çalışmaların yokluğu ya da azlığıdır.&lt;br&gt;
İşte Sayın Prof. Dr. Haydar BAŞ’ın ‘Sosyal Devlet, Milli Devlet’ başlığını taşıyan kitabı, gerek öğretide gerekse bireysel ve toplumsal yaşamımızda, bu alanda duyulan ihtiyaca büyük ölçüde cevap getirebilmiştir. Sayın BAŞ’ın bu eseri, bu ülkenin evladına, ulusal bilincinin yükselmesinde çok önemli katkıda bulunmuştur.&lt;br&gt;
Yeryüzünü kan gölüne çevirip, sömürü düzenini insanlığın yok olması pahasına sürdürmeye çalışan, militanlığı kapitalist sermayenin emrine veren Amerikan gücünün ülkemizdeki uzantılarından ve yerli işbirlikçilerinden Milletimizin hesap sorma gününü olabildiğince çabuklaştıracak bir projeye, bu eseriyle imza atmıştır Sayın BAŞ. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TUNALIM...
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/07/05/milli-devlet-yepyeni-bir-hukuk-sistemi-demektir-6456132/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/blo-286-uma-ho-350-geld-304-n-304-z-welcome-6427110/</id><title>TARİHİ MUHASEBE</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/blo-286-uma-ho-350-geld-304-n-304-z-welcome-6427110/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T19:47:51+02:00</published><updated>2009-07-05T23:39:35+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;Ülkemiz gerek içte gerek dışta sürekli kan kaybetmeye devam ederken, küresel güçler; medya desteği ve AB destekli sivil toplum örgütleri vasıtasıyla vatandaşı yanlış yönlendirerek iyimser hava estirip, adeta sahte cennet senaryolarıyla milletimizi aldatmaya devam etmektedirler. Huzursuzluk sadece ülkemizle de sınırlı olmayıp, batısından doğusuna bütün dünyaya yayılmış vaziyettedir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Osmanlı’nın cihan hâkimiyetinin sona ermesinden bu yana, insanlık ailesinin yüzü bir türlü gülmedi. Hayatı kan, zulüm, işkence ve işgallerle geçti. Haçlı ruhunun küreselleşme adı altında maskesini değiştirdiğinden bu yana; zulüm ve açlık insanlığın arkadaşı olmuştu.&lt;br&gt;
Genelde dünya insanlığı, özelde Türk Milleti, Haçlının yerli ve yabancı güçleri tarafından kuşatılmış, can damarları kurutulmuş, ayakta duracak mecali bile kalmamıştı.&lt;br&gt;
Onu bu sefaletten kurtaracak bir sesi, bir soluğu hep bekledi durdu…&lt;br&gt;
Halkımızın, “ne olacak halimiz?” dediği zamanda duydukları sesler hep; malum seslerdi:&lt;br&gt;
“AB olmazsa olmaz”&lt;br&gt;
“ABD dünyanın en hâkim gücüdür o istemeden hiçbir şey olmaz”&lt;br&gt;
“IMF ile kamçı yemeden, bir ortak gibi çalışacağız”&lt;br&gt;
“AB uyum yasalarının dışında bir şey düşünemeyiz”&lt;br&gt;
“Kenar ülke konumuna düşmemek için AB ile bütünleşmek zorundayız” vs…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Eğitimden sağlığa, ekonomiden siyasete, hatta günlük yaşantımıza varıncaya kadar her şeyimiz; dışarıdan estirilen rüzgârlarla tarumar edildi. İnsanımız adeta sindirilmiş bir vaziyete dönüştürüldü.&lt;br&gt;
Yaban ellerden gelen telkinlerle sanki hipnoz edilmiş insanımız, kendi benliğini kimliğini dahi tanımaz bir hale düşmüş; canından bezmiş bir haldeydi.&lt;br&gt;
İnsanımız öyle bir hale düşürülmüştü ki küresel güçlerin dışında hiçbir çözüm olmadığına inandırılmıştı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Hayatını insanlığın hizmetine adayan bilge insan Prof. Dr. Haydar Baş milletimizin bu durumuna duyarsız kalamazdı. Gecesini gündüzüne katarak şahsına münhasır bir model olan “Milli Ekonomi Modelini” hazırladı. “Durun, buralar çıkmaz sokak” diyerek gerçek çözümün adresinin “Milli Ekonomi Modeli” olduğunu gösterdi.&lt;br&gt;
Evet, insanlığın beklediği ses, bu ses işte…&lt;br&gt;
Dünya çapında bilim adamları, Prof. Dr. Haydar Baş beyin bu sesine kulak verip, onun bu tezini deklere etmektedirler.&lt;br&gt;
Bilim adamları düzenlenen 4 Uluslararası Kongreyle; “Milli Ekonomi Modeli” ve “Sosyal Devlet Mille Devlet” tezini dünyaya haykırdılar. Vatandaşımızın bu fırsatı değerlendirmekten başka yolu kalmamıştır. Sadece Türk milletinin değil, bütün insanlığın sosyal sıkıntılarına son vermek istiyorsanız;&lt;br&gt;
Ey ehli vicdan, duyun bu sesi..!&lt;br&gt;
                                          ''Tarihini bilmeyen milletlerin,coğrafyasını başkaları çizer''&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;     Tarih bir milletin hafızasıdır. Millet olma şuuruna ermiş toplumlar, kârını ve zararını hesap ederken güçlü bir tarih muhakemesi yaparak istikballerine bakarlar. Geçmişine bağlı ve geçmişinden ders alabilecek nisbette medenî milletlerin geleceği de o nispette parlak olmaktadır. Zira dünü olmayanın bugünü ve yarını da olmaz...&lt;br&gt;
Müslüman–Türk milletinin tarih kökleri, bütün insanlığa yol gösterecek nitelikte eşsiz ve sağlamdır. Yeter ki, yüzümüzü engin tarihimize dönelim. Sırtımızı, sarsılmaz medeniyetimize dayayalım. Nice devletler kurmuş ecdadımızın hayatlarını ve kahramanlıklarını araştırdıkça, bizlere miras bırakılan emanetin değerini de belki bir nebze olsun daha iyi anlayacağız.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Çünkü ceddimiz, kendilerinden önceki nesilden aldıkları&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;mukaddes mirasa layık olduklarını sitayişle göstermişlerdir...&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Nasıl mı?&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bakınız; Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethinden önce askerlerine yaptığı hitabetinde zaferlerin ne zorluklarla elde edildiğini belirterek, onlara şöyle seslenmiştir:&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;"Elimizde bulunan bu devlet, ecdadımızın nice cihat, savaş ve emekleri ile kazanılmış ve bize miras kalmıştır. Yaşlılarımız bu savaş ve cihatlara şahittir ve bizzat katılmışlardır. Gençlerimiz&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;de bunların hikayelerini babalarından dinlemişlerdir. Bu uğurda pek çok yiğit öldü. Fakat onların kahramanlıkları içimizde yaşamaktadır. Yürekleri yüce hislerle dolu ve korkusuzca, en korkunç tehlikelere göğüs gererek büyük işler gördüler.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ey yaşlı fedakârlar ve yiğit gençler..! Bütün bu fetihlerin kolayca olmadığını ve emeksiz devlet edilmediğini bilirsiniz. Bu uğurda nice kanlar döküldü, yaralar açıldı. Bunca dul ve yetimlerin gözyaşları aktı. Nice engin dereler, coşkun ırmaklar , yalçın kayalar, sarp dağlar ve boğazlar aşıldı. Nice geceler uykusuz, gündüzler istirahatsiz ve tehlikeli geçti. İşte ecdadımız bu gibi olağanüstü zorluklara katlandı. Düşman karşısında bazen talih onlara gülmedi. Fakat hiçbir zaman gelecekten ümit kesmediler. Ve galip gelmeye çalıştılar. Daima mücadele yolunda kaldılar. Felaket zamanlarında kederlenmez ve zafer anlarında aşırı gururlanmazlardı. Bu sayede şanlı bir devlet kurdular. Dünyaya milli onur ve adalet örneğini verdiler. Bize de her yanı ile muhteşem bir devlet bıraktılar. Bize düşen görev, şöhretimizi yüceltmek ve atalarımıza hayırlı halef olduğumuzu meydana koyarak ruhlarını şad etmektir...&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Süratle harekete geçip, düşmanın, devletimizin ortasında kışkırtma ve fesadına fırsat vermeyelim. Ve ecdadımıza layık olduğumuzu bütün dünyaya gösterelim. Bizi hiçbir kuvvet yolumuzdan döndüremeyecek ve hiçbir kuvvet, saldırılarımıza dayanamayacaktır. Ben ordunun başında, sizinle beraber ilk safta bulunacak, hizmetlerinizi övecek ve sizleri mükâfatlandıracağım".&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;"Dünü olmayanın bugünü ve yarını da olmaz" dedik, evet; mutlu yarınlar ümid ediyorsak, ceddimizin bize bıraktığı medeniyete sadık kalarak bugünümüzü değerlendirmeli; gücünü köklerinden alan yüce bir devletin yılmaz takipçisi olmalıyız.Saygılarımla...&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Benim sitem....:www.mehmettunabas.tr.com.tr&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/blo-286-uma-ho-350-geld-304-n-304-z-welcome-6427110/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/tuerkiye-nin-gelecegi-btp-de-6426849/</id><title>TÜRKIYE’NIN GELECEGI BTP’DE</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/tuerkiye-nin-gelecegi-btp-de-6426849/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T19:02:36+02:00</published><updated>2009-06-30T19:02:36+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
BTP’li belediyelere ziyaretler gerçekleştiren Prof. Dr. Haydar Baş, Konya’nın Yazla beldesinde yaptığı konuşmada, “Türk milletinin maddi geleceği de manevi geleceği de BTP’dedir” dedi.&lt;br&gt;
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş son ekonomik gelişmeleri Konya’da değerlendirdi. Konya’nın BTP’li Yazla belediyesini ziyaret ederek çeşitli temel atma ve açılış törenlerine katılan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş burada halka seslendi. Konuşmasında memleketin sorunlarının çözümü konusunda plan ve proje ortaya koyan tek kadro BTP kadrolarıdır diyen Prof. Dr. Haydar Baş, “Türk milletinin maddi geleceği de manevi geleceği de BTP’dedir” şeklinde konuştu. BTP Genel Başkanı Yazla’daki konuşmasında son ekonomik gelişmeleri de değerlendirdi. Tarım, tekstil ve sanayi gibi Türk ekonomisinin temel direklerinin çöktüğün ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş Türkiye’nin hızla uçurumdan aşağı düştüğünü söyledi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonominin e’sinden anlamıyorlar&lt;br&gt;
Merkez bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ın krizi tarif etmek için kullandığı tünelin uzunca ışık var ama bu araba farı da olabilir sözlerini hatırlatan haydar baş şöyle konuştu: “Ekonominin e’sinden haberi olmayan insanlar bir ülkede şayet gelip ekonomiye yön vermeye çalışırlarsa işte geleceğimiz netice de bu olur. Sen kalkıyorsun 1000 metrelik uçurumdan aşağıya kendini atıyorsun. Ben kalkıp sana, ‘senin sonun ölümdür’ diyorum. Bana nereden biliyorsun diye soruyorsun.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Cebimizdeki para bizim değil&lt;br&gt;
Çöken kapitalizmin karşısına Milli Ekonomi Modeli’yle tek alternatif olarak ortaya çıktıklarını ifade eden BTP Genel Başkanı Türkiye özelinde acilen yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Yapılacak olan iş, emeğimiz ve üretimimiz karşılığında milli paramızı devreye koymaktır. Şu anda 30 yıla yakın bir zamandan beri Türk milleti emeğinin karşılığı parayı devreye koyamıyor. Şu cebinde olan para sana ait değil haberin var mı? Evet, bunun üzerinde 50 Türk lirası yazıyor olabilir ama bu bize ait değil. Kime bu ait biliyor musunuz? ‘Hard Currency’ diye bir şey var. Bunu global ülkeler Türkiye’ye borç veriyor. Türk hazinesi bu yabancı parayı borç olarak alıyor ve bunun karşılığında Türkiye parasını basıyor. Bizim paramız o dövizlerin karşılığında basılan paralardır.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;ABD’nin çöküşü dolara bağlı&lt;br&gt;
Milli ekonomi modelinin sadece Türkiye’nin değil ekonomik buhrandan çıkmak isteyen tüm toplumların tek çaresi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş Rusya’dan örnek verdi. Rusya başbakanı Vladimir Putin’in ekonomi danışmanı Prof. Dr. Victor Minin’in düzenlenen Milli Ekonomi Modeli kongrelerinden üçüne katıldığını ifade eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, Rus profesör Minin’le küresel kriz ve ABD üzerine yaptıkları bir konuşmayı ve sonuçlarını şöyle açıkladı: “Siz ABD’nin batmasını istiyorsanız -evet istiyoruz dedi- o zaman yapacağınız iş, milli paraları öne çıkaracak, doların dolaşımını kısıtlı hale getireceksiniz. Yani dolar Rusya’da, Çin’de ve Hindistan’da dolaşımda olmayacak. Ona beş on tane ülke saydım. Bu ülkelerde doları tedavülde devreden çıkartırsanız ve o ülkelerin milli paralarıyla ihracat ve ithalat yapmayı mecbur hale getirirseniz, dünya bunlara bakar, bu uygulama hayata geçer. Ondan sonra bakarsınız ki bir anda ABD’nin yıldızı sönmüştür. Rusya’ya döndüler ve bu konuşmadan bir hafta sonra Rusya Çin’le anlaştı. Dediler ki, bundan sonra ticaretimiz milli paralarımızla olacak. Biz sizden mal aldığımızda size Çin parası vereceğiz. Siz bizden mal aldığınızda bize Rus rublesi vereceksiniz. Analaşmanın içerisine Hindistan’ı da dahil ettiler. Şu anda Rusya merkezli dünya hayata geçirmeye başladı. Ulusal paraları ön plana geçecek ve doların ipini çekecekler. Eğer dolar çökerse ABD’nin de hayatı sona erer. O zaman ABD’nin dediği dedik olmayacak.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TUNALIM…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/tuerkiye-nin-gelecegi-btp-de-6426849/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/prof-dr-haydar-bas-obama-is-theater-play-6426813/</id><title>PROF. DR. HAYDAR BAS;Obama is ..THEATER PLAY</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/prof-dr-haydar-bas-obama-is-theater-play-6426813/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T18:53:39+02:00</published><updated>2009-06-30T18:53:39+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
A.B.D. Chairman of the Islamic world from Egypt to Obama’nın is called, ‘The Professor ESSELAMUALEYKÜM’le start evaluating the speech. Dr. Haydar THE TOP THEATER”Obama’nın ibarettir; is cheating, and lying is wrong.”He said.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Haydar PER, U.S. President Barack Obama’nın&lt;br&gt;
Egypt has called on the Islamic world, ’starting ESSELAMUALEYKÜM’le,”Childhood and would wake up with my voice …” Ezan&lt;br&gt;
was ongoing in the form of speech.&lt;br&gt;
With the goal of this new tactic, which the Islamic world against the United States&lt;br&gt;
reflex is to be no expression of the&lt;br&gt;
Prof. Dr. Haydar PER, the country’s already&lt;br&gt;
Reminded the attacks in Afghanistan and Pakistan.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tricks and YALAN made …&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Speech in Egypt a ‘ESSELAMU ALEYKÜM’ words starting with&lt;br&gt;
Which consists of saying that the theater is done Obama’nın&lt;br&gt;
Prof. Dr. Haydar Baş has continued to speak as follows:&lt;br&gt;
De man is not”: Made SEN DE what is RIGHT, WHY did SEN Muslim? ‘Verily, Allah is the third of three that the unbelievers DE OLMIŞTUR’ says Cenab-I RIGHT.&lt;br&gt;
‘Allah is the third of three’ Who says so?: Christians …&lt;br&gt;
Obama is a member of what religion?: Christianity …&lt;br&gt;
At that time the theater is simply Obama’nın, is cheating, and lying is wrong. Muslims of the world does not cheat them.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Haydar PER, A.B.D. Chairman of EGYPT&lt;br&gt;
speech of the word, was expressed in a very important project&lt;br&gt;
as was pointed out. Prof. Dr. PER Haydar said:&lt;br&gt;
To use such expressions”Obama’nın meaning: the Islamic world will not be our Effect, U.S. opposition, the Movement for OLMA Mani, the U.S. HOŞ BAK, you are GOOD DE,&lt;br&gt;
We have them in and they’re pretty, too, and the occupation will let. This is the logic Obama’nın words. This is a project.&lt;br&gt;
This project is the disposal of the Islamic world, has İLHAN.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;NO PLACE in the West to Mercy …&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Following this question the United States in Afghanistan and Pakistan has carried out violent attacks BTP Genel Başkanı Prof. reminders. Dr. PER Haydar said:”Well, seeing that, of this western civilization, have mercy on that, what is the current state of Afghanistan?&lt;br&gt;
Obama words to express this in Egypt in the days when Afghanistan was a lot of events.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;MİLLET DE, POLITICAL DE AYIK should …&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;The old name, ‘DİNLERARASI DIALOGUE’ new name, the ‘Alliance of Civilizations’ project that draws attention to the General Chairman of the BTP, Turkey’s Muslim identity, because the European Union not to accept the statement that follows the words continued:”The Prophet Aleyhisselatü vesselam buyuruyor Efendimiz that’ Ahir When such a time in which Christians enter the cellar hole, but the mouse into the hole to hole, but it will work my nation. ” Not so now? Yahu men do not accept you. Kabul etmez. This is a law. Per devşirsene mind. At this point I need to wake up the nation’s politics, too.”&lt;br&gt;
 ((((PROF. DR. HAYDAR BAŞ : ”OBAMA TİYATRO OYNUYOR…”))))&lt;br&gt;
A.B.D. Başkanı Obama’nın Mısır’dan İslam dünyasına seslendiği, ‘ESSELAMUALEYKÜM’le başlayan konuşmasını değerlendiren Prof. Dr. Haydar BAŞ ”OBAMA’NIN YAPTIĞI TİYATRODAN İBARETTİR; hiledir, yanlıştır ve yalandır.” dedi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Prof. Dr. Haydar BAŞ, ABD Başkanı Barack Obama’nın&lt;br&gt;
MISIR’dan İSLAM DÜNYASIna seslendiği, ‘ESSELAMUALEYKÜM’le başlayıp, ”Çocukluğumda EZAN sesiyle uyanırdım…”&lt;br&gt;
şeklinde devam eden konuşmasını değerlendirdi.&lt;br&gt;
Bu yeni taktikle hedefin, İslam dünyasının A.B.D.’ye karşı olan&lt;br&gt;
refleksinin yok edilmek olduğunu ifade eden&lt;br&gt;
Prof. Dr. Haydar BAŞ, bu ülkenin hali hazırda&lt;br&gt;
AFGANİSTAN ve PAKİSTAN’da yaptığı saldırıları hatırlattı.&lt;br&gt;
YAPILANLAR HİLE VE YALAN…&lt;br&gt;
MISIR’daki konuşmasına ‘ESSELAMU ALEYKÜM’ sözüyle başlayan&lt;br&gt;
Obama’nın yaptığının tiyatrodan ibaret olduğunu söyleyen&lt;br&gt;
Prof. Dr. Haydar Baş konuşmasını şöyle sürdürdü:&lt;br&gt;
”Demezler mi adama ki: MADEM SENİN DEDİKLERİN DOĞRUDUR; NEDEN SEN MÜSLÜMAN OLMADIN? ‘ŞÜPHESİZ Kİ, ALLAH ÜÇÜN ÜÇÜNCÜSÜDÜR DİYENLER KAFİR OLMIŞTUR’ diyor CENAB-I HAKK.&lt;br&gt;
‘Allah üçün üçüncüsüdür’ diye kimler diyor?: Hıristiyanlar…&lt;br&gt;
Obama hangi dine mensuptur?: Hıristiyanlık…&lt;br&gt;
O zaman Obama’nın yaptığı TİYATROdan ibarettir, hiledir, yanlıştır ve yalandır. Bunlarla Müslümanları kandırmanın bir alemi yok ki.”&lt;br&gt;
Prof. Dr. Haydar BAŞ, A.B.D. Başkanı’nın MISIR&lt;br&gt;
konuşmasındaki sözlerinin, çok önemli bir proje kapsamında ifade edilmiş&lt;br&gt;
olduğuna işaret etti. Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi:&lt;br&gt;
”Obama’nın böyle ifadeler kullanmasının manası: İslam dünyası BİZİM YAPTIKLARIMIZDAN ETKİLENMESİN, BİZE KARŞI ÇIKMASIN, HAREKETLERİMİZE MANİ OLMASIN, BİZE HOŞ BAKSIN, İYİ DESİN,&lt;br&gt;
GÜZEL DESİN ve kendi içinden biz bunları yok edelim ve işgal edelimdir. Obama’nın sözlerini mantığı budur. Bu bir projedir.&lt;br&gt;
Bu projenin içinde İSLAM DÜNYASININ İMHASI vardır, İLHAKI vardır.”&lt;br&gt;
BATILILARDA MERHAMETE YER YOK…&lt;br&gt;
Bu sözlerin ardından AFGANİSTAN ve PAKİSTAN’da A.B.D.’nin gerçekleştirdiği vahşi saldırıları hatırlatan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar BAŞ şunları söyledi: ”Peki, madem, bu batılıların medeniyetinde bu kadar merhamet var, şu andaki Afganistan’ın hali nedir?&lt;br&gt;
Obama Mısır’da bu sözleri ifade ettiği gün Afganistan’da bir sürü olaylar oldu.”&lt;br&gt;
MİLLET DE, SİYASET DE AYIKMALI…&lt;br&gt;
Eski adı, ‘DİNLERARASI DİYALOG’ yeni adı, ‘MEDENİYETLER İTTİFAKI’ olan projeye de dikkat çeken BTP Genel Başkanı, Türkiye’nin Müslüman kimliğinden dolayı Avrupa Birliğine kabul edilmediğini ifade ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: ”Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Efendimiz buyuruyor ki; ‘Ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, Hıristiyanlar kiler deliğine girse, fare deliğine girse ümmetim o deliğe girmeye çalışacak.’ Öyle değil mi şimdi? Yahu adamlar seni kabul etmiyorlar. Kabul etmez. Bu bir kanundur. Aklını başına devşirsene. Milletin de bu noktada uyanması lazım siyasetin de.”TUNALIM…
&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/prof-dr-haydar-bas-obama-is-theater-play-6426813/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/ekonom-304-k-304-deoloj-6426809/</id><title>EKONOMİK İDEOLOJİ</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/ekonom-304-k-304-deoloj-6426809/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T18:52:27+02:00</published><updated>2009-06-30T18:52:27+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Her felâketin, her belânın terbiye edici, düşündürücü, yeni ufuklar açıcı bir tarafı bulunabilir. Küresel ekonomik krizde de böyle olmuştur. Bu kriz olmasaydı, birçok kimse liberalizmi, daha geniş anlamda Batılı ekonomik modelleri tartışmayacaktı. Nitekim tartışmıyorlardı. Temelleri sakat, kuralları tutarsız, birçok sorun karşısında çözümsüz ve çaresiz kalan bu modeller, kesin doğrular gibi kabul görüyorlardı. Şimdi ise sadece Batılı ekonomi modelleri değil, topyekün Batı medeniyeti tartışılıyor. Tartışanlar arasında o medeniyetin asıl sahipleri de var. İşte, işin ilginç ve önemli yanı burası. Küresel kriz sebebiyle Batılı ekonomistler, yazarlar, siyaset, bilim ve işadamları fikir beyan ettiler, halen  de ediyorlar.&lt;br&gt;
Beyan edilen fikirler içerisinde en dikkat çekici ünlü milyarder James Goldsmith’inki oldu. Goldsmith şöyle diyor: “Tamamen değişen şartlara rağmen benimsemiş olduğu ekonomik ideolojinin geçerliliğini sorgulamayan medeniyetin kendi kendini yok etmesini seyretmek, ne kadar da şaşırtıcı bir şey”. Demek ki, bugüne kadar Batıda uygulanan ve dünyaya dayatılan ekonomi modelleri bilimsel ve evrensel gerçekler değilmiş, ekonomik ideolojilermiş. Dahası, Batı medeniyeti bunların üzerine bina edilmiş. Eğer bunlar çökerse –ki çöküyor- o zaman Batı medeniyeti de çökecektir. Burada akla şu soru gelebilir: “Peki, ideolojiler bilimsel ve evrensel değil mi?”. Hemen cevap verelim. Değil, ideolojiler, Batı dünyasında belli bir sınıfın, özellikle de egemen, sömürücü sınıfın gerçeğidir. Bu anlaşılınca Batılılar, ideolojileri bilimsel kılıflara soktular ve ardından da “ideolojiler öldü” diyerek toplumları kandırmaya çalıştılar, büyük oranda da kandırdılar.&lt;br&gt;
Rahmetli Cemil Meriç, bu konuda şunları söyler: “İdeolojilerin zevali nazariyesi, dünyamızdaki ilerleme hamlelerini durdurmak için başvurulan son hile belki de. Kimse toplum yapısını değişiştirmeye kalkmasın diye, babadan kalma tutucu ideoloji yepyeni bir hüviyetle sahneye çıkarılmaktadır. Filhakika kalabalıkların ideolojilerden soğuması, kurulu düzenin çok işine gelmektedir ve tevekküle götüren bir soğuma. Tenkit zihniyetini boğan bir ruh iklimi geliştirmektedir”. (Bkz. Kırk Ambar, c.2, s. 299-300). Goldsmith’in sözleri, bu gerçeğin itirafı mahiyetindedir. Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu söyleyen Batılı yalnız Goldsmith değil. Aklı başında olan her Batılı bunun farkındadır. Bunlardan biri de BM İnsan Hakları Danışma Kurulu Üyesi Jean Ziegler’dir. Ziegler, küresel ekonomik krizin bir ‘medeniyet krizi’ olduğunu söylüyor.&lt;br&gt;
Batı medeniyetinin çökmekte olduğunu, küresel kriz çıkmadan, yıllar önce de söyleyenler  vardı. Meselâ, Fransız filozof Rene Guenon, Batı medeniyetinin sürekli kriz doğurduğunu ve çökeceğini haber verenlerdendir. Geunon, “Çağdaş Dünyanın Bunalımı” adlı eserinde şöyle diyor: “Bitecek olan bugünkü şekliyle Batı medeniyetidir. Batı medeniyetini dünyanın bütünü sayanlar, onun için kıyamet kopacakmış gibi telâşa düşüyorlar. Aslında bir devrin sonu bu, daha doğrusu kozmik bir devrenin. Mazide kavimler, ırklar, medeniyetler silinmiş tarih sahnesinden, silinecek de. Ne var ki, bu defaki kapsamlı, etkilerini bütün dünyaya hissettirecek bir değişiklik” (A.g.e., c.2, s. 443). Batı medeniyetin yıkılmasıyla, dünya yıkılmaz. Bir medeniyetin yıkılması, yeni bir medeniyetin müjdecisidir. İyi de, bu medeniyet hangi medeniyet olabilir?  Bu soruya cevap verebilmek için tekrar Goldsmith’in sözüne dönmek gerekir. Goldsmith’e göre, Batı medeniyetinin temeli, geçerliliğini yitirmiş ekonomik ideoloji değil miydi?  O halde yeni medeniyetin müjdecisi, bilimsel gerçeklere dayanan yeni bir ekonomi modeli olmalıdır. Bu da, ‘Milli Ekonomi Modeli’ adıyla ortaya konulan modeldir. Gerçekten krizden çıkmak, krizi fırsata dönüştürmek isteniliyorsa, tek çare ‘Milli Ekonomi Modeli’ni uygulamaktır. Gerisi,  bataklıkta debelenmektir.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;EKONOMİK TERÖR ÖRGÜTLERİ&lt;img src="/img/smilies/icon_biggrin.gif" alt=":D" class="middle" border="0"&gt;ünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF… gibi uluslararası kuruluşları, ‘Ekonomik Terör Örgütleri’ olarak nitelendirenlerin sayıları her geçen gün artıyor. Diyeceksiniz ki, “bu kuruluşlarda çalışan binlerce eleman var.  Politikalarını savunan ve uygulayan hükümetler var. Peki, onları nasıl adlandıracağız?”. Söz konusu kuruluşlarda çalışmış bazı kişiler, itirafta bulunuyor ve yaptıkları işin, ‘Ekonomik Teröristlik’ veya ‘Ekonomik Tetikçilik’ olduğunu söylüyorlar. Ekonomik teröristlik kavramı, ülkemizde de tartışma konusu oldu. TİM Başkanı Oğuz Satıcı, “yapacağımız çalışmalarla ekonomik terör ortamını önlemek istiyoruz” dedi. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz bu eleştiriye, “ekonomik terörist değiliz” diyerek cevap verdi. Bu tartışma şunu gösteriyor: Demek ki, kimilerine göre, ekonomik terör örgütlerinin politikalarını uygulayanlar,  ekonomik terörist tanımına dahildir. Aslında, adam öldüren, suikast ve katliam yapan, şiddete başvurun teröristlerle, ekonomik teröristlerin yaptıkları arasında temelde ve amaçta bir farklılık yoktur. Dünyada, her gün 24 bin insanın açlıktan ölmesine sebep olan ekonomik teröristlerin, silâhla insan  öldüren teröristlerden  farkı var mı? Tek fark şudur: Birisi silâhla, diğeri aç bırakarak öldürüyor. Ama sonuç aynı. Her ikisi de öldürüyor.&lt;br&gt;
Ekonomik terör örgütleri ve ekonomik teröristler,  yaptıklarını açıklık içerisinde gizliyorlar. Daha doğrusu, yardım yapma rolü oynuyorlar. Görünüşte, sahiden yardım da yapıyorlar. Ama karşılığında bazı politikalar dayatıyorlar. Meselâ, borçlanmaya ve dışa açılmaya dayalı ekonomi politikaları gibi. Bu politikaları benimseyen ülkelerin,  borçları ve bağımlılıkları artıyor. Birkaç örnek sunalım: Gana, 2002 yılında IMF ile anlaştı. IMF, bilinen politikalarını dayattı. Tarım ve sanayide devlet desteğini kaldır. Kamu harcamalarını kıs. Yatırım yapma. Gümrük duvarlarını yık, ithalatı kolaylaştır. Devlet kuruluşlarındaki memur ve işçi sayısını azalt. Özelleştirmeye devam et. Gana, denilenleri yaptı. Avrupa Birliği’nden gelen ithal mallar Gana’yı istilâ etti. Ganalı çiftçiler, ekemez, dikemez, biçemez duruma düştüler. Sözün özü, aç kaldılar. IMF, Zambia’ya da aynı oyunu oynadı. Zambia’ya yerel giyim sanayiyi korumaya yönelik gümrük vergilerini kaldırttı. Zambia, ucuz, kalitesiz tekstil ürünleriyle doldu taştı. Haliyle yerli firmalar üretimi terk etti. Peru’da da aynısı oldu. IMF, Peru’ya hububat üzerindeki gümrük vergilerini aşağı çektirdi. Tabii olarak, Peru çiftçisi, yılda 40 milyar dolarlık destek alan ABD çiftçisiyle rekabet edemedi. Peru borçlandırıldı, borcunu ödemek için bakır ve fosfat madenlerinin işletmesini yabancılara devretmek zorunda kaldı.&lt;br&gt;
IMF ile anlaşan ve IMF programlarını uygulayan ülkelerin durumu hep böyle olur.  Bu inkâr edilemez gerçek ortada iken, birileri çıkıyor, “IMF ile anlaşmanın ülkemize güven ve güç getireceğini” söyleyebiliyor. Gerçeğin, bu kadar ters yüz edilmesi insanı şaşırtıyor. Halbuki güvenli ve güçlü hiçbir ülke IMF ile anlaşmaz, IMF programlarına asla iltifat etmez. Doug Henwood, bunu şöyle anlatıyor: “Birleşik Devletler, sıradan bir ülke olsa, yapısal ayarlamanın en birincil adayı olurdu. Kendi servetimizin çok ötesinde bir yaşam sürüyoruz, muazzam ve gittikçe daha da büyüyen dış borçlarımız var, devasa bir bütçe açığına sahibiz ve hükümetler bu konuda bir şeyler yapmaya en ufak bir ilgi göstermiyor. Birleşik Devletler eğer sıradan bir ülke olsaydı, IMF kapımızda belirir ve ekonomik durgunluk yaratmamızı, dış hesapları dengelememizi, daha az tüketmemizi, daha fazla yatırım ve tasarruf yapmamızı isterdi bizden. Ama Birleşik Devletler bildiğimiz Birleşik Devletler olduğundan böyle bir şey elbette ki gerçekleşmeyecek. O reçete bizim için değilse, başkaları için nasıl oluyor da o kadar şifa verici kabul ediliyor” (Bkz. Steve Hiatt, Küresel Kriz ve Büyük Resim, s. 36-37). Bir yabancının, bu itirafları karşısında duralım ve düşünelim. “IMF bağımlısı olmak, ayrılmayı göze alamamak, neyi ortaya koyuyor? Acaba, bu kişiler, farkında olmadan ekonomik teröristlik mi yapıyorlar? İşte, tartışılması gereken en temel sorunlarımızdan birisi de budur.  Bu ve bunun gibi birçok temel sorunun, temel çözümü ‘Milli Ekonomi Modeli’nde. Ama görecek göz gerek.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;H.Yıldırım-TUNALIM….  ( &lt;a href="http://tunalim17btp.socialgo.com/home.html"&gt;http://tunalim17btp.socialgo.com/home.html&lt;/a&gt; )&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/ekonom-304-k-304-deoloj-6426809/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/b-304-z-304-m-ba-350-bakanimiz-gar-304-p-adamdir-6426799/</id><title>BİZİM BAŞBAKANIMIZ GARİP ADAMDIR..</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/b-304-z-304-m-ba-350-bakanimiz-gar-304-p-adamdir-6426799/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T18:50:54+02:00</published><updated>2009-06-30T18:50:54+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:&lt;br&gt;
“ İsrail devlet terörü uyguluyor” diyerek İsrail’i terörist ilan eder, sonra da aynı terörist devletin terörist faaliyetlerini daha güzel yapması için ihtiyaç duyduğu finansmana destek olarak altın tepsi içinde vatan toprağı ikram eder.&lt;br&gt;
Bizim Başbakanımız garip bir adamdır:&lt;br&gt;
Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına “Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” diye meydan okur, ardından adam öldürme sanatını büyük bir ustalıkla uygulayan İsrail’e, Başbakanı olduğu ülkenin sınırını teslim etmek için ülkeyi birbirine katar.&lt;br&gt;
Bizim Başbakanımız garip adamdır:&lt;br&gt;
Ömrünün büyük bir bölümünü Siyonist sermayenin aleyhine konuşmalar yapmakla geçirir, ama son döneminde “paranın dini imanı yoktur” diyerek Siyonist sermayenin Türkiye’de hükümranlık kurmasına destek verir.&lt;br&gt;
Bizim Başbakanımız garip adamdır:&lt;br&gt;
Kendi partisine oy veren Hataylı köylüler “Bizim de toprağa ihtiyacımız vardır, ne olur mayınlardan temizlenen araziyi bize verin, bizi fukaralıktan kurtarın” diye yalvarırken o, İsrail çiftçisinin fukaralıktan kurtulması için sınır toprağını İsrail’e verme hazırlığı içindedir.&lt;br&gt;
Bizim Başbakanımız garip adamdır:&lt;br&gt;
Bir Başbakan olarak kendi köylüsünü “efendi, ağa, toprak sahibi” yapması gerekirken onlara “Buraları İsrail alırsa İzaklar çalışmayacak, Ahmetler, Mehmetler çalışacak” diye seslenir ve “Yeni ağanız İsrail’dir. Artık onun ırgatısınız!” demeye getirir.&lt;br&gt;
Bizim Başbakanımız garip adamdır:&lt;br&gt;
Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir devlet (Afrika ve kabile devletleri dahil), hudut bölgelerini yabancı yatırım adı altında “patates, domates üretecekler, organik tarım yapacaklar” gibi saçma sapan gerekçelerle yabancılara devretmez, bizim başbakanımız bu “muazzam!” icraatını “para cıva gibidir!” gibi “çağlar üstü!” bahanelerle kamuoyuna izah etmeye çalışır.&lt;br&gt;
Bizim Başbakanımız garip adamdır:&lt;br&gt;
En önemli özelliklerinden birinin gür sesiyle şiir okumak olduğunun bilinmesiyle övünür. Bir yandan, İstiklal Marşı’nın “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” dizelerini okur öbür yandan o serhat boylarını İsrail’e vermekle gurur duyar.&lt;br&gt;
Bizim “ dindar!” Başbakanımız garip bir adamdır:&lt;br&gt;
Milli Güvenlik Kurulu’nda karşı karşıya oturduğu generallere “ filan parti başkanı tarikatçıdır ,dindardır, sakallıdır, niye onun üzerine gitmiyorsunuz” diyerek “bir Müslüman siyasetçiyi” şikayet eder, sonra da Yahudi İsrail’e 650 bin dönüm vatan toprağını 44 yıllığına hediye etmekte beis görmez.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BAK HACIM!..Uzun zamandan beri etkisinde yaşadığın papaz büyülerinden ötürü ve duman altı olduğun kilise tütsülerinden dolayı geldiğin–getirildiğin vahim noktayı anlamakta zorlanıyorsun.&lt;br&gt;
Yarım asrı aşkın bir süredir senden “hizmet–himmet” diyerek para alan, adam yetiştiriyoruz diye caka satan kadronun bekledikleri adamları çoktan yetişmiştir. Bugün devletin her kademesinde, her köşe başında onların adamları vardır, yani senin paralarınla yetiştirilen adamlar…&lt;br&gt;
İşte o adamların yönetmekte olduğu canım ülkemden her gün yürek burkan haberlerle sarsılıyoruz.&lt;br&gt;
İşini–aşını kaybetmekten ötürü, borç batağına saplanmaktan ötürü cinnet geçiren ve aile katliamlarına imza atan katiller sayısı her gün artıyor.&lt;br&gt;
Ecnebi cephelerinden gelen her emri baş tacı yapıp hemen uygulamaya soktukları için, ecnebi cephelerinden gelen bütün emirler de milletimizi kul–köle yapmaya yönelik olduğu için her geçen gün dik duruşunu kaybeden bir millet olma yolunda çok hızlı ilerliyoruz.&lt;br&gt;
Bak hacım!&lt;br&gt;
Senin paralarınla yetiştirilen adamların yönettiği canım ülkemden acılar ve sancılar hiç eksik olmuyor.&lt;br&gt;
Bak hacım! Çeyrek asırdan beri bu milletin gencecik fidanlarını, sırf vatanı, sırf bayrağı, sırf namusu bekledikleri için acımasızca kurşunlayan alçaklar devletle masaya oturma aşamasına gelmişlerdir–getirilmişlerdir.&lt;br&gt;
Dünün bebek katilleri bugün devlete emirler yağdırma noktasına gelmiştir ve emirleri sözcüleri tarafından meclis kürsüsünden ilan edilmektedir.&lt;br&gt;
“Hizmet–himmet” diyerek topladığınız paralarla yetiştirilen adamlar, küresel güçlere teslim olmaya ayarlı yetiştirildiği için, okyanus ötesinden gelen emirlerin yerine getirilmesini takip etmektedirler. Hatta küresel eşkıyaların emirlerini tatbik noktasında yarışmaktadırlar.&lt;br&gt;
Onların lügatında en başarılı adam, en başarılı yönetici, vatan ve millet düşmanları tarafından dayatılan sinsi planları millete en kolay hazmettiren adamdır.&lt;br&gt;
Mayınlı arazileri temizleme meselesinde sergilenen yırtınmaları iyi takip etti isen fazla söze hacet yoktur. Ama hacım, senin paralarınla yetiştirilen ve bu “hizmetin” medya kısmında görev alan kalem ve kelam sahipleri de okyanus ötesinin yorumlarını sizlere hazmettirmekle görevli oldukları için sizin günleriniz de hazmetmekle geçiyor.&lt;br&gt;
Bak hacım!&lt;br&gt;
Gelinen nokta oldukça vahim ve bu eser sizin eseriniz.&lt;br&gt;
Bilmem aklınızda mı bu toprağın bir de altı var, hesap var, kitap var…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BAK HACIM!..ABD’nin Türkiye’yi de bölen Büyük Ortadoğu Projesi’nin görevilisi olduğunu her fırsatta söyleyen Tayyip Erdoğan’ın 4 Kasım 2002 tarihinde yani seçimlerden 1 gün sonra ABD Savunma Bakan Vekili Paul Wolfowitz’e yazdığı ihanet belgesi ‘… &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Dr. Paul Wolfowitz&lt;br&gt;
Savunma Bakan Vekili&lt;br&gt;
Pentagon&lt;br&gt;
Washington DC, 20301&lt;br&gt;
Ford&lt;br&gt;
4 Kasım 2002&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Değerli Dr. Wolfowitz,&lt;br&gt;
Ülkelerimiz arasındaki tarihsel ortaklık ve dostluğun gelecekte de sürmesi ümidimi paylaşmak için, bu mesajımı ortak dostlar aracılığıyla doğrudan size ulaştırmak isterim.&lt;br&gt;
Seçim sonuçlarının bizim genelkurmay saflarında biraz rahatsızlık yaratmış olabileceğinden, resmî konumunuz gereği, hiç kuşkusuz haberdarsınızdır. Bilmenizi isterim ki, onların Türkiye’nin müreffeh, seküler (çağdaş) ve birinci dünya topluluğunun güvenilir bir üyesi olması ümitlerini partim ve ben de paylaşıyoruz. Ve geçmişte hiç olmadığı kadar birleşmiş olan ülkemizin çıkarları için en iyisi olacak şekilde birlikte çalışabileceğimiz kanaatindeyim.&lt;br&gt;
Bu amaçla, Org. Özkök ile mümkün olduğu kadar kısa sürede mahrem, özel bir toplantı yapabilmeyi ümit ediyorum. Özel cep numaram şudur: 0533 7…&lt;br&gt;
Bu yardım ve ülkeme geçmişte gösterdiğiniz dostluk için çok teşekkürler.&lt;br&gt;
Sizinle kişisel olarak görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.&lt;br&gt;
Samimiyetle sizin olan,&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Recep Tayyip Erdoğan&lt;br&gt;
Genel Başkan&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tayyip Erdoğan, bu ihanet mektubunu 3 Kasım seçimlerinden bir gün sonra ABD Savunma Bakan Vekili Paul Wolfowistz’e yazdı. Mektubu özel kurye ile gönderen Erdoğan, özel cep telefonu numarasını da bu mektuba yazmış. Erdoğan mektupta, Genelkurmay’ı, 3 Kasım 2002 seçim sonuçlarından rahatsız olduğu gerekçesiyle, ABD Savunma Bakan Vekiline şikâyet etti. Wolfowitz’ten Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanı ile kendisi arasında arabuluculuk yapması istedi. Erdoğan’ın mektubundaki “bu yardım ve ülkeme geçmişte gösterdiğiniz dostluk için çok teşekkürler. Sizinle kişisel olarak görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Samimiyetle sizin olan,” sözleri de bir “amir-memur” ilişkisini yansıtıyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bu mektupla ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi memurluğunu açıkça sergileyen Tayyip Erdoğan, mektubu bu güne kadar yalanlamadı.                                                                                      TUNALIM…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/b-304-z-304-m-ba-350-bakanimiz-gar-304-p-adamdir-6426799/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/teroeruen-adini-koyab-304-lmek-6426795/</id><title>TERÖRÜN ADINI KOYABİLMEK</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/teroeruen-adini-koyab-304-lmek-6426795/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T18:49:43+02:00</published><updated>2009-06-30T18:49:43+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Yaşanan son Diyarbakır Lice deki saldırıda şehit olan askerlerimizi de hayatlarının baharında vatanın kara bağrına gömdük. Dün olduğu gibi bugün de yarın da bu topraklar için canını verecek yiğitler var olacaktır. Eğer vatan olarak kalacaksak..!&lt;br&gt;
Çünkü vatan olmanın, vatan kalmanın bir  bedeli vardır. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki bu vatanın evlatları da vatanları uğrunda can vermeye devam edecektir. Şairin dediği gibi “Bayrakları bayrak  yapan üstündeki kandır. Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır”&lt;br&gt;
Koltuklarında rahatça oturup, pervazsızca  kahraman askerlerimiz hakkında yazılar yazan, sözler sarf eden, iftiralar atan, sinsi oyunlarla yıpratmaya çalışanlar olduğu ve olacağı gibi uğrunda canlarını seve seve verenler de yine askerlerimiz olmaktadır. Teröre karşı verilen kayıplara bakıldığı zaman cephede yapılan savaşlarda verilen kayıplardan daha fazla kayıplar verildiği görülmektedir.&lt;br&gt;
Ve kayıplarımız gün geçtikçe artmakta, sözüm ona terörü önlemek için içerde ve dışarıda verilen tavizler diz boyunu aşmaktadır. Gelinen bu noktada devlet ve millet geriye dönüp yapılanları ciddi manada gözden geçirmek zorundadır. Yıllardır önlenemeyen bir terör varsa ve bu da gün geçtikçe hortlayarak(artarak) devam etmekteyse ortada bir yanlış vardır…&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Diyarbakır’ın Lice ilçesinde teröristlerin hain pususu sonucu askerlerimizin şehit edilmesi üzerine açıklama yapan Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve şehitlerin ailelerine baş sağlığı diledi. Türkiye üzerinde oynanan küresel oyunlara dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyledi. Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan bir an önce kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, terörün kökünün kazınması için “Baba Devlet” anlayışının hayata geçmesi gerektiğini konuşmasında dile getirdi.&lt;br&gt;
Prof. Dr. Haydar Baş, BOP projesinin temel amacını açıkladı. “BOP’un asıl hedeflerinden birinin bölgede Kürt devleti kurulması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Baş, “Bunu Kürt halkı mı istiyor? Hayır… Onların ilgisi yok… Batılı güçlerin asıl amacı 1980’dan önce yaptıkları gibi Türkiye’de iç savaşmak çıkartmaktır” dedi. Terörün kaynağının dışarıda olduğunu da dile getirdi.&lt;br&gt;
 “Bu topraklarda gözü olanlar bizi birbirimize düşürmek istiyor” diyen Prof. Dr. Haydar Baş sinsi planın nasıl uygulandığını da tüm ayrıntılarıyla anlattı. Prof. Baş yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yuvalanan misyonerlerin fitne tohumları ekerek bu bölücülük ve ayrımcılığı körüklediğine dikkat çektiği konuşmasında, “Bu tohumlar milleti bölme, parçalama ve de bu milleti birbirine düşürme tohumlarıdır” dedi. AB’ye uyum ve daha çok demokrasi diyerek çıkarılan yasaların terörü azdırıp bu noktaya getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Baş şöyle konuştu: “Demokrasi havarisi geçinenler bilsinler ki, bu yutturmacaları millet asla yutmaz. Burada hedef yüce Türk milletidir, Türk toplumudur, devletidir ve coğrafyasıdır. Aklımızı başımıza devşirelim.”&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Terörün vatandaşların içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan beslendiğini ve bundan dolayı tüm vatandaşların açlık, fakirlik ve muhtaçlıktan kurtarılması gerektiğine işaret eden BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “insanlar kendi memleketlerinde geçimlerini sağlayabilmeli” şeklinde konuştu. “İnsanımız gidip de parayı sadece İstanbul’da kazanmayacak veya Ankara’da kazanmayacak. Nerede kazanacak? Diyarbakır’da da kazanacak, Muş’ta da, Antep’te de kazanacak” diyen Prof. Dr. Baş, “İşte devlet, bu imkânları vatandaşının önüne koyabilen güçtür. Bunu yapabilen adama ne denir? Devlet adamı ve siyaset adamı denir. Bunu yapamayan adama da hiç bir şey denmez” şeklinde konuştu.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bugünden tezi yok, Sayın Baş’ın sözlerine gerek Ankara gerek milletimiz kulak vermeli, geçen zamana ve kaybettiğimiz vatan evlatlarına yazık olmaktadır.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TUNALIM…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/teroeruen-adini-koyab-304-lmek-6426795/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/gueney-afr-304-ka-da-resesyonda-6426787/</id><title>GÜNEY AFRİKA’DA RESESYONDA</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/gueney-afr-304-ka-da-resesyonda-6426787/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T18:48:45+02:00</published><updated>2009-06-30T18:48:45+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
Güney Afrika ekonomisinin bu yılın ilk üç ayında yüzde 6,4 oranında küçüldüğünün açıklanmasıyla, ülke ekonomisi resmen gerileme dönemine girdi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonominin gerilemesi yeni Cumhurbaşkanı Zuma’yı zor durumda bırakacak &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Afrika’nın en büyük ekonomisi ondan önceki üç ayda, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,8 oranında küçülmüştü.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Güney Afrika ekonomisinin bu yılın ilk üç ayındaki performansına ilişkin sayılar, 1984′den bu yanaki en büyük gerilemeye işaret ediyor ve böylece ülke 1992 yılından bu yanaki ilk kez resesyona girmiş oluyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ekonomide resesyon genellikle, iki çeyrek üstüste küçülme kaydedilmesi olarak tanımlanıyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Barnard Jacobs Mellet adlı yatırım kuruluşundan ekonomi uzmanı Elna Moolman, “Tahmin ettiğimizden daha kötü bir durum söz konusu.” dedi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Moolman son verilerin, ekonomideki gerilemeyi doğrulamış olduğunu, 2009 yılı bunca kötü başladığı için, yılın tamamındaki büyüme konusunda karamsarlık ve kaygı yarattığını kaydetti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Güney Afrika Merkez Bankası’nın Perşembe günü faiz oranlarıyla ilgili kararını açıklaması bekleniyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Merkez bankasının faiz oranlarını bir puan indirmesi bekleniyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ülke ekonomisinin performasındaki beklenenden büyük gerileme, iki hafta önce işbaşına geçen ve yeni iş olanakları yaratacağı, yoksullukla savaşacağı sözünü veren Cumhurbaşkanı Jacob Zuma üzerindeki baskıyı artıracak.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Japonya’da rekor küçülme &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Japon ekonomisi 2009′un ilk üç ayında yüzde 4 küçüldü. Böylece yıllık bazdaki küçülme yüzde 15,2′yi buldu. &lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Japonya ihracata dayalı bir ekonomi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ancak küresel kriz nedeniyle dünyada Japon mallarına talep bir hayli gerilemiş durumda.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Özellikle Japon otomobilleri ve elektronik eşyalar giderek daha az alıcı buluyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bu yılın ilk üç ayında Japonya’nın ihracatı dörtte bir oranında azaldı.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Ancak ekonomistler verilerin Mart ayında bir miktar iyileşme gösterdiğini, dolayısıyla ileriki aylarda mütevazı da olsa bir büyüme elde edilebileceğini düşünüyor.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Japonya Başbakanı Taro Aso parlamentoda yaptığı konuşmada, sanayideki sorunun giderek hanelere de yansımaya başladığını belirtti.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bunun çok ciddi bir sorun olduğunu söyleyen Başbakan, hükümetin gerekli tedbirleri alacağını dile getirdi.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Birçok uzmana göre, gidişattan paniğe kapılan Japon halkı harcamak yerine tasarruf yapmaya çalışıyor ve bu da ekonomide küçülmeyi hızlandırıyor. Kaynak:BBC NEWS&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Tunalım..&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/gueney-afr-304-ka-da-resesyonda-6426787/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry><entry><id>tag:tunalim.blog.co.uk,2009-06-30:/2009/06/30/b-304-z-balkan-tuerkler-304-y-304-z-6426766/</id><title>BİZ BALKAN TÜRKLERİYİZ..</title><link rel="alternate" type="text/html" href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/b-304-z-balkan-tuerkler-304-y-304-z-6426766/"/><author><name>tunalim</name></author><published>2009-06-30T18:44:59+02:00</published><updated>2009-06-30T18:44:59+02:00</updated><content type="html">	&lt;p&gt;
BİZ&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;1354 yılından itibaren Osmanlı Türk İmparatorluğunun Trakya ve Balkanları fethetmesiyle birlikte Anadolu’dan rasgele değil yedi-göbek Türk aileler arasından özenle seçerek getirip, oraya yerleştirdiği&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;EVLÂD-I FATİHAN’ız…&lt;br&gt;
Biz,&lt;br&gt;
1877-1878’de doksan üç harbi de denilen, savaşta Plevne Müdafaası’nın ko-mutanı şanı büyük GAZİ OSMAN PAŞA’nın yolunda O’nun azim ve kararlılığında olduğumuzu defalarca ispat etmiş olan&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;BALKAN TURKLERİYİZ.&lt;br&gt;
Biz,&lt;br&gt;
1913’de, Anadolu’daki Millî Mücadele’den önce, Bulgar çetecilere karşı kurduğu millî kuvvetlere KUVA-YI MİLLÎYE ismini veren ve bu ifadeyi ilk defa kullanan Batı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TRAKYA TURKLERİYİZ.&lt;br&gt;
Biz,&lt;br&gt;
1913’de Anadolu’da yedi bin yıllık Türk tarihinde ilk muhtar Türk Cumhuriyeti olan BATI TRAKYA TÜRK CUMHURİYETİ’ni kuran istiklâl aşığı kahraman Türk Cumhuriyetçilerinin torunlarıyız. Biz, 1914’de, Cihan harbinde batılı emperya-listlere karşı “Cihad-ı ekber” ilan edildiğinde on binlerce gencinin Bulgar hududunu geçerek Osmanlı Türk ordusunda gönüllü olarak görev aldığı&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;RODOP TÜRKLERİYİZ.&lt;br&gt;
Biz,&lt;br&gt;
19 Mayıs 1919’da M. KEMAL ATATÜRK’ün Samsun’a ayak basmasıyla baş-layıp, Türk egemenliğinin 24 Temmuz 1923’de Lozan’da bütün dünyaca kabul edilişine kadar geçen döneme adını veren Türk Kurtuluş Savaşı’nın, tümen ve daha üst derece komutanlarının yüzde yetmişinin doğum yerleri olmasıyla iftihar ettiğimiz&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;RUMELİ TÜRKLERİYİZ…&lt;br&gt;
Biz,&lt;br&gt;
1923’den sonra Büyük Atatürk’ün “Oraları özbeöz Türk toprağıdır, ileride Tür-kiye Cumhuriyeti’nin Tuna Vilâyeti olacaktır!” diyerek göçlerine ve mübadelelerine izin vermedigi&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TUNA TÜRKLERİYİZ.&lt;br&gt;
Biz,&lt;br&gt;
1984’de Bulgaristan’daki komünist yönetimin Bulgarlaştırmak istemesi üzerine, her türlü hakkını savunmak üzere mücadele eden, dinini ve milliyetini terk etmeyen, Türk Dünyası’nın ayrılmaz parçası&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Bulgaristan Türkleriyiz.&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;Nihayet Biz,&lt;br&gt;
Anavatana gelip yerleştikten sonra, kimseden bir şey dilenmeyen, çalışkan, üretken, Türkiye’mizin tüm yasalarına sadakatla bağlı, demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinden yana&lt;/p&gt;
	&lt;p&gt;TURK OGLU TURKLERİZ.. TUNALIM…&lt;/p&gt;
&lt;p&gt; &lt;small&gt; &lt;a href="http://tunalim.blog.co.uk/2009/06/30/b-304-z-balkan-tuerkler-304-y-304-z-6426766/#comments"&gt;Comments&lt;/a&gt; &lt;/small&gt; &lt;/p&gt;</content></entry></feed>
